YURTTAN HABERLER

Maskenin Arkasında Cinsiyet Yok, Ustalık Var

Demire şekil veren Feyzanur Türkoğlu: “O maskeyi indirdiğiniz an ne kadınsınız ne erkek; sadece o işi doğru yapan bir ustasınız”

ANTALYA BUGÜN ÖZEL RÖPORTAJ | Tahsin Babat | ANKARA

Sağlıkla başlayan meslek yolculuğunu iş güvenliğine, oradan ağır sanayi ve kaynakçılığa taşıdı. “Gücün yetmez”, “Bu kadın işi değil” diyenleri kaynak dikişleriyle cevapladı. Şimdi Ankara’da kendi atölyesinde üretim yapan Feyzanur Türkoğlu’nun hedefi daha büyük: Kadınların ağır sanayide daha görünür olduğu, hatta tamamı kadınlardan oluşan profesyonel bir kaynak ve imalat ekibinin uluslararası sahalara çıktığı bir yapı kurmak. Antalya Bugün, kaynak maskesinin arkasındaki sıra dışı hikâyeyi Feyzanur Türkoğlu’na sordu.


TÜRKLERİN DEMİRLE HİKÂYESİ ESKİ. ÇOK ESKİ...

Bozkırın ateşinde kızdırılan demir yalnızca kılıca, sabana ya da gündelik bir eşyaya dönüşmedi; ustalığın, üretmenin ve insanın ham maddeye emeğiyle biçim vermesinin güçlü simgelerinden biri oldu.

Yüzyıllar geçti.

Ocakların yerini modern atölyeler, körüklerin yerini makineler, eski demircinin çekicini kaynak torcu aldı.

Ama değişmeyen bir şey var:

Demir hâlâ ateş ister.
Sabır ister.
Bilgi ister.
Ve hepsinden önemlisi usta bir el ister.

Antalya Bugün’ün bu özel röportajındaki konuğumuz da işte o ateşin karşısında kendi yolunu açan sıra dışı bir isim:

Feyzanur Türkoğlu.

Onu yalnızca “kadın kaynakçı” diye tanımlamak kolay.

Ama eksik.

Çünkü Türkoğlu’nun hikâyesi kaynak maskesini yüzüne indirdiği gün başlamıyor.

Sağlık meslek lisesinden Acil Tıp Teknisyeni olarak mezun oluyor. Ardından Kocaeli Üniversitesi’nde İş Sağlığı ve Güvenliği eğitimi alıyor. Çalışma hayatında revir, ambulans ve kliniklerden endüstriyel tesislere; iş güvenliğinden ağır sanayiye uzanan farklı sahaları tanıyor. Kendi anlatımına göre Tüpraş ve İçdaş gibi büyük sanayi tesislerinin yanı sıra metal üretimi ve tersane ortamlarında da deneyim kazanıyor.

Sonra bir gün, güvenliğini anlamaya çalıştığı işin aletini kendi eline alıyor:

Kaynak torcunu.

Ve hikâyenin yönü değişiyor.


“HAYAT KURTARMAK, KORUMAK VE SIFIRDAN ÜRETMEK”

Acil Tıp Teknisyenliği, iş sağlığı ve güvenliği, ağır sanayi ve kaynakçılık...

Dışarıdan bakıldığında birbirinden uzak görünen bütün bu alanları neden bir araya getirdiğini sorduğumuzda Türkoğlu’nun cevabı aslında bütün hikâyesinin özeti:

“Bu köprülerin hepsini kuran temel duygu; hayat kurtarma, koruma ve sıfırdan üretme tutkusuydu.”

Sağlığın kendisine insanı anlamayı, iş güvenliğinin korumayı, kaynakçılığın ise kendi elleriyle üretip dönüştürmeyi öğrettiğini söylüyor.

Yaklaşık 10 yıllık farklı saha deneyiminden çıkardığı sonuç da net:

İş güvenliği yalnızca yönetmeliklerde kalmamalı; sahadaki gerçek hayatla örtüşmeli.

