“Şiir insanlığın kurtuluşu doğrultusunda ölümcül bir denemedir.” Can Yücel
Yazın; sözcüklerle etkileyici, güzel ve sanatsal biçimde yeni dünyalar yaratmak ve o dünyalarda okuyucuyu yaşatmak değil midir? Yazdıklarıyla okuyucuya ışık olmak, aydınlatmak, uyarmak bir yazarın en önemli amaçlarından değil midir? Amacına ulaşmak isteyen yazar değişik türler seçebilir. Roman, öykü, şiir, inceleme, makale ile anlatabilir düşünce ve duygularını.
İşte böyle bir yazardan, yıllarını bu sanata vermiş bir yazın ustasından söz edeceğim. Elinde ışıl ışıl meşalesi bir şairimizle, bir yazarımızla tanıştırmak istiyorum sizleri bugün.
Elinde kılıcı yok ama keskin mi keskin kalemi ile yazdığı makaleleri, şiirleri, söyleşileriyle bizi aydınlatan çok ödüllü yazarımızı tanıyacağız… Dünden bugüne yorulmak nedir bilmeden, dinlenmeden yazına emek veren kalemşor yazarımız Hüseyin Erkan.
“Köy Kalkınmasında Kitabın Rolü” konulu makale yarışmasında birincilik ödülü ile onurlandırılır. Ve bu makale, beğenilen 12 yazı ile birlikte aynı adla kitaplaştırılır. (1972)
Yazarımız, ödüllü makalesinde uygar kişinin nasıl olması gerektiğini de anlatır. Haksız kazanca karşı çıkar, eğitimin öneminden söz eder. Ve şu sözleriyle uyarır bizleri:
“Uygar kişi, kendini sömürtmeyen, fakat bir başkasını da sömürmeyen ve tüm sömürülere de karşı koyandır.”
“Kafalardaki buzlar çözülmeden ellerdeki, ayaklardaki bağlar çözülmez.”
Evet ödüllü bir makalesinden çarpıcı iki örnek cümle okuduk ama 1972 yılında aldığı ödülle bitmez yazarımızın çalışmaları. Makale de yazar şiir de… Ve bir kitap olur şiirleri. Ancak; kitaplaştırdığı şiirlerinden sonra da üretir, üretir, üretir…
O hiciv ustası Can Baba’nın dediği gibi bir şairdir.
İnsanlığın kurtuluşu için aklıyla, yüreğiyle, emeğiyle toplumsal şiirler yazan bir şair… Yeni yazdığı şiirlerinden biriyle de ödül alır şairimiz.
Berfin Bahar Dergisi okuyucularının da yakından tanıdığı bir yazar, şair Hüseyin Erkan. Güncel Sanat Dergisi Kaygusuz Abdal adına açılan Şiir Yarışmasında, Alanya Kızılkule Ödülünü aldığı şiiri:
DOĞMAK ÜZERE GÜNEŞ
“yok artık
bu gecenin sonu yok
kolay kolay def olmaz
bu zifiri karanlık
uyanamaz bir daha
bu afyonla uyutulan milyonlar
bilmez miyiz arkasında
hangi yabancı güçler var
hangi hain emeller
hangi zalim eller var
bu insafsız gecenin
bu vicdansız maşanın!”
denildiği bir anda
Samsun’a çıkış gibi
bin dokuz yüz on dokuzda
Mustafa Kemal Paşa’nın
şafak söktü
tan ağardı
çaldı bütün sirenler
benim güzel yurdumda
ve ışıklar yandı
işte tam bu sırada mışıl mışıl uyuyan
kadın erkek genç yaşlı
pek çok yurttaş uyandı
ışıklı bir titreşim dalgalandı ufukta
gökyüzü önce mora
sonra kızıla boyandı
mutluyum ki umudunu
hiç mi hiç yitirmeyen
milyonlardan biriyim ben
korkmuyorum karanlıktan
korkmuyorum geceden
biliyorum ki artık
ha şimdi ha birazdan
doğacak çünkü güneş
karanlığı def edip
ülkemizi ışığa
boğacak çünkü güneş!
daha bir umutlu
ve de mutluyum şimdi
yalnız değilim çünkü
yalnız değilim artık ben
birçok dostum
arkadaşım
birçok sevgili gardaşım
gönüldaşım da uyanmış
“vakit henüz çok erken
yatalım biraz daha
ne olur ne olmaz
hele bir ışısın hava”
demeden.
ancak üzgünüm biraz
görüyorum ki hâlâ
onca uyarıya karşın
uyuyanlar var daha
öyle de rahatlar ki
kıpırdatmıyorlar hiç kıllarını
çünkü onlar
ırmakları şarap akan
her an sevişmeye hazır
genç ve güzel hurileri mis kokan
cennetle bozmuşlar akıllarını.
nasıl bir afyon ki bu
uyutmak için bizi
çalıştırmamak için beynimizi
yüzyıllardır sürekli
“bu dünya geçicidir
önemli olan öteki
o dünya çok iyidir
çok çok iyi!”
diye dinletmişler hep
söyledikleri ninniyi
biraz düşünebilsek
anlayacağız elbet
her sabah ve her akşam
“tanrı buyruğu bu” diye
okudukları masal
anlattıkları destan
nasıl da çakılmış beynimize
cennet anahtarı diye
yutturdukları yalan!
neyse ne uyandık ya
onca derin uykudan
karanlığa bir şamar
bir tekme savurduk ya
budur önemli olan
düş değil
hayal değil
gerçeğin ta kendisi
şafak söktü
tan ağardı
gerek yok kılavuza
apaçık görünen köy
uzakta değil
karşıda
kesinlikle biliyoruz ki artık
ha şimdi
ha birazdan
doğmak üzere güneş
karanlığı def edip
kovmak üzere güneş
ülkemizi ışığa
boğmak üzere güneş,
***
Üretken yazın ustamızın şiirleri, yazıları gazete, Berfin Bahar, Güncel Sanat gibi seçkin edebiyat dergileri, antoloji ve internet sitelerinde yayımlanır. 70’lerden bugüne her hafta yazdığı; kimi zaman bir yaşanmışlık, kimi zaman bir öykü, kimi zaman da bir söyleşisiyle yol gösterir bizlere...
1964 yılından bu yana öğrencisi olmaktan her zaman gururlandığım, onur duyduğum, örnek aldığım saygıdeğer öğretmenimi şairliğinin taçlandığı bu güzel ödül için yürekten kutluyorum.
Nice ödüllere sevgili öğretmenim.
Sonsuz saygılarımla...
Fazilet ÖZKAN POR
Berfin Bahar, Aylık Kültür Sanat ve Edebiyat Dergisi Sayı 341 Temmuz 2026’da yayımlanan yazı.