Devletimizin banisi ve milletimizin fedakâr ve sadık hadimi; insanlık idealinin âşık ve mümtaz siması eşsiz kahraman Atatürk! Vatan sana minnettardır. Bütün ömrünü hizmetine verdiğin Türk Milleti ile beraber, senin huzurunda saygı ile eğiliyoruz. Bütün hayatında, bize ruhundaki ateşten canlılık verdin. Emin ol, aziz hatıran sönmez bir meşale olarak, ruhlarımızı daima ateşli ve uyanık tutacaktır. İsmet İnönü, 21 Kasım 1938
Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni kuran, tüm yaşamını ulusuna adayan, gerçekleştirdiği devrimlerle Türk ulusunu çağa taşıyacak temelleri atan Büyük Devlet Adamı Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü ziyaretimizi sürdürüyoruz.
Anıtkabir’de; Aslanlı Yol, Tören Alanı bölümlerinin ardından Mozole’yi ziyaret etmek üzere merdivenlere yürüyoruz. Merdivenin sağında ve solunda iki kabartma bulunuyor.
Sakarya Meydan Muhaberesi Rölyefi: Merdivenin sağında yer alan kabartma. Kompozisyonun sağında bir genç, iki at, bir kadın ve iki erkek; düşman saldırıları karşısında yurdunu savunması için yollardadırlar. Önlerinde çamura batmış bir araba, çabalayan atlar, tekerleği döndürmeye çalışan bir erkek iki kadın, ayakta bir yiğit ve ona kılıç sunan diz çökmüş bir kadın savaş öncesini anlatıyor. Diğer yanda yere oturan iki kadın, bir çocuk düşman saldırısı altında Türk Ordusunu bekleyen halk. Ve halkın üzerinden uçarak Başkomutan Mustafa Kemal’e çelenk sunan bir utku meleği var. Kompozisyonun sonunda yere oturan kadın vatan anayı, diz çöken genç Sakarya Meydan Muharebesi’ni kazanan Türk Ordusu’nu, meşe ağacı ise utkuyu betimliyor. Kabartma heykeltıraş İlhan Koman’ın yapıtı.
Başkomutan Meydan Muhaberesi Rölyefi: Merdivenin solundaki kabartma. Kompozisyonun solunda, bir köylü kadın, erkek çocuk ve at ulusça savaşa hazırlık döneminin simgesi. Sonra da Atatürk elini uzatarak; “Ordular ilk hedefiniz Akdeniz’dir ileri!” emriyle ordumuza hedefi gösteriyor. Önde bir melek borusu ile Ata’nın emrini ufuklara iletiyor. Sorasında da Atatürk’ün emrini yerine getiren Türk Ordusu’nun kahramanlıkları vurgulanıyor. Vurulup düşen bir erin elindeki bayrağı kavrayan yiğit er, siperde bir elinde kılıç diğerinde kalkan tutan er Türk Ordusu’nun düşmana saldırısını betimliyor. Ve elindeki Türk Bayrağı ile orduyu çağıran utku meleği. Kabartma heykeltıraş Zühtü Müridoğlu’nun yapıtı.
Kabartmalarda anlatılan, ülkemizin o karanlık günlerini ve aydınlığa çıkabilmek için verilen çetin savaşı yaşıyor, yüreğimizde duyumsuyoruz... Bu yoğun duygularla Anıtkabir’in en önemli bölümü olan Mozole’ye doğru çıkıyoruz.
Mozole: Büyük ve görkemli bu gömüt dikdörtgen bir plan üzerine kurulmuş. Ön ve arkada 8 yanlarda 14 tane kolonla çevrili. Mozole’ye çıkan merdivenin ortasında “Hitabet Kürsüsü” bulunuyor. Kürsüde yazılı Atatürk’ün “Hakimiyet Kayıtsız Şartsız Milletindir” özdeyişi ve süslemeler; heykeltıraş Kenan Yontuç’un yapıtı.
Ata’nın cumhuriyeti ilan ettiği yaşının simgesi olan 42 basamaklı merdiveni çıkıyoruz. Mozole’nin ön sol yüzünde, altın varak harflerle işlenmiş Gençliğe Hitabe ile sağda 10. Yıl Nutku yer alıyor. Bronz kapılardan içeri Şeref Holü’ne doğru ilerliyoruz.
