DEMOKRATİK DEĞİŞİM

Piyasa Dolandırıcılarının Son Durağı: “Millilik Ve Yerlilik” İstismarı

Bir ülkenin en tehlikeli yolsuzluğu bazen paranın çalınması değildir. Güvenin çalınmasıdır! Türkiye iki haftadır sermaye piyasalarında yaşanan büyük bir tartışmayı konuşuyor. SPK tarafından çok sayıda fon hakkında tasfiye kararı alındı.
Piyasa Dolandırıcılarının Son Durağı: “Millilik Ve Yerlilik” İstismarı

Bir ülkenin en tehlikeli yolsuzluğu bazen paranın çalınması değildir.

Güvenin çalınmasıdır!

Türkiye iki haftadır sermaye piyasalarında yaşanan büyük bir tartışmayı konuşuyor.

SPK tarafından çok sayıda fon hakkında tasfiye kararı alındı. İlk bilgilere göre yüz binlerce yatırımcı ve yüz milyarlarca liralık bir büyüklük söz konusu.

İdari ve adli süreç devam ediyor.

Dolayısıyla kimseyi mahkeme kararı olmadan suçlu ilan edecek değiliz.

Ama tam da bu nedenle başka bir soruyu sormamız gerekiyor:

Bir finansal faaliyetin üzerine “yerli ve milli” etiketi yapıştırmak, o faaliyete ahlaki veya hukuki dokunulmazlık kazandırır mı?

Kazandırmaz!

Daha da önemlisi, kazandırıyormuş gibi bir algı oluşturulmasına neden olmak neden kabul edilebilir olsun?

Çünkü son günlerde kamuoyuna yansıyan bazı açıklamalarda kullanılan dil gerçekten dikkat çekici:

“Aziz milletimiz…”

“Milli bir finans gücü inşa etmek…”

“Malum şer odakları…”

“Yerli ve milli bir anlayışla…”

“Yerli ve milli bir iradenin piyasada derinleşmesi…”

“Sayın Cumhurbaşkanımızın temsil ettiği milli vizyon doğrultusunda…”

“Yerli ve milli duruşumuzu kararlılıkla sürdüreceğiz…”

“Bu mücadele Türkiye’nin finansal ve ekonomik bağımsızlık mücadelesidir…”

Hop bir dakika!

Durun bakalım biz neyi konuşuyoruz?

Bir finansal yatırım aracını mı?

Yoksa bir milli mücadeleyi mi?

Çünkü sermaye piyasasında yatırımcının ihtiyacı hamasi sloganlar değildir.

Bilanço ister.

Denetim ister.

Şeffaflık ister.

Doğru fiyat ister.

Risklerin açıkça anlatılmasını ister.

Daha da önemlisi, hukuk ister.

Bir fonun “yerli” olması, onu iyi yatırım haline getirmez.

“Milli” denilmesi, riskini sıfırlamaz.

Vatanseverlik söylemi, yatırımcının parasını garanti altına almaz.

Bayrak, bilançonun yerine geçmez!

İşte asıl tehlike burada başlıyor.

Eğer bir finansal faaliyetin başarısı veya başarısızlığı ekonomik ve hukuki ölçütlerle değil de “yerli-milli” veya “şer odakları” gibi kavramlarla savunulmaya başlanıyorsa, artık finans ile propaganda arasındaki sınır tehlikeli biçimde bulanıklaşmış demektir.

Çünkü yatırımcıya:

“Bu fonun getirisi budur, riski budur, portföyü budur, denetimi budur” demek başka şeydir.

“Biz milli bir mücadele veriyoruz; karşımızda şer odakları var” demek başka!

Birincisi yatırımcıyı bilgilendirir.

İkincisi yatırımcıyı duygusal olarak saflaştırabilir.

İşte buna itiraz etmeliyiz.

Çünkü milletin ortak değerleri, hiçbir finansal yapının pazarlama malzemesi değildir.

“Milli” kelimesi bir finansal ürünün teminat mektubu değildir.

“Yerli” kelimesi bir yatırımcının zararını karşılamaz.

“Vatanseverlik” vurgusu bir bilançodaki açığı kapatmaz.

Kaldı ki hiçbir milli ve siyasi referans, sermaye piyasası kurallarının üzerinde değildir.

Asıl millilik, kurala uymaktır.

Asıl yerlilik, yatırımcı hakkına sahip çıkmaktır.

Asıl vatanseverlik, insanların alın teriyle biriktirdiği parasını riske atarken ona gerçeği bütün çıplaklığıyla anlatmaktır.

Bunun dışında yapılan her şey, eğer soruşturma sonucunda yanlış yönlendirme veya piyasa bozucu uygulamalar tespit edilirse, yalnızca finansal bir mesele olmaktan çıkar.

Toplumun değerlerinin istismar edilmesi meselesine dönüşür.

İşte bu, finansal zarardan çok daha ağır bir sonuçtur.

Çünkü para kaybedilebilir.

Güven kaybedildiğinde ise bütün sistem zarar görür.

Türkiye'nin gerçekten milli ve bağımsız bir finans sistemine ihtiyacı var.

Ama bunun yolu “milli” kelimesini yüzlerce kez tekrarlamaktan geçmiyor.

Milli finans; güçlü denetimdir.

Milli finans; bağımsız kurumdur.

Milli finans; şeffaf bilançodur.

Milli finans; hesap verebilirliktir.

Milli finans; hukukun herkes için aynı işlemesidir.

Ve nihayet:

Milli finans, yatırımcıya “bana inan” demez; “işte bütün veriler, kendin karar ver” der.

Artık şu gerçeği öğrenmek zorundayız:

Millilik zırh değildir!

Yerlilik dokunulmazlık değildir!

Vatanseverlik, finansal işlemlerin kefili değildir!

Bir finansal faaliyetin gerçekten milli olup olmadığını sloganlar değil, hukuk, bilanço, denetim ve sonuç gösterir.

Çünkü bu ülkede artık hiçbir kavram, hiç kimsenin finansal hesabının üzerine örtü olarak serilemez.

Hele hele Türk milletinin ortak değerleri, milletin parasının yağmalanmasının üzerine kamuflaj malzemesi olarak kullanılamaz!

Rubil GÖKDEMİR
Demokratik Değişim Hareketi Sözcüsü

Yayın Tarihi
18.09.2026
Bu makale 198 kişi tarafından okunmuştur.
Bu Haber İçin Yorum Yapın
NOT: E-Mail adresiniz web sitemiz üzerinde yayınlanmayacaktır.
CAPTCHA Image
Bu makaleye ilk yorumu yazan siz olun.

Yazara Ait Diğer Makaleler

ÇOK OKUNAN

Arama Yap!