YORUMLAR-YANKILAR..

Türk Milletinin Yaşama Azminin Zaferi

            26 Ağustos sabahı gün ağarırken topçu ateşimizle başlayan Büyük Taarruz, 30 Ağustos’ta gün boyu devam eden  “Başkomutanlık Meydan Savaşı”nda Yunan ordusunun büyük bölümünün etkisiz hale getirilmesiyle taçlandırıldı. 9 Eylül’de İzmir’de Hükûmet Konağı’na çekilen bayrağımız bütün dünyaya bu toprakların ebedi Türk vatanı olduğunun ilanı anlamına geliyordu, bir nevi meydan okumaydı.

Bu zafer kolay kazanılmadı. 1918’de imzalanan Mondros Mütarekesi aslında Osmanlı Devleti‘nin Batı emperyalizmine teslimi anlamına geliyordu.  Padişah ve çevresi yenilgiyi kabullenmişle, İngilizlerin bütün isteklerine boyun eğerek saltanatın ve payitahtın hukuken devamına çalışıyordu. Türk halkı yorgundu, umutsuzdu, salgın hastalıkların, derinleşen yoksulluğun pençesinde kıvranıyordu. Art arda yapılan savaşlarda yeni yetişen milliyetçi ve vatansever gençlerimizin çoğu cephelerden dönememişti. Mustafa Kemal ve Rauf Orbay, Karabekir, Ali Fuat ve Refet Paşa gibi arkadaşlarıyla mücadele bayrağını açarken dar bir kadroya dayanıyordu. Erzurum, Sivas Kongrelerine, Batı Anadolu’daki millici toplantılara katılan delegelerin sayısı 300’ün altındaydı. Ama bütün zorluklara rağmen asla ümitsiz olmadılar; millerimizin yüreğindeki millî ve manevi cevhere, ecdadından tevarüs ettiği özgürlük ruhuna güveniyorlardı. Yüreklerde henüz kıvılcım halinde duran bu özelliklerin aleve dönüşüp yükseleceğine inanıyorlardı. Nitekim yanılmadılar, Türk tarihinin dönüm noktası olan ve Gazi Meclis’in Başkomutan Mustafa Kemal’e “Gazi“lik unvanı verdiği Sakarya Savaşı bu inançla ve ruhla kazanıldı.

Yunan Afyon-Eskişehir hattına çekilmişti ama işgal ettiği vatan topraklarımıza yerleşmekte kararlıydı. Geniş tahkimat yaptılar, Türk askerinin bu hattı kesinlikle geçemeyeceğine inanıyorlardı.   Gazi Mustafa Kemal ve arkadaşları bir yıl boyunca geniş hazırlık yaptılar. Askeri gücümüzü, imkânlarımızı iyi biliyorlardı. Yunan ordusuyla günlerce sürecek cephe savaşı yapacak potansiyelimiz yoktu. Yunan yığınağını ancak ani ve etkili bir baskın yaparak kırabilirdik.

Mustafa Kemal’in bu plânı çok riskliydi, başarılmadığı takdirde millî mücadeleyi tekrar toparlamak çok zor olurdu. Gazi bu itirazları dinledi ama plânında ısrarlıydı. Yunanlılar bir Türk askerî harekâtı olacaksa bunun ancak Eskişehir yönünden olacağını düşündüklerinden birliklerini bu tahmine göre yerleştirmişlerdi. Fakat Mustafa Kemal sürpriz yaptı. Askerî yığınağımızı gece karanlıklarında Afyon’un Güney yönüne doğru yaptı. Çok dikkatli davranıldığından Yunan keşif uçakları bunu fark edemediler. Süvari kolordumuz aşılmaz bilinen dağların zirvelerinden Sincan ovasına inerek düşmanın muhtemel kaçış hattını tıkadı. Rütbeli rütbesiz bütün askerlerimiz zafere ulaşmak azmindeydi. Gazi özellikle ilk hamlede tepelerin alınmasını istemişti. Mehmetçik ve subaylar yanmaya başlayan bitki örtüsünün kendilerini yaktığına aldırmadan ilerliyorlardı. Alb. Reşat Çiğiltepe Başkomutan’a sözünü biraz geciktirince intihar ediyor, tepe 15 dakika sonra alınıyordu. Cephedeki Yunan ordusu iki günde çökertilmiş kaçmaya başlamıştı.

Ordumuzun bu harekâtı 15 günde tamamlayıp İzmir’e ulaşması plânlanmıştı. Çünkü mühimmatımız sınırlıydı, bitince ne alacak kaynağımız ne de getirecek vasıtamız vardı. Mustafa Kemal’in belirlediği süreden bir gün önce kaçmakta olan Yunan askerlerini kovalayan ordumuz iki haftada uçarcasına İzmir’e ulaştı; Başkomutan’ın  “Ordular İlk hedefiniz Akdeniz’dir,  İleri!“ emri yerine getirilmiş oldu. Böylelikle Lyod George’un araya girip harekâtı engellemesine fırsat verilmedi.

Kimse siyasi ve ideolojik bağnazlıkla, fikir ve düşünce saplantılarıyla bu tarihi başarıyı görmezlikten gelmeye ve inkâra kalkışmasın. Sakarya ve Dumlupınar zaferleri yaşanmasaydı şu anda Filistin’deki trajedinin benzeri Anadolu’da yaşanacaktı.  Filistin halkına uygulanan insanlık ve ahlâk dışı muamelenin benzerleri Türk halkına yapılacaktı. Yunanlılar zalimlikte İsraillilerden geri kalmazlar, bunu Kıbrıs’ta ispatlamadılar mı?

Malazgirt zaferiyle Dumlupınar’ı kıyaslamak tam bir saçmalıktır. Bunlar sebepleri, sonuçları ve hedefleri açısından çok farklı olaylardır. Başkomutan Mustafa Kemal’in Millî Mücadeledeki rolünü, liderlik başarısını küçümsemek nankörlüktür. Tarihte yaşananlara dönemlerinin bütün şartları dikkate alınmadan hüküm verilemez.

Yayın Tarihi
29.08.2025
Bu makale 97 kişi tarafından okunmuştur.
Bu Haber İçin Yorum Yapın
NOT: E-Mail adresiniz web sitemiz üzerinde yayınlanmayacaktır.
CAPTCHA Image
Bu makaleye ilk yorumu yazan siz olun.

Yazara Ait Diğer Makaleler

Çerez Kullanımı

Kullandığımız çerezler hakkında bilgi almak ve haklarınızı öğrenmek için Çerez Politikamıza bakabilirsiniz.

Daha Fazla

Arama Yap!