YAŞAMIN İÇİNDEN

ABD’de Zümrüt Kent

“Kıyıyı gözden kaybetmeye cesaret etmedikçe insan, yeni okyanuslar keşfedemez.”

Andre Gide

Bir cesaret; Washington eyaletinin en büyük üçüncü kentine gidip, yeni okyanuslar! keşfetmeye ne dersiniz?

Evet! ise yanıtınız; Seattle-Zümrüt Kenti tanımayı, bilgi edinmeyi, gözlem yapmayı kaldığımız yerden sürdürebiliriz…

Haaa neden mi Zümrüt Kent? Parkı bol, göz alabildiğine yeşil alan, yıl boyu canlı ve yemyeşil bir görünüme sahip olunca bu yakıştırmayı fazlasıyla hak ediyor güzel kent!..

Amerikan halkı; ilk yerleşimciler olan Asya kökenli Kızılderililer ve değişik kıtalardan gelen göçmelerden oluşuyor. Bu kentte yaşayan nüfus sınıflaması ise şöyle: Beyazlar, Hispanikler (İspanyol kökenliler), Siyahi Asyalılar ve Afrikalılar, yerliler ve diğerleri…

Bu denli etnik kökeni, kültürleri farklı olan halk birbirleriyle barışık bir yaşam sürdürüyor. Güçlü ekonomisiyle, yüksek büyüme hızıyla, Washington D C’nin ardından, çalışanlara en yüksek ücret ödenen eyalet Washington. Bu eyaletin bir kenti olan Seattle da ücretiyle, eğitimde fırsat eşitliğiyle, sağlık hizmetlerindeki başarısıyla dikkat çekiyor.

Evet! Sağlık kurumlarına kolay erişilebiliyor Seattle’da. Washington Üniversite Hastanesi başta olmak üzere çok sayıda sağlık merkezi var. Ülkenin en iyileri arasında yer alan tesisleriyle, geniş bir sağlık hizmeti sunuluyor. Ve de paramedik sistemde (Tıp eğitimi almış sağlık görevlilerinden oluşan ekibin sunduğu hastane öncesi acil bakım hizmeti. Bizdeki 112 çağrı merkezi gibi.) en üst düzeyde başarıyı yakalamışlar. Yaşam riski taşıyan kalp krizi geçirenlerdeki iyileştirme başarılarını anlatmak için de ilginç bir söylemleri var: “Seattle; kalp krizi geçirmek için dünyanın en iyi kenti!”

Eğitim mi dediniz? Okullaşma, okuryazarlık oranı, eğitim düzeyi yüksek bir kent. Hemen herkes en az liseyi bitirmiş. Ve ABD’nin en yüksek üniversite mezunu oranına sahip.

Okuryazarlık oranı yüksekliğinin nedenini, her yerde karşımıza çıkan kütüphanelerden de anlayabiliyoruz. Ülkenin en büyük kütüphane ağlarından birine sahip olduğunu öğrenince de şaşırmıyoruz. Sınırsız hizmetler sunuluyor kütüphanelerde üstelik.

60 yaş üstündeyseniz yalnızlığınızla baş başa bırakılmıyorsunuz; üzülmeyin. Yaşınıza uygun kurslar da düşünülmüş Halk Kütüphanesinde ve de ücretsiz. Sağlıklı yaşlanma, emeklilik planlama, bilgisayar, internet kullanımı, yazarlık, vb. kurslarla, ikinci baharınızın keyfini yaşıyorsunuz.

Bu özellikleri bile özgürlükler ve farklı kültürler ülkesi Amerika’nın en yaşanılır kentlerinden biri olduğunu açıklamaya yetiyor. Ve Amerikalıların güvenli bulduğu büyük kentlerinden biri olmasını... Ayrıca, Seattle’ın Büyük Okyanus’ta bulunan liman bölgesinin, dünyanın en güvenilir limanlarından olmasını.

Bu kadar mı diye sormayın? Değil çünkü!