Şeref Holü: Girişte sağda, Atatürk’ün 29 Ekim 1938 tarihli Türk Ordusu’na son seslenişi, solda ise İkinci Cumhurbaşkanı İsmet İnönü’nün 21 Kasım 1938 tarihli Atatürk’ün ölümü nedeniyle Türk halkına yaptığı başsağlığı mesajı yer alıyor. (Yazının başında) Yüksek tavanlı, duvarları ve tabanı; kırmızı, beyaz, yeşil, siyah mermerlerle kaplı huzurlu bir salondayız. Kırmızı tek parça mermerden yapılmış sembolik lahit tam karşıda. Arkasında bronz pencere parmaklıkları ve yan duvarlarda 12 tane bronz meşale yer alıyor. Şeref Holü’nün tavanı ile yan galeri tavanları halı ve kilim motifli mozaiklerle süslenmiş.
Atatürk’ün lahdi önüne karanfilimizi koyup saygımızı sunuyor ve Mozole’den ayrılıyoruz.
Mezar Odası: Anıtkabir’e taşınan Atatürk’ün aziz naaşı, tahnit işlemi çözülerek, Suriye’deki Caber Kalesi, Kore’deki Türk Şehitliği, Selanik’teki doğduğu evin bahçesi, KKTC ve illerden getirilen toprakların harmanlandığı canından çok sevdiği “vatan toprağına” sembolik lahdin 7 metre altında toprağa verilir. Tavanı mozaik süslemelerle, yer ve duvarlar kırmızı, siyah, beyaz mermerlerle kaplı. Sekizgen planlı Mezar Odası’nın ortasında kırmızı mermer sanduka yer alıyor. Sandukanın çevresinde 83 ilimiz ile KKTC ve Türkiye’nin bağımsızlığını tanıyan ilk Türk Cumhuriyeti olan Azerbaycan’dan getirilen Türk topraklarının konulduğu pirinç vazolar bulunuyor.
Mezar Odası halkın ziyaretine açık değil. Ziyaretçiler, Mezar Odası’nda bulunan hareketli bir kamera ile odanın önündeki ekrandan içerinin görüntüsünü izleyebiliyorlar.
Misak-ı Millî ile İnkılap Kuleleri arasındaki müzeye gitmek için, Tören alanından Anıt bloğa doğru ilerliyor, sağdaki Misak-ı Millî Kulesi’nin kapısından içeri giriyoruz.
Atatürk Müzesi: Anıtkabir projesi gereği oluşturulan ilk müzedir. Atatürk’ ün özel eşyaları ile yabancı devlet adamlarının kendisine armağanlarının sergilendiği müze; 1960’da en son sergileme teknikleriyle düzenlenerek diğer bölümlerle birleştirilir ve yeni adı ile açılır:
Atatürk ve Kurtuluş Savaşı Müzesi: Ata’nın doldurulmuş köpeği Foks’tan tıraş takımlarına, bastonlarından, kendisine sunulan armağanlara özel yaşamını yansıtan zarif eşyaları sergileniyor. Ata’nın anne- babasının fotoğrafları, Türkiye Cumhuriyeti’nin verdiği eski yazı ve Latin harfleriyle basılmış iki nüfus cüzdanı, göğsünde taşımayı en çok sevdiği madalyonlardan biri olan 1917’ de Sultan 5. Mehmet Reşat’ın verdiği altın madalyası, Sovyet Mareşali Varoshilov ve İran Şahı Pehlevi’nin armağanı altın ve değerli taşlarla süslü kılıçlar, mareşal üniforması, ince zevkin ürünü giysiler… Altın, gümüş, pırlanta ile yapılmış hediye saat en dikkat çeken eşyalar arasında. Hele de altın levhada kabartma “Yeni Türk Alfabesi” ve altın pırlanta süslü “Nutuk” olağanüstü.
Atatürk’ün hem baston hem de tüfek olarak kullanılabilen özel silahı, manevi kızlarına armağanları olan; Sabiha Gökçen ve Afet İnan’ın özel tabancaları, Rukiye Erkin’in ancak bir mercek ile okunabilen metal mahfaza içindeki mini bir Kuran da burada sergileniyor.
