PSİKİYATRİST

KOKAİN YOKSUNLUĞU

Kokain yoksunluğunun başlıca özelliği, uzun bir süre, aşırı ölçülerde kokain kullanılmasından sonra, bu maddenin bırakılmasının ya da azaltılmasının ardından birkaç saat içinde özgül bir yoksunluk sendromunun ortaya çıkmasıdır.

Yoksunluk sendromu, bozulmuş duygudurumun gelişmesi ve aşağı­daki fizyolojik değişikliklerden en az ikisinin eşlik etmesi ile belirlidir:

• bitkinlik,

• canlı ve hoş olmayan rüyalar,

• uykusuzluk ya da aşırı uyku uyuma,

• yeme isteğinde artma olması,

• psikomotor retardasyon ya da ajitasyon.

  1. Anhedoni gibi hayattan zevk alamama ve madde almak için içinin geçmesi gibi belirtiler bulunursa da, bunlar tanı ölçütleri ara­sına alınmamıştır.
  2. Kokain, özellikle damardan alındığında ya da tüttürüldüğünde, merkezi sinir sistemi üzerinde hızlı ve güçlü birta­kım etkiler ortaya çıkartan, kısa etki süreli bir mad­dedir.
  3. İğne ile verilince ya da tüttürülünce, birden bir iyilik durumu yaratır, kendine güven verir ve öfori durumu ortaya çıkar. Özellikle bağımlılık da varsa, belirgin birtakım davranışsal değişiklikler hızla ortaya çıkabilir.
  4. Yüksek ölçülerde kokain alındıktan sonra orta­ya çıkan akut entoksikasyonda, dolambaçlı konuş­ma, baş ağrısı, gelip geçici alınma düşünceleri ve kulak çınlaması olabilir.
  5. Ayrıca şüpheci para­noid düşünceler, bilinç açıkken duysal hallüsinas­yonlar ve dokunsal hallüsinasyonlar ("kok böcekle­ri") da ortaya çıkabilir ve kullanıcı genellikle bunla­rın kokainden kaynaklandığını bilir.
  6. Karşısındakile­re gözdağı vermelere ya da saldırgan birtakım dav­ranışlar sergilemeye dek giden, aşırı öfkelenmeler olabilir.
  7. Özellikle kokain yoksunluğu durumlarında, depresyon, intihar düşünceleri, sinir­lilik, anhedoni, duygusal oynaklık ya da dikkat ve odaklanma güçlükleri sık görülür.
  8. Kokain bağımlılığı olan kişilerin, çoğu kez, ma­jör depresif bozukluğun belirti ve süre tanı ölçütle­rini karşılayan, gelip geçici depresyon belirtileri olur.
  9. Yineleyen panik atakları, sosyal fobi benzeri davranışlar ve yaygın anksiyete benzeri sendromlar sıktır
  10. Yeme bozuklukları da eşlik edebi­lir.
  11. Paranoid tür şizofreniye benzer, hezeyan ve hallüsinasyonlarla giden bir psikoz gelişebilir.

KOKAİN BAĞIMLILIĞININ SÜRECİ NASILDIR?

Koka­inin yol açtığı ruhsal bozukluklar, alımın bırakılma­sından sonra, genellikle birkaç saat ya da gün için­de çözülür; ancak bir ay gibi uzun bir süre sürdüğü de olur.

Kokain bağımlılığı olan kişiler, çoğu kez, koka­inle ilişkili uyaranlara koşullanmış tepkiler geliştirir­ler. Herhangi beyaz toz benzeri bir madde gördük­lerinde içleri geçebilir. Bu olgu, yeğin ruh­sal değişikliğe neden olan bütün maddelerde görü­len bir olgudur. Gösterdikleri bu tür tepkilerin dep­reşmeye katkısı olabilir, bunları söndürmek güçtür ve detoksifikasyon bitirildikten sonra uzun bir süre sürebilir.

Kokain kullanım bozukluklarına, özellikle alkol, marihuana, eroin ve benzodiazepinler olmak üze­re, diğer madde kötüye kullanımı ya da bağımlılığı durumları oldukça sık eşlik eder.

Kokain bağımlılı­ğı, travma sonrası stres bozukluğuna, antisosyal ki­şilik bozukluğuna, dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğuna ve kumar bağımlılığına eşlik edebilir.

Laboratuvar bulguları

Çoğu laboratuvar, tek bir alımdan sonra bir-üç gün süreyle, ardı ardına yüksek ölçülerde alımlar­dan sonra 7-12 gün süreyle, idrarda kalan bir ko­kain metabolitine bakabilmek­tedir.

İğneyle kullananların karaciğer fonksiyon testlerinde bir ölçüde yükselmeler olabilir. Hepatit ve AİDS de içinde olmak üzere, cinsel yolla bula­şan hastalıklar ve tüberküloz eşlik edebilir. Göğüs filmlerinde pnömoni ya da pnömotoraks saptandı­ğı olur.

 

Fizik muayene bulguları ve eşlik eden genel tıbbi durumlar

Kokainin alınma yoluna bağlı olarak değişik bir­takım genel tıbbi durumlar olur. Kokaini burundan çekenlerde sinüzit, burun mukozasının tırmalan­ması ve kanaması, burun septumunun delinmesi gibi durumlar ortaya çıkabilir.

