Her millet, tarih yolculuğunu sadece toprak üzerinde değil; aynı zamanda değerleri, hafızası ve ortak anlam dünyası üzerinde sürdürür. İnsanları bir arada tutan şey yalnızca sınırlar değil, aynı zamanda ortak aidiyet duygusudur.
Sosyal bilimlerin ortaya koyduğu gerçeklerden biri şudur: Sağlıklı bir milli kimlik bilinci, toplumsal dayanışmanın ve ortak gelecek inşasının çok önemli ve rasyonel motivasyon kaynaklarından biridir.
Ancak milletlerin büyüklüğü, sadece geçmişleriyle övünmelerinde değil; geçmişten aldıkları ahlaki mirası, zamanın ihtiyaçlarına uygun biçimde yeniden üretebilmelerinde gizlidir.
Türk tarihinin en güçlü kavramlarından biri töredir. Töre, yalnızca bir gelenekler bütünü değildir. O; düzeni, adaleti, hakkaniyeti ve toplumsal sorumluluğu ifade eden bir hayat anlayışıdır. Türk devlet geleneğinde hükümdar da törenin üstünde değil, töreye bağlı olmak zorundadır. Çünkü eski bir Türk hikmetli sözü şöyle der: "Devletin temeli adalettir."
Bugün ise insanlığın uzun mücadeleler sonunda ulaştığı en büyük siyasal kazanımlardan biri, hukukun üstünlüğüne dayalı demokratik devlet anlayışıdır. İnsan onurunu merkeze alan, devlet gücünü hukukla sınırlandıran, yönetenlerin de yönetilenler kadar kanun karşısında sorumlu olduğu bu düzen, çağımızın adalet arayışının kurumsal ifadesidir.
İşte bu nedenle Cumhuriyetin 2. yüzyılında Türk'ün yeni töresi; keyfiliğin değil hukuk düzeninin, şahısların değil kurumların, itaate dayalı sadakatin değil bilinçli vatandaşlık sorumluluğunun hâkim olduğu demokratik hukuk devletidir.
Gerçek vatanseverlik, sadece geçmişin kahramanlıklarını anlatmak değil; gelecek nesillere adaletli, özgür ve güçlü bir ülke bırakabilmektir.
Çünkü güçlü devlet, vatandaşından korkan değil; vatandaşının hukukunu koruyan devlettir.
Unutulmamalıdır ki töre değişmeyen bir kalıp değil, milletin adalet anlayışının çağlar içindeki yürüyüşüdür. Dün bozkırda toplumsal düzeni sağlayan töre ne ise; bugün çağdaş dünyada birey ve toplumun haklarını güvence altına alan hukuk devleti de odur.
Türk'ün yeni töresi; insan onuruna saygıdır.
Türk'ün yeni töresi; hukukun üstünlüğüdür.
Türk'ün yeni töresi; çoğulcu demokrasidir.
Türk'ün yeni töresi; devletin değil, adaletin üstün tutulmasıdır.
Çünkü devlet ancak adaletle yücelir, millet ancak hürriyetle büyür.
21. yüzyılın en büyük Türk töresi şudur:
"İnsanı yaşat ki devlet yaşasın; hukuku yaşat ki millet yücelsin."
YENİ TÜRK TÖRESİNİN TEMEL İLKELERİ:
Birinci ilke: Adalet, devletin değil; devlet adaletin hizmetindedir.
İkinci ilke: Hiçbir makam, hiçbir kişi ve hiçbir güç hukukun üstünde değildir.
Üçüncü ilke: Devletin büyüklüğü, vatandaşına karşı gücünde değil; vatandaşının hakkını koruma kudretindedir.
Dördüncü ilke: Makam bir ayrıcalık değil, millete karşı sorumlulukla taşınan bir emanettir. Liyakat, devlet ahlakının temelidir.
Beşinci ilke: Sadakat şahıslara, liderlere değil, ilkelere ve hukuka gösterildiğinde erdem olur.
Altıncı ilke: Farklı düşünen vatandaş öteki veya düşman değil, ortak geleceğimizin diğer sahibidir.
Yedinci ilke: Hür düşünce korkulacak bir tehdit değil, milletin kendini yenileme kabiliyetidir.
Sekizinci ilke: Devletin gücü, korku üreten otoritesinden değil; güven veren adaletinden doğar.
Dokuzuncu ilke: Geçmişe saygı, geçmişi tekrar etmek değil; onun hikmetini geleceğe taşımaktır.
Onuncu ilke: Türk’ün yeni töresi; insan onurunu koruyan, hukuku üstün tutan, aklı ve bilimi rehber edinen demokratik hukuk devletidir.
Yeni çağın devlet anlayışı bir cümlede özetlenebilir:
Güçlü devlet, güçlü insanlarla kurulur.
Güçlü insan, özgür akılla yetişir.
Özgür akıl ise ancak adaletin koruması altında gelişir.
İşte Cumhuriyet’in ikinci yüzyılında yeni Türk töresi budur:
Kudretin kaynağı kuvvet değil hak, yönetmenin meşruiyeti korku değil sosyal rıza ve adalettir.
Rubil GÖKDEMİR
Demokratik Değişim Hareketi Sözcüsü