Öğrenim düzeyi yüksekliğinin de etkisiyle sanırım, çok sayıda gazete yayımlanıyor kentte. 100-150 yılı çoktan aşmış olanları duyunca çok şaşırmıştım. Örneğin; günlük gazete Seattle Times, 1896’dan beri yayımını sürdürüyor. Ve Seattle Post. 146 yıl yayımlandıktan sonra, yıllardır online olarak yoluna devam ediyor. Ve diğerleri; Washington Üniversitesi öğrencilerinin çıkardığı günlük gazete, birkaç etnik gazete; evsizlerin sattığı (korunmaları, dilenciliğe seçenek yaratılması amaçlı) sokak gazetesi olan LGBT gazetesi gibi. 

Seattlelıların iyi eğitim almalarının sonuçlarından biri de bilinçli, sahip olduğu hakları bilen, bu uğurda demokratik yollara başvurmaktan çekinmeyen, savaşımcılıkları.

Toplumsal olaylarıyla ünlü kent; geçmişten bugüne… ABD’de “Genel Grev” olarak ilan edilen, 20. Yüzyıldaki ilk dayanışma grevi burada başlar. Bu grev, 1. Dünya Savaşı sonrası çalkantılı bir işçi çatışması döneminin de başlangıcı olur. Ve barışçıl bir grev olarak tarihteki yerini alır. (Seattle Genel Grevi, 1919)

Büyük Buhran olarak bilinen ekonomik kriz döneminde Eleanor Roosevelt‘ın desteklediği bir kadın hareketi de burada başlatılır. Aile ve toplumsal alanda kadın erkek eşitliğinin sağlanması için. (Seattle Kadın Hareketi, 1929)

 ABD’nin Minneapolis kentinde görevli beyaz bir polis memurunun, Afro-Amerikalı George Floyd’u öldürmesi nedeniyle, ABD’nin birçok eyaletinde olduğu gibi Seattle’da da protestolar yapılır. Burada ilginç olan, protestolarda ırkların dağılımın önemi olmaması. Çünkü; son verilere göre kentte yaşayan beyazların %70 oranında olmasına karşın, Afro Amerikalılar %5,6 gibi az bir nüfus yoğunluğuna sahipler. Protestocular eylemleri sırasında, kentteki Seattle-Capitol Hill Bölgesi’ni Özerk Bölge ilan ederler. (2020)  

Bugün de demokratların, sol görüşlülerin egemen olduğu bir kent olarak dikkat çekiyor Seattle. Örneğin: Son seçimde sağ görüşlü tutucu cumhuriyetçi Donald Trump’ı destekleyenler azınlıkta kalır.

Kentteki eğitim düzeyinin yüksekliğinin etkilerini kültür ve sanattaki gelişmişlikte de görüyoruz. Yüz yılı aşkın süredir müzik yaşamını sürdüren ülkenin en iyilerinden sayılan çok ödüllü senfoni orkestrası, operası, tiyatroları, film-müzik-şiir festivalleri, kitap fuarları ile tam bir kültür kenti Seattle. Unesco tarafından da “Edebiyat Kenti” unvanıyla ödüllendirilmiş. Ayrıca; sokak panayırları, el sanatları-yiyecek stantları ve canlı eğlence gruplarıyla büyük kentlerde unutulan kaynaşmanın yolunu bulmuşlar.

Yok yok mutfak kültürlerini unutur muyum? Tam sırası damağımızı şenlendirmenin…

ABD’nin farklı kültürler ülkesi olduğunu biliyorsunuz. Bu farklılık mutfak kültürünün varsıllaşmasını sağlayan nedenlerden biri olarak karşımıza çıkıyor. Örnek mi? Asya, Pasifik, Yerli Amerikan, Meksika, İtalyan mutfağının leziz yemeklerini burada yiyebilirsiniz. Deniz ürünleri ise seçiminiz; yanılmadınız. Denizcilikteki gelişmişlik mutfağa da yansıyor ve denizden çıkan ne varsa en güzel örneklerini tadabiliyorsunuz.

Bu tanıtımın ardından, her yıl 10 milyonu aşkın turisti ağırlayan kenti gezebiliriz. Bugün gezimize Seattle’da yaşayan bir Türk mühendis arkadaşımız Ahmet Bey eşliğinde ve rehberliğinde yapıyoruz.

Kentin merkezindeyiz. İlk durağımız 185 metre yükseklikte turistik bir kule.