Kokaini tüttürenlerde birtakım solunum sorunları; öksürme, bronşit ve solunum yolları yüzeylerinin tırmalanması ve yan­gılanmasına bağlı olarak pnömoni (zatüre) çıkma olasılığı yüksek olur.

Kokaini enjekte edenlerde, opiyat bağımlılığı olanlarda olduğu gibi, daha çok ön kollarda olmak üzere, delik izleri ve birtakım başka izler bulunur.

Damardan sık enjeksiyon yapma ve önüne gelenle cinsel ilişkiye girme sonucu HIV, HPV,HBV,HCV gibi en­feksiyonlar gelişebilir.

Cinsel yolla bulaşan diğer has­talıklar, hepatit, tüberküloz ve diğer akciğer enfeksiyonları da görülebilir.

Kokainin yeme isteğini bas­kılayan özelliklerinden ötürü, kilo kaybı ve kötü beslenmenin belirtileri ortaya çıkabilir.

Göğüs ağrısı sık görülen bir belirtidir.

Solunan kokainin daha iyi emilmesini sağlamak için yapılan Valsalva benzeri girişimler pnömotoraksa yol açabilir.

Gençlerde ve bir sağlık sorunu yokmuş gibi görü­nen kişilerde, kalp krizi, çarpıntılar ve aritmiler, solunum ya da kalp durmasından ötürü birden ölüm ve inme görülmektedir. Bu olaylar, bü­yük bir olasılıkla, kokainin kan basıncını yükseltme­sinden, damarları büzmesinden ya da kalbin elekt­rik etkinliğini değiştirmesinden kaynaklanmaktadır.

Kokain kullanımı ile birlikte epilepsi nöbetleri de görüle­bilir.

 

Sıklık

Kullananlar arasında kadın-erkek oranının 1/1.5-2 olduğu saptanmıştır. Daha çok 18-25 yaş­ları arasında kullanılmaktadır.

 

Gidiş

Dönemsel olarak ya da sürekli neredeyse her gün kullanılır. Dönemsel kullanımda, iki gün ya da daha uzun bir süre kullanılmadığı günler olur. Ko­kain bitene dek hiç durmadan, saatlerce ya da gün­lerce, sürekli alındığı da olur. Kronik günlük kulla­nımda, az ya da çok kullanıldığı gibi, gün boyu ya da yalnızca birkaç saat kullanıldığı da olabilir. Kro­nik günlük kullanımda, ardışık günlerde kullanılan ölçü genellikle pek değişmez, ancak zamanla kulla­nılan ölçüde bir artma olur.

Kokain tüttürülünce ve intravenöz kullanılınca, çoğu kez, birkaç hafta ya da ay içinde olmak üze­re bağımlılık gelişir. Bağımlılık gelişmesi durumun­da, giderek artan ölçülerde maddeye gereksinilir.

Sürekli kullanıldığında, tolerans gelişmesine ve disforik etkilerde artma olmasına bağlı olarak, "hoş­luk" veren etkilerinde azalma olur.

Tedavi

Günümüze dek çok sayıda ilaç denenmiş olma­sına karşın, herhangi bir ilacın kesin bir etkinlik gösterdiğine ilişkin açık bilimsel kanıtlar bugün için yoktur.

Tedavide daha çok psikoterapiden yararlanılır. Psikoterapide, genelde destekleyici yaklaşımlarla, baş etme becerileri kazandırma eğitiminin bir bile­şimi kullanılır.

Psikiyatrist & Psikoterapist

Uzm. Dr. Sevilay Zorlu

Hipnoterapist

Psikanalitik Regresyon Terapileri

HYT (Hipnomedidatif Yeniden İşleme )

İBT   (İçsel Bilge Terapisi)

Cinsel Terapist

Kognitif (Bilişsel) Davranışcı Terapist

Çift Terapisti

Aile Danışmanı

Sanat Terapisti

Fonksiyonel Bütüncül (Holistik) Tıp

Rezonans terapisi

İletişim: 02423169899

sevilayzorlu.com

www.antalyaterapipsikiyatri.com

www.antalyacinselterapi.com

https://neorezonansantalya.com/

Facebook: https://PsikiyatristSevilayZORLU

Twitter: https://mobile.twitter.com/DrSevilayZorlu

İnstagram: https://www.instagram.com/psikiyatrist_sevilay_zorlu/…

YouTube: https://www.youtube.com/results?search_query=sevilay+zorlu

https://www.instagram.com/neorezonans_biorezonans/...

TikTok: https://www.tiktok.com/@psikiyatristsevilayzorlu?_t=8UeuLaJSGiA&_r=1

 

Yayın Tarihi
29.06.2024
Bu makale 106 kişi tarafından okunmuştur.
Bu Haber İçin Yorum Yapın
NOT: E-Mail adresiniz web sitemiz üzerinde yayınlanmayacaktır.
CAPTCHA Image
Bu makaleye ilk yorumu yazan siz olun.

Yazara Ait Diğer Makaleler

Çerez Kullanımı

Kullandığımız çerezler hakkında bilgi almak ve haklarınızı öğrenmek için Çerez Politikamıza bakabilirsiniz.

Daha Fazla

Arama Yap!