Türkoğlu’na göre bunun yolu her işi bizzat yapmaktan değil, o işi yıllardır yapan insanların tecrübesine kulak vermekten geçiyor:

“Güvenli bir saha yaratmanın yolu, oradaki birikime saygı duymaktan ve işin mutfağını sahadaki emektarlarından dinlemekten geçer.”

Fakat o, dinlemekle yetinmeyenlerden.

Kaynak makinesini eline aldı.


“BEN BU İŞİ YAPABİLİRİM”

Kaynak makinesini ilk kez bir fabrika projesinde eline aldığında aklından geçen cümleyi hâlâ hatırlıyor:

“Ben bu işi yapabilirim.”

Çevresinden ise aynı güveni görmedi.

“Çok yapamazsın.”

Türkoğlu vazgeçmediğini; kaynakçılık sertifikası aldığını, ardından pandemi döneminde çalışırken Kaynak Teknolojisi eğitimine başladığını, örgün eğitime geçilmesi ve çalışma şartları nedeniyle ara vermek zorunda kaldığı eğitimine yeniden devam etmek istediğini anlatıyor.

Hayatındaki dikkat çekici kırılmalardan biri de Milli Savunma Bakanlığına bağlı bir tersane komutanlığının personel alım sürecinde yaşanıyor.

Türkoğlu’nun anlatımına göre nihai listedeki tek kadın adaydı. İlk mülakatı geçti. İkinci aşama ise deprem dönemine denk geldi.

Depremde yaralanmasına rağmen 15 gün sonra mülakata gittiğini, ancak o tarihteki sağlık durumunun iş güvenliği koşullarına uygun olmaması nedeniyle işe alınmadığını söylüyor.

Buna rağmen geri dönmedi.

Daha sonra Adana’da İş Güvenliği Eğitim Doküman Şefi olarak çalışırken yöneticilerinden bir teklif geldi:

“Yapar mısın?”

Aynı gün valizini topladı.

İstikamet İskenderun’du.

Kaynak artık merak ettiği bir meslek değil, doğrudan yaptığı işti.


“BU KADIN İŞİ DEĞİL”

Fakat ağır sanayide karşısına yalnızca metal çıkmadı.

Önyargılar da çıktı.

Türkoğlu, kadın kaynakçı olarak sahaya girdiğinde duyduğu sözleri saklamıyor:

“Gücün yetmez.”

“Bu kadın işi değil.”

“Sıcakta, tozda yapamazsın.”

“Yanlış meslek seçmişsin.”

Yetkinliğinin ve fiziksel dayanıklılığının daha baştan sorgulandığını; hatta yapabileceğine inanmayanların olduğunu anlatıyor.

Onun buna verdiği cevap ise tartışmak olmadı.

Yaptığı iş oldu.

“Kıvılcımın, maskenin ve kaynak dikişinin arkasında cinsiyet yoktur; işin kalitesi vardır.”

İşini yaptıkça ve sahada kalıcı olduğunu gösterdikçe şüphelerin yerini saygıya bıraktığını söylüyor.


“METALE YÖN VEREN ŞEY KAS GÜCÜ DEĞİL”

Kadınların kaynakçılık ve ağır sanayide daha az görünür olmasının temel nedeninin fiziksel koşullar olduğu düşüncesine katılmıyor.

Türkoğlu’na göre asıl mesele toplumsal önyargı.

Modern kaynak teknolojilerinin yalnızca kaba kuvvete değil; teknik bilgiye, el hassasiyetine, dikkate, sabra ve yüksek konsantrasyona dayandığını savunuyor:

“Maskeyi takıp torcu elinize aldığınızda metale yön veren şey kas gücü değil; ustalık, disiplin ve tutkudur.”

Türkiye’de bir taraftan nitelikli usta ihtiyacının konuşulduğunu, diğer taraftan kadınların geleneksel kabuller nedeniyle bazı üretim alanlarının dışında kaldığını düşünen Türkoğlu, sektörün önemli bir insan kaynağı potansiyelini yeterince değerlendiremediği görüşünde.


PEKİ MASKENİN ARKASINDAN NE GÖRÜLÜYOR?

