Acıyla yaşlı gözler,
yitiklerle yaralı yürekler
sızım sızım kor...
sorumlular mı? sağır kör!
F.Ö.P
Birleşmiş Milletler tarafından tanımlanmış; 8 Mart Dünya Kadınlar Günü ya da Dünya Emekçi Kadınlar Günü bugün. Özel bir gün ama ne mutlu bir kutlama ne de bir anmadır. Kadının eşitsizliğine, sömürülmesine, taciz – tecavüz edilmesine, şiddete uğramasına, öldürülmesine karşı savaşımıdır. Kadının görünmez kılınmasına, emeğinin yok sayılmasına karşı duruşudur. Ve tüm dünyadaki kadınların hak arayışlarının eşzamanlı bir çığlığıdır.
Bu yıl 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Gününde, iki kadının aynı gün yaşamdan koparılması gerçeğinin acısı, ölümün yangısı içinde gözü yaşlı dolduracak alanları kadınlar.
Yanı başımızda yaşadığımız savaşların, yitiklerin, yok oluşların, ölümün ardından, yüreğimizin acıyla kavrulduğu günlerdeyiz. Bu acıların, sarılmayan yaraların gölgesinde hak arayacak kadınlar.
Neden salonlarda, alanlarda hak arar durur bu kadınlar bilir misiniz?
Tüm dünya kadınlarını, aynı amaç için bir araya getiren bugünün tarihçesini biliyor musunuz?
DÜNYA’DA 8 MART
8 Mart 1857 tarihinde, ABD’nin New York kentinde başladı; kadınlarla erkeklerin eşitlik mücadelesi. Konfeksiyon ve tekstil fabrikalarında çalışan 40 bin işçinin insanlık dışı çalışma koşullarına ve düşük ücrete karşı başlattığı grev, polisin sert karşı koymasıyla kanlı bitti. Saldırıda çıkan yangında çoğu kadın 129 işçi can verdi.
1910 yılında, Danimarka’nın Kopenhag kentinde 2.Enternasyonale bağlı kadınlar toplantısında (Uluslararası Sosyalist Kadınlar Konferansı) Clara Zetkin’in; Amerika’da grev sırasında çıkan yangında ölen işçi kadınların anısına, 8 Mart’ın “Dünya Kadınlar Günü” olarak belirlenmesi önerisi oy birliğiyle kabul edildi. İlk zamanlarda belli bir tarih saptanmamıştı ama ilkbaharda anılıyordu.
1921 yılında Moskova’da gerçekleştirilen 3.Uluslararası Kadınlar Konferansı’nda; 8 Mart, “Dünya Emekçi Kadınlar Günü” olarak belirlendi.
Birinci ve İkinci Dünya Savaşı yıllarında bazı ülkelerde anma yapılması yasaklandı.
Ancak, 1960’lı yılların sonunda ABD’de anılmaya başlanmasıyla, güçlü bir şekilde yeniden gündeme geldi.
16 Aralık 1977 tarihli Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda; 8 Mart, “Dünya Kadınlar Günü” olarak kabul edildi.
TÜRKİYE’DE 8 MART
Türkiye’de; 8 Mart Kadınlar Günü ilk kez 1921’de gerçekleştirildi.
ATATÜRK, Türk kadınına bakışını ve toplumdaki yerini şu sözleriyle ne güzel açıklıyor. “Sen katılmadan kalkınıp güçlenemeyiz, sen ve senin kurtuluşun, ulusal programımızın temelidir.” … “Mümkün müdür ki, bir toplumun yarısı, yere zincirlerle bağlı kaldıkça, öbür yarısı göklere yükselsin? Kuşku yok; devrimci adımlar, iki cins tarafından birlikte, arkadaşça atılmalı, yenilik ve ilerlemeler birlikte gerçekleştirilmelidir. Devrim, ancak böyle başarıya ulaşabilir.” diyor ve onu toplum yaşamında yer almaya çağırıyor.
1975 yılından itibaren kapalı ortamlardan sokağa taşındı ve yaygın olarak hak arayışlara başlandı.
“Birleşmiş Milletler Kadınlar On Yılı” programından Türkiye’nin de etkilenmesiyle, 1975 yılında “Türkiye 1975 Kadın Yılı” kongresi gerçekleştirildi.
1984 yılından itibaren ise her yıl çeşitli kadın örgütleri tarafından “Dünya Kadınlar Günü” programları düzenleniyor…
Ancak, bu uğurda verilen savaşımlarla birlikte;
Cinsiyet ayrımcılığı,
Kız çocuklarının öğrenimden yoksun bırakılması,
Çocuk yaşta gelin edilmesi,
Şiddet görmesi,
Töre, namus cinayetlerinin yıldan yıla artması,
Kadın istihdamı, iş güvenliği, çalışma koşulları, düşük ücret, iş saatlerinin fazlalığı gibi sorunlar;
Nâzım’ın;
“…anamız, avradımız, yârimiz
ve sanki hiç yaşamamış gibi ölen
ve soframızdaki yeri öküzümüzden sonra gelen…”
dediği kadınlarımıza ilişkin sorunlar göz ardı ediliyor.
Kadının toplumdaki statüsünü koruyan bir sözleşme ile kadın hakları güvenceye alınması umut olmuştu.
“Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye Dair Avrupa Konseyi Sözleşmesi” kadına yönelik şiddet ve ev içi şiddetten arındırılmış bir Avrupa yaratmak için yapılmıştır. İstanbul’da yapılması nedeniyle de İstanbul Sözleşmesi olarak adlandırılmıştır. Bu konudaki ilk Avrupa sözleşmesidir. Kadına karşı her türlü şiddetin önlenmesi, bunlarla ilgili mücadeleye ilişkin standartlar öngören ve Avrupa ülkelerini hukuki olarak bağlayan ilk belgedir (idi). 2012
İstanbul Sözleşmesi’nin bir gecede feshi; kadın haklarına, kadınlara ve çocuklara yönelik şiddetin önlenmesine, kollanmasına, kovuşturulmasına vurulan bir darbedir. 2021
Kadın Haklarının, İnsan Hakları olduğu,
Kadına yönelik şiddetin insan hakları ihlali olduğu,
Kadın- erkek eşitliğinin olmadığı yerde eşitlikten söz edilemeyeceği,
Cinsiyet eşitsizliğinin şiddeti doğurduğu gerçeğinin görmezden gelinemeyeceği kabul edilmelidir.
KADININ; Şiddetsiz, sömürüsüz bir ülkede ve dünyada;
Kadın olmanın gururuyla; bedenine, kimliğine, emeğine sahip çıkabileceği, insanca yaşayabileceği geleceğine… Başarılarıyla övünebileceğimiz özgür ve mutlu günlerine...
Tüm kadınların, daha yaşanabilir bir dünyaya, hak ve özgürlüklerine kavuşmaları umuduyla...
Kadının; sömürüye başkaldırışının, canı uğruna verdiği savaşımının, hak arayışının günü;
“8 MART DÜNYA KADINLAR GÜNÜ” KUTLU OLSUN.