Space Needle - (Uzay İğnesi): Seattle Dünya Fuarı için 1962 yılında yapılmış. Üst kısmı fincan tabağını andıran, kentin simgelerinden, en dikkat çekici yapılarından biri. Turistik olmasının yanı sıra yıl boyu düzenlenen etkinliklerin de merkezi. Giriş katı ise kente özgü ürünlerin sergilendiği, görüp de eliniz boş çıkamayacağınız hediyelik dükkanlarla dolu.

Haaa buraya dek gelmişken yılda bir milyon ziyaretçi ağırlayan kuleye çıkmamak olur mu? Olmaz! Kulenin girişi inanılmaz kalabalık. İyi ki Ahmet Bey; uzun kuyrukta beklemememiz için biletlerimizi internetten önceden almış. Asansör sırasına razıyız; bekliyoruz. Çok geçmeden, cam zeminli asansöre biniyoruz. Kısa süre sonra da kulenin 158. Metresinde, seyir terasındayız. Burada da zemin ve seyir terası çepeçevre, boydan boya cam duvarlarla kaplı. Ve en ilginci de döner bir restoranı var. Yemeğinizi yerken, nefes kesen, büyüleyici Seattle görünümüyle 45 dakikalık teras turunu tamamlıyorsunuz.

Şimdiki durağımız bir müze. Kulenin hemen yanı başında. Dünyaca ünlü cam üfleme sanatçısı Dale Chihuly’nin yapıtlarının sergilendiği müze.

Chihuly Bahçesi ve Cam Müzesi: İçeri girer girmez farklı bir dünyada olduğunuzu duyumsuyorsunuz. Başınızın üzerindeki cam süslemeler, sarkıtlarla, zeminde renkli camın tablo gibi işlediği Chihuly’nin yapıtlarıyla nefesiniz kesiliyor. Müze; heykel bahçesi, iç ve dış mekân sergilerinden oluşuyor. Gerçek bir yaratıcılık, müthiş bir hayal gücü… Masalsı, rengarenk bir yolculuk... Eğer şansınız varsa bizim gibi, sanatçının gösterisini izleyebilir, büyüleyici sanatı deneyimlemenin unutulmaz hazzıyla müzeden ayrılabilirsiniz.

Müzeden sonra kent merkezini keşfe doğru yola çıkıyoruz.

Pioneer Meydanı: Seattle’a ilk gelen yerlilerin kurduğu en eski mahallelerden biri. Bugün, ülkenin önemli ve çok sayıdaki sanat galerilerine ev sahipliği yapıyor. Yüzyılı aşkın binalar onurlu duruşuyla dikkat çekici. Sarmaşıklarla kaplı, kırmızı tuğlalı evlerin çoğu sanat galerisi, kitapçı, mağaza, restoran, bar…

Meydanda bir başka kulenin önündeyiz. Kentin gökdelenleri arasında kalmış olsa da ABD’nin batısındaki en eski ve döneminin en yüksek binası 42 katlı Smith Tower 1914’den beri ziyaretçi ağırlıyor.

Körfeze doğru yürürken yakınımızdaki turistik bir sokağı görmeden geçmek istemiyoruz. Geçilir mi? Göreceğimiz sokak duvarlarıyla ün salmış. Adı ilginç mi ilginç!

Sakız Duvarı: Bu sokaktaki Market Tiyatrosu yöneticisi, izleyicilerden sakızlarını dışarda bırakarak tiyatro salonuna girmelerini ister. Ve şimdiki görünüme ulaşır 1990’dan bu yana. Arnavut kaldırımı döşenmiş bu sokağın duvarları boydan boya renk renk sakız ile kaplı. Hoşlanmadınız mı? Ben de! “Görülmemesi eksiklik değilmiş!” diyerek çıkıyoruz; iğne atılsa yere düşmeyecek denli turist kaynayan sokaktan.

Eliot Körfezi’nde liman bölgesindeyiz şimdi. Kentin işlek ana caddesinin bir yanına dizilmiş gökdelenler, karşısındaki masmavi körfezi selamlıyor adeta. Sahil uzun ve kalabalık. Kadınlı erkekli, her yaştan rahat giyimli kalabalığın arasına biz de karışıyoruz. Keyifle gezinmelerine, meraklı gözlerle çevreyi incelemelerine bakınca çoğunun turist olduğunu anlamak için falcı olmaya gerek yok.