Türkoğlu’na hikâyesinin belki de merkezindeki soruyu sorduk:

Masadan bakıldığında görülmeyip kaynak maskesinin arkasından görülen ne var?

İş güvenliği alanında görev yaptıktan sonra kaynakçılığı bizzat yapmanın bakışını değiştirdiğini söylüyor.

Sahada kullanılan bazı koruyucu ekipmanların kimi durumlarda ustanın hareket kabiliyetini veya ergonomisini zorlayabildiğine dikkat çekiyor. Ancak bunun çözümünün güvenlikten vazgeçmek olmadığının özellikle altını çiziyor.

Çözüm ona göre uzman ile ustanın aynı masaya oturması.

Ve ardından röportajın en kıymetli cümlelerinden biri geliyor:

“Uzman ile ustanın amacı çelişmez, aksine aynıdır: İşi doğru yapmak ve günün sonunda eve sağ salim, sağlıkla dönebilmek.”

Aslında Feyzanur Türkoğlu’nun üç ayrı mesleki dünyası tam burada birleşiyor.

Kaynakçı olarak işi,
İSG gözüyle riski,
Acil Tıp Teknisyeni olarak insanı görüyor.

Kendisinin de söylediği gibi bu üç alan ona bir üstünlükten ziyade, çok yönlü bir farkındalık ve sorumluluk kazandırıyor.


SONRA KENDİ ATÖLYESİNİN KAPISINI AÇTI

Temmuz 2026...

Feyzanur Türkoğlu kariyerinde bu kez başka bir kapıyı açtı.

Hem de kendi atölyesinin kapısını:

TÜRKOĞLU METAL ARK STUDIO

LinkedIn profilinde Ankara merkezli işletmenin kurucusu olarak görünen Türkoğlu, atölyesini yalnızca dekoratif metal çalışmalarının yapıldığı bir yer olarak konumlandırmıyor.

Hedefinde fason üretim, hafif çelik imalatı, özel tasarım işler, marka projeleri ve kurumsal iş birlikleri bulunuyor.

Fakat kendi işini kurmak, dışarıdan görüldüğü kadar romantik bir hikâye değil.

Atölyeyi kurarken beklediği desteği yeterince göremediğini; imalat ağını oluştururken ve iş birlikleri geliştirmeye çalışırken teknik, finansal ve manevi yükün önemli bölümünü kendi omuzlarında taşıdığını anlatıyor.

Ve burada söylediği cümle yalnızca kendi hikâyesine değil, girişimcilik dünyasında sıkça kullanılan “destek” kavramına da dokunuyor:

“‘Sen yaparsın’ demek bir destek değil, yükü tamamen tek bir kişinin omuzlarına bırakmaktır.”

Ona göre gerçek destek yalnızca cesaretlendirici söz söylemek değil; gerektiğinde makine yatırımına, üretim süreçlerine veya kadın istihdamı projelerine somut biçimde katkıda bulunabilmek.


HURDA METAL ONUN ELİNDE GİTARA DÖNÜŞTÜ

Sosyal medyada dikkat çeken çalışmalarından biri, hurda metal parçalarından yaptığı dekoratif gitar oldu.

Fakat Türkoğlu burada önemli bir ayrım yapıyor:

“Ben heykeltıraş veya serbest sanatçı değilim.”

Kendisini şantiye kökenli bir çelik imalat ve kaynak ustası olarak tanımlıyor.

Atölyesini ilk açtığında henüz yoğun sipariş ve üretim akışı oluşmadığı için tezgâhı boş bırakmak istemediğini; elindeki hurda parçaları değerlendirerek üretmeye devam ettiğini anlatıyor.

Kaynakçılığı ise ilginç bir kavramla açıklıyor:

Matematik.

“Doğru açıyı, doğru tekniği ve ısıyı bir araya getirdiğinizde her yapının temelinde kaynağı bulursunuz.”

Hurdanın gitara dönüşmesi onun açısından meslek değiştirmek değil; tezgâh boşken bile üretmekten vazgeçmemek.


SOSYAL MEDYA, ATÖLYENİN DÜNYAYA AÇILAN KAPILARINDAN BİRİ

Feyzanur Türkoğlu’nun hikâyesinin dikkat çekici bir başka tarafı ise dijital dünyadaki karşılığı.

