ÇEVRE

Bir Kaplumbağayla Başladı, Antalya Kıyılarının Umuduna Dönüştü

Antalya’da oğluyla çıktığı bir sahil yürüyüşünde yumurtalarının yanında ölü bir deniz kaplumbağası gören Seher Akyol’un “Bir şey yapmalıyım” diyerek çıktığı yol, bugün on binlerce öğrenciye ulaşan, bilim insanları ile gönüllüleri buluşturan kapsamlı bir kıyı koruma hareketine dönüştü. Akyol, Sabancı

ANTALYA BUGÜN – ÖZEL HABER

Antalya’da oğluyla çıktığı bir sahil yürüyüşünde yumurtalarının yanında ölü bir deniz kaplumbağası gören Seher Akyol’un “Bir şey yapmalıyım” diyerek çıktığı yol, bugün on binlerce öğrenciye ulaşan, bilim insanları ile gönüllüleri buluşturan kapsamlı bir kıyı koruma hareketine dönüştü. Akyol, Sabancı Vakfı’nın 17. Sezon Fark Yaratanlarından biri seçildi.

Büyük değişimler her zaman büyük projelerle başlamıyor.

Kimi zaman bir sahilde karşılaşılan tek bir görüntü, bir insanın hayatını ve ardından binlerce insanın doğaya bakışını değiştirebiliyor.

Seher Akyol’un hikâyesi de Antalya kıyılarında, oğluyla yaptığı sıradan bir yürüyüş sırasında başladı.

Akyol, sahilde yumurtalarının yanında yaşamını yitirmiş bir deniz kaplumbağasıyla karşılaştı.

O görüntünün ardından “Bu canlıları korumak için ne yapılabilir?” sorusunun peşine düştü.

Bugün gelinen noktada ise o soru; deniz kaplumbağalarından Akdeniz foklarına, kum zambaklarından kıyı temizliğine, bilimsel araştırmalardan çocukların doğa eğitimine kadar uzanan çok yönlü bir çevre mücadelesinin temelini oluşturuyor.

ÖNCE BİR ÇADIR VE SAHİL NÖBETLERİ VARDI

Seher Akyol’un ilk adımı bir kurum kurmak ya da büyük bir proje hazırlamak olmadı.

Sahilde çadır kurdu.

Deniz kaplumbağalarının yuvalama alanlarını korumak için nöbet tutmaya başladı.

Kıyılardaki ışıklandırmanın, yapılaşmanın ve araç girişlerinin deniz kaplumbağalarının yaşam döngüsü üzerindeki etkilerini araştırdı; sorunun yalnızca sahildeki birkaç yuvayı korumaktan ibaret olmadığını gördü.

Yerel yönetimlerle yapılan çalışmalar sonucunda bölgede ışıklandırma, yapılaşma ve araç girişine ilişkin önlemlerin alınmasına katkı sağlandı.

Akyol’un başlangıçta deniz kaplumbağalarını korumaya odaklanan mücadelesi zaman içinde kum zambaklarını, Akdeniz foklarını ve bütün olarak kıyı ekosistemini kapsayan bir anlayışa dönüştü.

Ve 2020 yılında bu mücadele kurumsal bir kimlik kazandı.

Deniz Kaplumbağaları, Akdeniz Fokları, Kum Zambakları Kıyı Koruma Derneği (DEKAFOK) kuruldu.

GÖNÜLLÜLÜKTEN BİLİMSEL ÇALIŞMAYA

DEKAFOK'u dikkat çekici kılan noktalardan biri, doğa koruma çalışmalarını yalnızca gönüllülük üzerinden yürütmemesi.

Akademisyenlerle gerçekleştirilen iş birlikleri sayesinde kıyı ekosistemine ilişkin veriler toplanarak ilgili kurumlarla paylaşılıyor.

Böylece sahada yapılan gözlem, bilimsel bilgiyle buluşuyor; elde edilen verilerin karar mekanizmalarına taşınması hedefleniyor.

Çalışmaların sonucunda bölgede trol teknelerinin faaliyetlerinin kontrol altına alınması gibi önemli kazanımlar elde edildiği belirtiliyor.

Yuvalama dönemlerinde gerçekleştirilen sahil devriyeleri, yuvaların korunması ve ışık kirliliğinin azaltılmasına yönelik çalışmalar da deniz kaplumbağalarının yaşam alanlarının daha güvenli hale getirilmesine katkı sağlıyor.

MANAVGAT'TA BİR KIYI KORUMA ÜSSÜ

Çalışmaların merkezi ise Antalya'nın Manavgat ilçesindeki Mendirek Yarımadası.

Burada faaliyet gösteren Türkiye'nin ilk resmi Bilgi ve Gözlem Merkezi, yalnızca bir gözlem noktası olarak kullanılmıyor.

Merkez bünyesinde Deniz Ekosistemi Kütüphanesi, Eğitim Araştırma Laboratuvarı ile Deniz Kaplumbağası İlk Yardım ve Bakım Ünitesi bulunuyor.

Böylece koruma faaliyetleri; araştırma, eğitim, gözlem ve rehabilitasyon başlıkları altında birlikte yürütülüyor.

Sahil temizliği, kompost üretimi, geri dönüşüm ve yenilenebilir enerji uygulamaları da merkezin faaliyetleri arasında yer alıyor.