İkinci bölümde; Çanakkale Muharebeleri, Sakarya Meydan Muharebesi, Büyük Taarruz ve Başkomutan Meydan Muharebelerini konu alan panoramalar çok etkileyici. Üç boyutlu panoramalarla kurtuluşa ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşuna doğru yaşananlar ziyaretçilere de yaşatılıyor. Ayrıca; Atatürk’ün ve Kurtuluş Savaşı’na katılan komutanlardan bazılarının portreleri ile Kurtuluş Savaşı’nın değişik anlarının canlandırıldığı büyük boyutlu yağlı boya tabloları yer alıyor.
Üçüncü bölüm galerilerden oluşuyor. Kurtuluş Savaşı ve aşamaları, utkunun ardından çağdaş Türkiye’nin yaratılmasındaki devrimler; belgeler ve çok sayıda fotoğraf ile anlatılıyor. Ayrıca; Mareşal Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Org. İsmet İnönü, Org. Fahrettin Altay, Kor. Ali Fuat Cebesoy, Yörük Ali, Yahya Kaptan, Hasan Tahsin Bey, Kara Fatma gibi Kurtuluş Savaşı’nın kazanılmasını sağlayan yirmi asker ve sivilin büstleri bulunuyor.
Galerilerin sonunda “Çalışma Masasında Atatürk” kompozisyonu Atatürk’ün gerçek boyutlarda balmumu heykeli dikkat çekici. Heykel, Prof. Dr. Yılmaz Büyükerşen’ in yapıtı.
Ata’nın çok sevdiği, doldurulmuş köpeği Foks da bu bölümde yer alıyor.
Müzedeki dördüncü ve son bölümdeyiz.
Atatürk Özel Kitaplığı: Müzenin bu bölümünde Atatürk’ün özel kitaplarından oluşan tarih, dil, edebiyat, sosyal bilimler, bilim başta olmak üzere çeşitli, konularda Türkçe, Osmanlıca, İngilizce, Latince… 3123 kitap ve bu kitapların altını çizerek notlar aldığı sayfalardan örnekler camlı dolaplarda sergileniyor. Çoğu yabancı dildeki kitapların tarih ile antropoloji konularında olması dikkat çekici.
Misak-ı Millî Kulesi’nden girerek başladığımız müze yolculuğumuzun sonunda Müdafaa-i Hukuk Kulesi’ne çıkıyoruz. Solda mozole tüm görkemiyle karşımızda…
Atatürk ve Türk Devrimi Kütüphanesi: Mehmetçik ve Zafer kulelerinin arasında yer alıyor. Atatürk, millî mücadele ve devrimler konulu Türkçe ve yabancı dillerdeki kitapları bulunuyor. Aynı zamanda İhtisas Kütüphanesi olarak araştırmacı ve okuyucuya açık.
Sanat Galerisi: Cumhuriyet ile Müdafaa-i Hukuk Kuleleri arasındaki bu galeride Atatürk’ün özel kitaplığı sergileniyor. Duvarlarında ise Atatürk’ü ziyaret eden devlet adamlarının Atatürk ile birlikte Rahmi Pehlivanlı tarafından yapılan yağlı boya tabloları bulunuyor.
Galeride ayrıca Atatürk, Millî Mücadele ve Anıtkabir konulu belgesel filmlerin gösterildiği dev ekranlı sinevizyon bölümü yer alıyor.
Yoğun duygular yaşadığımız, her ayrıntısında bir anlam yüklü, oya gibi işlenen Anıtkabir ziyaretimizi bitiriyoruz.
Anıtkabir Atatürk’ün Ankara’nın kucağında sonsuzluk uykusunda yattığı yerdir. Ancak; gerçekte yattığı yeri ne güzel söylüyor İkinci Cumhurbaşkanı İsmet İnönü:
“Türk Milletinin O’nun için aşk ve iftiharla dolu olan kahraman ve vefalı göğsüdür.”
Büyük Atatürk; Cumhuriyeti sonsuza dek korumaya, ilke ve devrimlerine sahip çıkmaya, açtığın yolda bilim ve akıl ışığında yürümeye, ideallerinin, yapıtlarının gelecek kuşaklara taşınması için çalışacağıma söz veriyorum. Rahat uyu!
Sonsuz özlem ve saygıyla...