Türkoğlu; LinkedIn, Instagram ve TikTok’taki toplam kitlesinin 160 bini aştığını belirtiyor. Kendisine yalnızca takipçiler değil; kaynakçılığı öğrenmek isteyen genç kadınlar, meslek değiştirmeyi düşünenler ve kızlarının bu alana yönelmesini isteyen anne-babalar da ulaşıyor.

Ancak sosyal medya onun açısından yalnızca görünürlük sağlayan bir mecra değil.

Atölyede ortaya çıkan imalat ve tasarım çalışmalarının sergilenmesi, potansiyel müşterilerin üretim kabiliyetini görmesi, markalarla ve sektör profesyonelleriyle yeni temasların kurulması açısından da Türkoğlu Metal Ark Studio’nun dışarıya açılan vitrinlerinden biri.

Atölyenin fason imalat, hafif çelik üretimi, özel çalışmalar ve kurumsal iş birliklerine açık olduğunu özellikle vurgulayan Türkoğlu, dijital mecralarda oluşan görünürlüğü üretim dünyasındaki yeni bağlantılar ve iş fırsatlarıyla buluşturmayı hedefliyor.

Böylece sosyal medyada görülen bir kaynak dikişi kimi zaman bir genç kadına “Ben de yapabilirim” dedirtiyor; kimi zaman da atölyenin üretim kabiliyetini yeni insanlara ve potansiyel iş ortaklarına ulaştırıyor.

Türkoğlu’nun mesleğe ilgi duyan kadınlara söylediği söz ise net:

“O kaynak maskesini indirdiğiniz an ne kadınsınız ne erkek; sadece o işi doğru yapan bir ustasınız.”


HEDEFİ KENDİSİNDEN DAHA BÜYÜK

Feyzanur Türkoğlu’nun gelecek planlarını sorduğumuzda cevap yalnızca:

“Atölyemi büyütmek istiyorum.” değil.

Hedefinin ilk ayağı, Türkoğlu Metal Ark Studio’yu fason üretim, hafif çelik imalatı ve sanayi projelerinde tercih edilen güçlü bir üretim merkezine dönüştürmek.

İkinci ayağı ise çok daha dikkat çekici:

Kadın kaynakçılar yetiştirmek.

Kadınların “Ağır sanayide ben de varım” diyebilecekleri, usta-çırak ilişkisi içerisinde işi doğrudan sahada öğrenebilecekleri bir üretim merkezi hayal ediyor.

Hatta bununla da yetinmiyor.

Uluslararası fuarlarda ve sahalarda canlı uygulamalar gerçekleştirebilecek, tamamı kadınlardan oluşan profesyonel bir kaynak ve imalat ekibi kurmak istiyor.

Yani hedef artık yalnızca Feyzanur Türkoğlu’nun başarılı olması değil.

Kendisinden sonra başkalarının da o maskeyi takabilmesi.


“BANA BİR ŞEY OLMAZ” DEMEYİN

Kaynakçılık aynı zamanda hata kaldırmayan bir meslek.

Türkoğlu’na yeni başlayanların en büyük yanlışını sorduğumuzda ilk söylediği şey teknik bir kaynak hatası olmadı:

“Bana bir şey olmaz” düşüncesi.

İşi hızlandırmak için güvenlik adımlarını atlamak, maskeyi tam indirmeden punta yapmak veya “iki dakikalık iş” diyerek kişisel koruyucu donanımdan vazgeçmek...

Bunların ağır sonuçları olabileceğini söylüyor.

Özellikle göz ve solunum korumasının vazgeçilmez olduğuna; uygun kaynak maskesi ve göz korumasıyla birlikte doğru solunum ekipmanı ve havalandırmanın önemine dikkat çekiyor.

Böylece hikâye başladığı yere dönüyor:

İnsan.
Güvenlik.
Üretim.


18 YAŞINDAKİ FEYZANUR’A TEK CÜMLE

Bugünkü tecrübesiyle yeniden 18 yaşında olsa aynı yolu yürür müydü?

