Terör örgütü KCK’nın Kandil’deki elebaşılarından Cemil Bayık’ın örgütü adına geçen hafta yaptığı açıklama, terör örgütünün amacını bir kere daha ortaya koydu, ancak üzerinde durulmadı, sadece bir gazetede haber olarak yer aldı.
Bu kişi sıradan biri değil, örgütün kurucularından ve en etkili yöneticilerinden; örgüt onun ağzından Ankara’ya mesaj veriyor. Bu bakımdan süreç zarar görür diye görmezlikten gelmek yerine durumu objektif olarak değerlendirmek doğru olur.
Kandil’i karargâh yapan KCK adına konuşan Bayık, Türkiye Devletine güvenmediklerini, somut adımlar atılmasını beklediklerini ifade ediyor. “Önder Apo” diye yücelttiği Öcalan’ın serbest kalıp süreci yönetmesini, İmralı’da kendine tahsis edilecek özel konutunda diledikleriyle görüşebilmesini, KCK’nın da gidebilmesini istiyor. Öcalan serbest kalmadıkça silah bırakmayacaklarını, cezaevinden tahliye edilen mensuplarının Türkiye’ye dönmeyeceklerini, uzlaşmayacaklarını tehdit olarak öne sürüyor.
Terör örgütü yenildiğini kabullenmiyor. Yaptıklarının terör değil özgürlük ve hak mücadelesi olduğunu iddia ediyor. Bazı kozmopolit çevreler de bunu destekliyor.
Yakın geçmişte neler olduğunu unutmayalım. Örgüt ile uzlaşıp terörü bitirmek için defalarca girişim yapıldı. Dönemin cumhurbaşkanı Gül, “iyi şeyler olacak” müjdesini bile verdi. Habur rezaletini, Diyarbakır meydanında Apo’nun mektubunun okunmasını, Dolmabahçe’de Devlet’in temsilcilerinin Öcalan’nın temsilcileriyle görüşmelerini unutmadık. Her seferinde uzattığımız eller havada kaldı.
Suriye’deki gelişmelere özenerek Güneydoğu’da 2015 Haziran ayında ondan fazla kentte “devrimci halk savaşı ilan ediyoruz” diyerek ayaklanma girişimi yapmadılar mı?
Bölge halkının girişimlerini destekleyeceğini, böylelikle etnikçi ayrılıkçı Pan-Kürdist hareketin kitlesel bir nitelik kazanacağını, siyasal hedeflerinin yolunu açacağını umuyorlar. Silah kullanarak hesaplarının tutmadığını deneyerek gördüler. Stratejik değişikliğe yöneldiler. Silah kullanarak ulaşamadıkları hedeflerine siyasi kanallardan ulaşmak istiyorlar.
Suriye faktörü de artık yok. Buna karşılık DEM Parti ve KCK (Kandil cenahı) AK Parti iktidarının seçimler arifesinde oylarına ihtiyacı olduğunu düşünerek taleplerinin tümünü olmasa da bazılarını gerçekleştirmek için bastırıyorlar.
Çerçeve yasasının ilk adım olduğu, kademelerinin de geleceği yolundaki ayrıntıları belirsiz bazı açıklamalar her bakımdan belirsizlikler doğuruyor. Ama öne sürülen taleplerin ortak noktası Türkiye’nin millî, üniter, egemen devlet niteliğinin bilinçli bir tarzda değiştirmeye yönelik olmaları. Adına demokratik toplum dedikleri şey, kuvvetler ayrılığı, yargının bağımsızlığı, tarafsızlığı, şeffaf bir yönetim oluşturmak değil. Devleti iki toplumsal gruptan oluşturmayı amaçlayan, kuruluş esaslarıyla bağdaşmayan bu tuzağı etnik ve ideolojik bir yapıya dönüştürmek. 22.09.2026