YORUMLAR-YANKILAR..

Acar Okan Fâni Âlemden Ebedî Âleme Avdet Eyledi

Aziz dostum ve kardeşim Acar Okan, cuma günü sabahı fâni âlemdeki misafirliğini tamamlayarak “her nefis ölümü tadacaktır” hükmü-ilâhisine uyarak ebedî âleme avdet eyledi. Bizim neslin “pusula” işlevi yapan kanaat önderlerinden biriydi. 1962 yılında başlayan gönül dostluğumuz, kalbî muhabbetimiz 64 yıl boyunca ilk dönemdeki kıvamında azalmadan devam etti. Hayatı ve pek çok önemli siyasal, sosyal olayı birlikte yaşadık, fikirlerimizi, duygu ve düşüncelerimizi paylaştık.

Acar Okan, Harp Okulu 1960 dönemindendi, çok başarılı bir öğrenciydi. Piyade temel eğitiminin dönem birincisiydi. Tercih hakkını Cumhurbaşkanlığı Muhafız Alayı’na kullanmıştı. 22 Şubat 1962’deki ilk Talat Aydemir olayında bazı üst rütbeliler emekli edilirken, olayla ilgisi olmayan hatta karşı olan, ancak Türkeş taraftarı sayılan, Acar’ın da aralarında olduğu sekiz milliyetçi teğmen Silahlı Kuvvetler’den çıkarıldı. Eski asker olan bir ağabeyimizin aracılığıyla bu arkadaşlarla tanıştık. ÜKD’inde bir araya geldik. Aynı fikir ve inançları paylaştığımızdan hemen kaynaştık.

Acar Okan zekâ düzeyi yüksek, özel kabiliyetleri bulunan, okuyan, düşünen, etkili konuşan, Türklüğe hizmeti hayatın anlamı sayan, örnek bir milliyetçiydi. Kısaca  “istikâmeti düzgün” bir insandı. Özüyle sözüyle, yaşantısıyla inandığı değerlere uyarak yaşadı. Silahlı Kuvvetler’den ihraç edilince Ankara Hukuk Fakültesi’ne girdi. ÜKD’nde milliyetçiliğe daha verimli hizmet amacıyla “Hak Dostluğu” duygusu üzerinde sürdürülen faaliyetlerin motoru konumundaydı. Yeni katılan arkadaşlara her zaman mükemmel bir ağabeylik ve rehberlik yaptı, bir süre dernek başkanlığı külfetini de üstlendi. Fakülteden 4 yılda mezun olup, avukatlık ruhsatını aldı.

Genel Başkan Türkeş’in isteği üzerine MHP Genel Sekreter Yardımcısı oldu. 1973 seçimlerinde onun birinci yardımcısıydı. 1975 yılında MHP hükûmete katılınca Türkeş’in baş müşaviri sıfatıyla Başbakanlığa geçti ve 1976 yılına kadar hizmet etti. Ancak siyasetin labirentlerinde dolaşmaktan, özellikle yaşanan siyasi ve kişisel tezviratlardan rahatsızdı, siyasetten uzaklaştı. 12 Eylül darbesi döneminde MHP yöneticileri ve ülkücü gençler tutuklanınca her Türk milliyetçisi gibi savunma faaliyetlerine yardımcı olmaya çalıştı.

Şerafettin Yılmaz ile sürekli istişare hâli doğdu.  Başsavcı Soyer O’nu  ifadeye çağırarak siyaseti neden bıraktığını sordu. Acar Okan iyi bir hukukçu olarak savcıya partinin ve kendinin savunmasını yaptı. MHP iddianamesinin açıklandığı günlerde Süleyman Demirel ile görüşen heyetin sözcüsüydü. O’nun meseleyi ne kadar mükemmel anlattığını, talepleri kısa ve açık tarzda ortaya koyduğunun şahidiyim.

Siyasi dönemin tekrar başlamasından sonra, ÜKD’nden iki yakın dostu bakan oldular ve Acar Ağabeylerinin kendilerine yardımcı olmasını istediler. Tereddüt etmeden isteklerini yerine getirdi. ANAP döneminde Namık Kemal Zeybek’in müsteşarı, DYP’de Tansu Çiller’in Başbakanlığı sırasında Türk Dünyası’ndan Sorumlu Devlet Bakanı Ayvaz Gökdemir’in baş müşaviriydi. Her iki bakanla özel görüşmelerinde ağabey-kardeş, kamusal alanda astlarıydı. Bu tarz ilişkilerinde yanlış anlaşılmayacak kadar dikkatliydi. İki bakan dostuna da çok destek verdi. Kemal Zeybek, yeni bağımsızlığına kavuşan bazı Türk devletlerini ziyarete giderken Acar Okan da vardı. Bu devletlerle bazı resmi protokollerin yapılması gerekiyordu. Ama bunları düzenleyecek birilerini henüz bulamamışlardı.  Acar Okan gece geç vakitlere kadar metinleri ezberinden söyleyip yazdırarak imzaya hazır hâle getirdi. Böylece Kemal Zeybek o ülkelerden ayrılmadan protokoller imzalanıp yürürlüğe girdi.

Ayvaz Gökdemir ve Demirel’in desteğiyle Güniz Sokak’ta Acar Okan tarafından kurulup yönetilen özel büronun Türk Devletleriyle ilişkilerimizde çok faydaları oldu. Fakat maalesef onlar ayrıldıktan sonra devam etmedi. Yeni hükûmette Gökdemir’in yerine gelen Ahad Andican’ın kendisiyle çalışma isteğini Acar Okan kabul etmedi. Böyle bir talebi, makam ihtirası hiç olmamıştı. İtirazlarımı ne yazık ki dinletemedim. Emekli olup İstanbul’a gitti, son yıllarında ciddi sağlık sorunlarıyla uğraştı. Şu fâni dünyada elbette hepimiz misafiriz. Acar Okan benim müstesna dostlarımdan biriydi ve onu hep muhabbetle,  özlemle anacağım. Ama iki şeye yürekten yakınıyorum; birincisi Türkiye, Acar gibi olağanüstü yetenekleri bulunan, her önemli görevi başarıyla yapacak niteliklere sahip bir insandan yeteri kadar yararlanamadı, yazık oldu. İkincisi, özellikle genç nesiller O’nu bilmiyor, tanımıyor. Siyasetin, Acar’ın da çok şikayetçisi olduğu labirentleri arasında koşuşup duruyoruz. Bu yazıyı bu sebeple bilerek uzun tuttum.

Aziz kardeşimi bir kere daha rahmetle, muhabbetle anıyorum. Menzili mübarek, makamı âli olsun.
Yayın Tarihi
28.02.2026
Bu makale 41 kişi tarafından okunmuştur.
Bu Haber İçin Yorum Yapın
NOT: E-Mail adresiniz web sitemiz üzerinde yayınlanmayacaktır.
CAPTCHA Image
Bu makaleye ilk yorumu yazan siz olun.

Yazara Ait Diğer Makaleler

ÇOK OKUNAN

Çerez Kullanımı

Kullandığımız çerezler hakkında bilgi almak ve haklarınızı öğrenmek için Çerez Politikamıza bakabilirsiniz.

Daha Fazla

Arama Yap!