Bu yaklaşım, deniz kaplumbağasını tek başına korumaya çalışmak yerine onun yaşadığı bütün ekosistemi koruma düşüncesini öne çıkarıyor.

45 BİNDEN FAZLA ÖĞRENCİYE ULAŞTILAR

DEKAFOK'un belki de uzun vadede en önemli çalışmalarından biri çocuklara yönelik eğitim faaliyetleri.

Dernek bugüne kadar 45 binin üzerinde öğrenciye ulaştı.

“Duymayan Kalmasın” Projesi kapsamında çocuklara nesli tehlike altındaki türler, kıyı ekosistemi ve doğanın korunması konusunda farkındalık kazandırılıyor.

Çünkü bir kıyının geleceği yalnızca bugün kaç yuvanın korunduğuyla değil, yarının yetişkinlerinin doğaya nasıl baktığıyla da doğrudan ilişkili.

DEKAFOK aynı zamanda her yıl Türkiye'den ve farklı ülkelerden gönüllüleri Antalya'da ağırlıyor.

Gönüllüler özellikle deniz kaplumbağalarının yumurtlama dönemlerinde sahillerde devriye gerçekleştiriyor, yuvaları takip ediyor ve araştırma faaliyetlerine destek oluyor.

Dernek bünyesinde gönüllülere staj olanağı da sağlanıyor.

TÜRKİYE'NİN İLK DENİZ KAPLUMBAĞASI İHBAR HATTI

Çalışmalar yalnızca dernek üyeleri ve gönüllülerle de sınırlı değil.

DEKAFOK tarafından hayata geçirilen Türkiye'nin ilk Deniz Kaplumbağası İhbar Hattı, vatandaşların da koruma zincirinin bir parçası olmasını amaçlıyor.

Böylece kıyıda karşılaşılan yaralı veya yardıma ihtiyaç duyan deniz kaplumbağaları konusunda bireylerin doğrudan bildirimde bulunabilmesine imkân sağlanıyor.

Koruma anlayışı, belirli sayıdaki gönüllünün görevi olmaktan çıkarılıp toplumun katılabileceği bir sorumluluk alanına dönüştürülüyor.

SABANCI VAKFI'NIN “FARK YARATAN” İSMİ OLDU

Yıllar önce sahilde tek başına nöbet tutarak başlayan bu mücadele, Seher Akyol'u Sabancı Vakfı Fark Yaratanlar Programı'nın 17. sezonuna taşıdı.

Akyol, program kapsamında “Fark Yaratan” seçildi.

Sabancı Vakfı Genel Müdürü Nevgül Bilsel Safkan, Akyol'un bireysel bir çabayı kolektif harekete dönüştürmesinin güçlü örneklerinden birini ortaya koyduğunu belirtti.

Safkan, Akyol'un DEKAFOK çatısı altında bilim insanlarından gönüllülere, kamu kurumlarından üniversitelere kadar farklı kesimleri ortak amaç etrafında buluşturduğunu ve Antalya kıyılarındaki nesli tehlike altındaki türlerin korunmasına katkı sunduğunu vurguladı.

ANTALYA'NIN SAHİLLERİ YALNIZCA TURİZM DEĞİL, BİR YAŞAM ALANI

Antalya denildiğinde dünyaya çoğunlukla deniz, kum, güneş ve turizm anlatılıyor.

Oysa aynı kıyılar, insanlardan çok daha önce burada bulunan canlıların da yaşam ve üreme alanı.

Her yaz milyonlarca insanı ağırlayan sahiller, aynı zamanda deniz kaplumbağalarının yumurtalarını bıraktığı; kum zambaklarının yaşam mücadelesi verdiği ve Akdeniz'in hassas ekolojik dengesinin karayla buluştuğu alanlar.

Bu nedenle Seher Akyol'un hikâyesi yalnızca başarılı bir gönüllünün ya da bir derneğin hikâyesi değil.

Aynı zamanda Antalya'nın kıyılarına nasıl baktığımızla ilgili önemli bir soru da ortaya koyuyor:

Kıyılar bizim kullanacağımız alanlar mı, yoksa diğer canlılarla paylaşmak ve gelecek kuşaklara bırakmak zorunda olduğumuz ortak bir yaşam alanı mı?

Seher Akyol yıllar önce bu soruya sahilde bir çadır kurarak kendi cevabını verdi.

Bugün o çadırın yerinde bilim insanları, öğrenciler, gönüllüler, araştırmacılar ve binlerce çocuğa ulaşan bir doğa koruma hareketi var.

Ve belki de hikâyenin en güçlü tarafı tam burada:

Bir insanın “Ben tek başıma ne yapabilirim?” demek yerine “Ben ne yapabilirim?” diye sorması, Antalya'nın bir sahilinden başlayıp binlerce insana ulaşan bir değişimin kapısını açtı.

Haber: Tahsin Babat

Yayın Tarihi
11.08.2026
Bu haber 166 kişi tarafından okunmuştur.
Bu Haber İçin Yorum Yapın
NOT: E-Mail adresiniz web sitemiz üzerinde yayınlanmayacaktır.
CAPTCHA Image
Bu habere ilk yorumu yazan siz olun.

Çerez Kullanımı

Kullandığımız çerezler hakkında bilgi almak ve haklarınızı öğrenmek için Çerez Politikamıza bakabilirsiniz.

Daha Fazla

Arama Yap!