Cevabı tereddütsüz:

Evet.

Emekli asker çocuğu olduğunu, çocukluğundan itibaren farklı yerlerde yaşayarak büyüdüğünü; 18 yaşından sonra da çalışma hayatı nedeniyle Türkiye’nin farklı bölgelerindeki şantiyelerde bulunduğunu anlatıyor.

Uzun süre hiçbir yere ve hiçbir kalıba tam olarak sığamadığını hissetmiş.

Bugün ise geçmişte bir eksiklik gibi görülebilecek bu duyguyu başka türlü okuyor.

18 yaşındaki Feyzanur’un karşısına geçebilse ona ilk söyleyeceği söz:

“Kabına sığamadığın için kendini suçlama.”

Çünkü ona göre o “sığamama” duygusu, sonunda kendi yolunu çizmesine ve kendi atölyesini kurmasına götüren işaretlerden biriydi.


“BAŞKALARININ ÇİZDİĞİ SINIRLAR HAYALLERİNİZİN ÖLÇÜSÜ OLAMAZ”

Röportajın sonunda Feyzanur Türkoğlu’na son bir soru sorduk:

“Yapmak istediği işin kadınlara ya da erkeklere göre olmadığı söylenerek hayalinden vazgeçirilmek üzere olan bir gence ne söylersiniz?”

Cevabı kendi hayatının da özeti:

“Başkalarının çizdiği dar sınırlar sizin hayallerinizin ölçüsü olamaz.”

Ve ardından:

“O maskeyi indirin, işinize odaklanın ve başkalarının imkânsız dediği şeyi kendi emeğinizle gerçeğe dönüştürün.”


ATEŞ SORMUYOR

Feyzanur Türkoğlu’nun hikâyesini yalnızca “bir kadın kaynakçının başarı öyküsü” diye anlatmak kolay.

Fakat eksik.

Çünkü bu hikâyenin merkezinde kadınların erkeklere ait olduğu düşünülen bir mesleği “yapabildiğini kanıtlama” meselesinden daha fazlası var.

Burada mesleğin cinsiyetinin değil, ustalığının olup olmadığı sorusu var.

Bir tarafta sağlık eğitimiyle başlayan yolculuk...

Bir tarafta iş güvenliği...

Bir tarafta ağır sanayi...

Bir tarafta kendi atölyesini kurmanın yükü...

Ve bütün bunların ortasında ateşin karşısında duran genç bir usta.

Türklerin demirle yüzyıllar öncesine uzanan hikâyesinden bugünün modern kaynak atölyelerine kadar teknoloji değişti.

Ama demirin karşısında değişmeyen bazı şeyler kaldı:

Emek.
Sabır.
Disiplin.
Cesaret.
Ustalık.

Çünkü ateş karşısındakinin kadın mı erkek mi olduğuna bakmıyor.

Çelik de bakmıyor.

Kaynak dikişi hiç bakmıyor.

O yalnızca ustalığı ele veriyor.

Ve belki de Feyzanur Türkoğlu’nun bütün hikâyesi tek bir hareketle özetleniyor:

Maskeyi indiriyor.
Torcu eline alıyor.
Ve konuşmayı metale bırakıyor.


Feyzanur Türkoğlu’nu takip etmek / çalışmalarını görmek

Instagram: @feyzanurturkoglu01
LinkedIn: feyzanurturkoglu01
TikTok: @Feyzanur.turkoglu

ANTALYA BUGÜN ÖZEL RÖPORTAJ | Tahsin Babat | ANKARA

 

Yayın Tarihi
28.08.2026
Bu haber 254 kişi tarafından okunmuştur.
Bu Haber İçin Yorum Yapın
NOT: E-Mail adresiniz web sitemiz üzerinde yayınlanmayacaktır.
CAPTCHA Image
Bu habere ilk yorumu yazan siz olun.

ÇOK OKUNAN

Çerez Kullanımı

Kullandığımız çerezler hakkında bilgi almak ve haklarınızı öğrenmek için Çerez Politikamıza bakabilirsiniz.

Daha Fazla

Arama Yap!