PSİKİYATRİST

EROTOMANİ VE AŞK

Erotomani temelde sevme değil sevilmeyle ilişkilidir ve bu açıdan kesinlikle halkın romantik veya erotik aşk olarak adlandırdığı insani durumun bir çeşitlemesi değildir. İki kavramın bazı ortak özellikleri vardır.

Erotomani hezeyanlı(sanrılı) bozukluklar grubunda değerlendirilen psikiyatrik bir rahatsızlıktır. Erotomani, kişi genellikle kendisinden daha yüksek konumda ya da daha ulaşılması zor konumda olan bir kişinin kendisi ile aşk yaşadığı, ya da bir ilişki yaşadığı düşüncesi içerisinde olmaktadır. Bu kişi zaman zaman işyerinde çalıştığı bir kişi, yolda gördüğü bir yabancı ya da ünlü bir kişi olabilmektedir. Bu durum kişi ile tartışılarak çürütülemeyecek ve mantıklı açıklamalar ile ikna edilemeyecek düzeydedir. Kişi bu durumu sistematik bir şekilde savunur.

Erotomani hastalığında her zaman için bu hezeyanı ve yaşadığı hezeyanları doğrulayacak açıklamalar bulabilmektedir. Örneğin; yanıma gelmiyor çünkü duyulmasını istemiyor, doğru zamanı bekliyor gibi. Zaman zaman kişilerin bu alan dışında başka belirti göstermemeleri ve işlevselliklerinin bozulmamış olduğu gözlemlenebilir.

Erotik aşk kuşkusuz etkili bir güçtür, genellikle tutkulu bir yoğunluk taşır, varlığı bireyin davranışlarını etkileyebilir. Tıpkı psikotik bir süreç gibi gerçeklikle bağlantıları kopabilir. Aşk yaşayan çift sanki dünyada sadece ikisi varmış gibi, kırlarda koşabilir, salıncakta sallanabilirler. Dışardan bakıldığında diğer insanlar bu tür bir durumda mantığın işlemediği sonucuna varabilirler. Bu fenomen sık kullanılan bir çok terimde ifade bulur. “Körü körüne aşık”, “ sırılsıklam aşık”, “aşktan gözleri parlıyor”. Yoğun erotik aşk bir tür çılgınlık olarak görülebilir. Bu görüş antik çağlarda bile dile getirilmiş.  Çiçero  “Bütün duygular içinde aşktan daha şiddetli olanı yoktur “ ve “Aşk deliliktir” der.

Dahası, aşkın, özellikle de karşılıksız kalırsa kişinin fiziksel, ruhsal, ve zihinsel sağlığı açısından istenmeyen sonuçlar doğurabileceği bilinmektedir. Güzel genç kızlar ve yakışıklı genç erkeklerin aşkın pençesinde, sararıp solduklarını ve eriyip gittiklerini ne de sık görürüz, melankolik kıskançlık hastalığı veya erotomani bu gençleri yer bitirir. (Deregimene Mentis Jerome Gaub 1763)

Benzer şekilde, Dekameron’da Boccacio 1349-1351 eczacının kızı Lisa’dan söz eder: Kız ata binerken gördüğü Aragon Kralı Pietro’ya çılgınca aşık olur. Aşkı arttıkça arttı ve bir melankolik ruh halini diğeri izledi, ta ki kız artık buna daha fazla katlanamayıp hasta düşene kadar, göz göre göre, güneşin altındaki kar gibi günden güne eriyordu.

Bu ani ve romantik hayranlığın hangi ilkeyle açıklanabileceği sorusu ilginç bir sorudur. Aşık olanlar, sevdikleri insanın ahlaki niteliklerine dair bizzat fikir sahibi değildirler, ama yine de sevgileri kişisel cazibe olduğu kadar, varsayılan bir ahlaki güzellik üzerine de inşa edilmiştir. Doğru açıklaması şu gibi duruyor. Her insan, yaşam boyunca ilişkimiz olmuş olan kişilerin özelliklerinin kalıbını temel alır. Tecrübenin bizi hep aynı kalıba soktuğunu, belli ahlaki özellikler kümesinin belli ahlaki karaktere ait olduğunu sanırız. Bu türden bir muhakeme öyle bir alışkanlık haline gelir ki ilk bakışta diğer insanlarla ilgili olumlu veya olumsuz ön yargılar oluştururuz. Shakespeare’in Romeo ve Juliet’inde, Rosalind ve Orlando gibi, en esrik sevgililerini birden bire aşık ederken bu ilkeyi benimsediğini söyler.

           Belki de empatik psikolojinin buna uyarlanması, bazı erotomanik hastaların davranışlarını yönlendiren güçlerin ve sevgi nesnesiyle temas kurma girişimlerinde sergilenen inatçılığın biraz daha iyi anlaşılmasını sağlayabilir.

TEDAVİ

Psikoterapötik yaklaşım erotomanik takıntıların korunmasına yardım eden bilişsel çarpıtmaların yüzleştirilmesini de içermeli ve hastanın diğer insanlarla daha başarılı ilişkiler kurmak üzere harekete geçmesine yardım edilmelidir. Tedavi süreci genellikle uzun ve sık geri dönüşler ve yavaş ilerlemeyle bezdiricidir, yanlızca hasta düzenli uzun süreli tedavide kalmaya ikna edilebilirse gerçek terapötik kazanımlar elde edilir. Hastalara genellikle uzun bir dönem boyunca önemli psikoterapötik destek gerektiği için erotik odağın terapiste kayması yolunda ciddi bir tehlike vardır. Bu yüzden, özellikle hasta ve hekim ayrı cinsiyette ise terapotik ilişkinin uygun klinik süpervizyon ortamında gelişmesi şarttır.

 

Psikiyatrist & Psikoterapist

Uzm. Dr. Sevilay Zorlu

Hipnoterapist

Psikanalitik Regresyon Terapileri

HYT (Hipnomedidatif Yeniden İşleme )

İBT (İçsel Bilge Terapisi)

Cinsel Terapist

Kognitif (Bilişsel) Davranışcı Terapist

Çift Terapisti

Aile Danışmanı

Sanat Terapisti

Fonksiyonel Bütüncül (Holistik) Tıp

Rezonans terapisi

İletişim: 02423169899

sevilayzorlu.com

www.antalyaterapipsikiyatri.com

www.antalyacinselterapi.com

https://neorezonansantalya.com/

Facebook: https://PsikiyatristSevilayZORLU

Twitter: https://mobile.twitter.com/DrSevilayZorlu

İnstagram: https://www.instagram.com/psikiyatrist_sevilay_zorlu/

YouTube: https://www.youtube.com/results?search_query=sevilay+zorlu

https://www.instagram.com/neorezonans_biorezonans/...

TikTok: https://www.tiktok.com/@psikiyatristsevilayzorlu?_t=8UeuLaJSGiA&_r=1

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Yayın Tarihi
13.05.2024
Bu makale 76 kişi tarafından okunmuştur.
Bu Haber İçin Yorum Yapın
NOT: E-Mail adresiniz web sitemiz üzerinde yayınlanmayacaktır.
CAPTCHA Image
Bu makaleye ilk yorumu yazan siz olun.

Yazara Ait Diğer Makaleler

Çerez Kullanımı

Kullandığımız çerezler hakkında bilgi almak ve haklarınızı öğrenmek için Çerez Politikamıza bakabilirsiniz.

Daha Fazla

Arama Yap!