Pike Place Pazarı- (Halk Pazarı): Liman bölgesinde, sahilde kurulu uzun bir Pazar. Kapalı ve açık çarşılarla dolu. Giyimden el sanatlarına, balıkçıdan çiçekçi dükkanlarına… yok yok!.. Restoranlar da elbette. Kentin en turistik, en yeğlenen noktalarından biri.

Hemen pazarın karşısında, 1971’den bugüne ilk açıldığı yerde kahveseverlerin vazgeçilmez markası Starbucks dükkânı bulunuyor.

Akvaryum: Eliot Körfezi kıyısında, liman bölgesinde yer alıyor. ABD’nin en büyük akvaryumlarından biri. Gümüşi somunları, turuncu mor deniz yıldızları, mercan yataklarıyla aklınıza gelebilecek binlerce deniz canlısını ağırlıyor akvaryum.  Ama bizim için en ilginci kürklü kuzey fokları. Bu türü ilk kez görüyoruz çünkü.

Her turistik yerde görmeye alıştığımız, hediyelik eşya, kafe ve etkinlik alanları burada da unutulmamış.

Akvaryumdan çıktıktan sonra da liman turumuzu sürdürüyoruz. Sahilde, birçok noktadan görünen dönme dolap tam karşımızda. 

Deniz kıyısındaki dönme dolap ülkenin en büyüklerinden. Dolabın kabininde yerinizi alıp baş döndüren hızda çevreyi gözlemleme deneyimi yaşamak istiyorsanız tam size göre. Devasa dolabın her dönüşüyle ayrı bir keyif alacağınızdan kuşkunuz olmasın. Örneğin: Oturduğunuz kabinden, aşağınızdaki denizden geçen tekne kaptanlarına el sallayabilirsiniz. Ufukta göz alabildiğine uzanan zümrüt yeşili ormanlarla kaplı dağlarında gezinebilirsiniz. Ve de kentin göğü delen gökdelenlerini yükseklerden izleme coşkusunu yaşayabilirsiniz; soluksuz!

Limana gelmişken bölgedeki son gezinizi rehberli turistik gemiyle denizde yapmalısınız. Açık güverteden, Seattle’ın dünyanın en büyük nakliye terminallerini, harika sıradağlarını, sayısız adalarını, gökdelenlerini gözlemleyerek gününüzü keyifle bitirebilirsiniz. 

Gezilecek yerler bu kadar değil elbette. Ama kalacağımız günü dikkate alarak gitmeden hazırladığım listemde bunlar vardı.

Bu gezimizin keyifli geçmesindeki katkıları için teşekkürlerim var. Havaalanında karşılanıp uğurlanmamıza, otelimizin ayarlanmasına ve gezmeden yeme içmeye, kenti keşfimizde her türlü kolaylığı sağlayan sevgili Ahmet Bey’e ilk özel teşekkürüm. Ayrıca Ahmet Bey’in düzenlemesiyle birlikte olduğumuz gençler; unutulmadınız! Farklı ülkelerin yemek kültürünün damak çatlatan örneklerini birlikte tadarken, keyifli söyleşileriyle mutlu olduğumuz gençler teşekkürümün ikincisi sizlere. Hepsi birbirinden can gençler; Ahmet, Yusuf, Can Bey’ler ve Can’ın güzel eşi Tuğçe, unutulmaz güzel akşamlar için gönülden ve sonsuz teşekkürler!..

Bu geziden keyif aldınız umarım. Evet ise yanıtınız bir başka gezide yine birlikte olabilmek umuduyla…

“Gittiğin yerlerden yalnızca yeni anılar al ve yalnızca ayak izlerini bırak!” Chief Seattle   

Yayın Tarihi
27.04.2026
Bu makale 114 kişi tarafından okunmuştur.
Bu Haber İçin Yorum Yapın
NOT: E-Mail adresiniz web sitemiz üzerinde yayınlanmayacaktır.
CAPTCHA Image
Bu makaleye ilk yorumu yazan siz olun.

Yazara Ait Diğer Makaleler

ÇOK OKUNAN

Çerez Kullanımı

Kullandığımız çerezler hakkında bilgi almak ve haklarınızı öğrenmek için Çerez Politikamıza bakabilirsiniz.

Daha Fazla

Arama Yap!