12 Eylül öncesi korkunç günlerdi. Sokaklarında kara korku dolaşırdı. Ölümün nereden gelip saldıracağı bilinmezdi. Sabah evden çıkan anne ve babanın eve dönüp dönemeyeceği meçhul günlerdi. O korkunç yıllarda 1940 yılında kurulan Köy enstitüsü bakiyesi Aksu Öğretmen okulunda idareciydim. 1962-1963 yılında ilkokuldan sonra bu okulun yatılı sınavını kazanmıştım. Beş yıl yatılı okuduktan sonra öğretmenler kurulu İstanbul Çapa yüksek öğretmen okulunun hazırlık lisesine göndermişti. Hazırlık lisesini bitirdikten sonra Çapa Yüksek öğretmen okulu okul idaresi tarafından Türkoloji okumam için İstanbul üniversitesi Türkoloji bölümüne kaydımı yaptırdı. Ayrıca gece derslerinde Pedagojik formasyonları tamamlayarak lise öğretmeni olma hakkını kazandım. Manavgat lisesinde iki yıl öğretmenlik ve idarecilik hizmetimden sonra Aksu öğretmen okuluna idareci olarak atandım.
Aksu öğretmen okulu beni hayata hazırlayan kutsal bir yuvaydı.12 Eylül öncesi bu kutsal yuvanın kutsallığı öğrencilerimiz arasına sızan sağ sol ideolojilerin insafsızlığıyla öğrencilerimiz birbirlerine düşman olmuştu. Okulda askeri karakol vardı. Her an öğrenciler çatışabilirdi. Karşıt görüşlü öğrenciler aynı sıraya oturursa birbirlerini pergel uçlarıyla yaralıyorlardı. Öğretmen ders anlatırken kapı açık koridorda asker vardı. İşimiz zordu.
Okulun 500 dönüm birinci sınıf pamuk tarlası vardı. Öğrencilerin içekleri sütün temini için inekhanesi vardı. Narenciye bahçesi vardı. Bahçedeki fidanları her öğrenci kendisi diker bakardı. Benim 1963 lerde birinci sınıfta diktiğim portakal ağacım koca meyve veren bir ağaç olmuştu. Haftada iki saat teorik ve uygulamalı tarım dersimiz vardı. 1965 yılında Ramazan Oral adlı okul müdürümüz okulun 50 dönümlük kenarından kanal geçen tarlaya Kanada kavağını biz öğrencilere diktirmişti.1980’lere gümüşi yapraklarıyla koca koca ağaç olmuşlar tüm Aksu’ya serinlik ve güzellik bahşetmişlerdi. Hemen bu tarlanın yanında inekhanemiz vardı.
Okulumuzun Amerikan marşal yardımından verilen Willis jeep birde Radyover jeep vardı. Araziye Willis Jeeple , Antalya’yaya resmi işler için Radyover jeep’le giderdik.11 eylül Cuma günü öğle yemeğini okul yemekhanesinede yedikten sonra Willis çiple inekhaneyi kontrol için yola çıktım. Yolda ne göreyim. Bizim 50 dönüm yere diki olan kavakları YSE dozerleri girmiş yıkıyor talan ediyor. YSE il müdürünü aradım. Muhtar talep etti verdim valilik onayı var dedi. Ne yapacağımı şaşırdım. Okula dönüp bütün dersleri iptal edip öğretmenler ve öğrencilerle beraber olaya müdahale ettik. Antalya’dan jandarma gücü geldi. Bizi karakola topladılar. Karakolda Jandarma komutanın odasında otururken iri yarı kendisine güvenen kabadayı görüntüsünü veren bir adam geldi.
Muhtarmış.
Komutandan telefon etme izni istedi. Ve telefon etti.
- İhsan burada Muharrem yellice diye bir köpek var. Pazartesi bu köpeği burada görmeyeceğim dedi..
- Telefonla görüştüğü kişi Adalet Partisi Millet vekili İhsan Ataöv’dü.
- O gece ihtilal oldu. Ben derin bir nefes alarak dönemin Antalya valisi ne giderek durumu izah ettim. Okulun 50 dönümlük 1.nci sınıf toprağı olan mülkünü 5.nsi sınıf toprak yapısı olarak labaratuvar tahlili alarak Çalkaya Muhtarlığına Milli Emlak sebze hal binaları yapmak üzere tapulandırmış. Valinin el koymasıyla değişik kurumlardan mülkün 1.nci sınıf toprak olduğunu belgeleyerek iptal davasını Milli Emlak avukatlarına açtırdık. Özal hükümeti geldi dava düştü. Ben 1985.te okuldan ayrıldım. Şimdi okulun tüm 500 dönüm pamuk tarlaları yağmalandı.. Okulun idare binasının olduğu parsel bile bir dönem Aksu Belediye başkanlığı yapan adamın özel mülkü haline geldiği söyleniyor. İdare binası şu anda metruk.
- Sayın adalet bakanının bu yağmaların dosyasını açmasında da kamu yararı olacaktır.
- Bütün bu ahlaksız oluşumları dış bir şeytanın yaptığı üzerine kamuoyu oluşturmak abestir. Şeytan bizim içimizde.
- Türk ordusu 3. Selimden bu yana modernitenin, erdemin aydınlanmanın öncüsü olmuştur. Çürümenin neşteri olmuştur.