TEK PARTİ DÖNEMİ, ERKEN CUMHURİYET ve DP
Parti, Kurtuluş Savaşı döneminde vatanı işgale karşı savunmak, sivil direnişi örgütlemek ve o ruhunu yaşatmak, bağımsızlık ve ulusal egemenliği sağlamak amacıyla kurulan, "Müdafaa-i Hukuk Geleneği"nden gelir. Bu gelenek, Partinin ilk yıllarında homojen bir yapıya sahip olsa da, Birinci Mecliste, parti içi farklı seslerin ilk yankıları ile karşılaşır.
Bunlardan;
1930'larda Yakup Kadri Karaosmanoğlu ve Şevket Süreyya Aydemir öncülüğündeki Kadro Hareketi grubu, Kemalizm'i daha devletçi, halkçı ve planlamacı bir ideolojiye oturtmayı savunur.
Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu ve ilk cumhurbaşkanı Mustafa Kemal Atatürk'ün öncülüğünde ve o günün yurtseverleri tarafından kurulan parti, Türkiye'nin en eski siyasi partisidir; Logosu da, Kemalizm'in temel ilkelerini temsil eden Altı Ok'tan oluşmaktadır:
Cumhuriyetçilik, Devrimcilik, Laiklik, Halkçılık, Milliyetçilik ve Devletçilik olarak.
ÇOK PARTİLİ SİYASİ SİSTEME GEÇİŞ ve DEMOKRATİK ARAYIŞLAR (1945-1960)
Mustafa Kemal ATATÜRK'ÜN 1938'de sonsuzluğa uğurlanmasından sonra, İsmet İnönü Cumhurbaşkanı, Celal Bayar Başbakan, Mustafa Abdülhalik Renda'da Meclis Başkanı olmuştur.
1945'e gelindiğinde, Atatürk'ün yakınında yer alan Celâl Bayar ile feodal kökleri güçlü Adnan Menderes gibi isimler, parti içi muhalefeti yükseltir ve "Dörtlü Takrir" muhalefeti diye anılan, Celâl Bayar, Adnan Menderes, Fuad Köprülü ile Refik Koraltan, 7 Haziran 1945'te CHP meclis grubuna, Türkiye'yi çok partili demokratik düzene geçmeye çağıran önergeyi verirler ve 7 Ocak 1946'da da DEMOKRAT PARTİ'Yİ (DP) kurarlar.
DP Türkiye'de serbest seçimler ve gizli oy, açık sayım esasıyla çok partili siyasi hayata geçişin sembolü olmuştur.
Bu çerçevede 14 Mayıs 1950 tarihinde yapılan Genel Seçimleri kazanan DP, 22 Mayıs 1950'de Adnan Menderes Başbakanlığında hükümetin kurulmasıyla, Türkiye'de 27 yıllık tek parti (CHP) dönemini sona erdirmiştir. Bu Türk siyasi yaşamındaki ilk en büyük siyasi bölünmedir.
DP'ye karşı iktidarı kaybeden CHP'de, parti içinde İsmet İnönü’nün siyasi kanadına karşı, Kasım Gülek gibi isimlerin başını çektiği özgürlükçü ve reformist kanat denilen bir grup ortaya çıkmıştır
Ne yazık ki, DP ve Adnan Menderes bu iktidar olma sürecini düzgün yönetememiş, iktidarı 27 Mayıs 1960 Askeri Darbesi ile bırakmak zorunda kalmışlardır.
Üzülerek belirtmek gerekir ki, 27 Mayıs 1960 darbesi sonucunda yapılan TÜRKİYE CUMHURİYETİ ANAYASASI, bu ülkenin bugüne kadar yaptığı ve yaşadığı en DEMOKRATİK ANAYASADIR.
Yapılan Anayasanın sağladığı özgür ve demokratik ortam, siyasi ve toplumsal kesimlerde de karşılık bulmuş, birçok siyasi parti, sendika ve dernek özgürce örgütlenmiştir.
ORTANIN SOLU ve SOSYAL DEMOKRASİ SÜRECİ (1960-1970)
Ülke siyasi tarihine "68 KUŞAĞI" olarak geçen genç nesil, bu günlerin eserdir. Bunun sonucunda da 1965 sonrası İsmet İnönü ve Bülent Ecevit liderliğinde CHP, siyasi yelpazede "Ortanın Solu"
(merkez sol) diye tanımlanan siyasi çizgiye oturmuştur.
CHP içinde Ortanın Solu söylemine karşı çıkan Turhan Feyzioğlu, Atalay Akoğul ve arkadaşları bu kez, daha merkez sağda bir yapı "Dokuzlar" grubu olarak ideolojik bir kopuş yaşatmışlar ve 1967'de Cumhuriyetçi Güven Partisi'ni (CGP) kurmuşlardır.
1970'lere gelindiğinde ise, CHP'de Bülent Ecevit ile partinin Genel Sekreteri (Kamil Kırıkoğlu) ve eski tüfekler arasında ideolojik ayrışmalar yaşanmaya başlanır ve Ecevit'in, emek ve halk odaklı "Demokratik Sol" vizyonu parti içinde, genel kabul görür oluyor.
Önce Çalışma Bakanı, daha sonra da CHP lideri olarak Bülent Ecevit, işçilere grev hakkı ve toplu sözleşme hakkının tanınmasında etkili olmuş, CHP'nin ortanın solu programını benimsemesine katkıda bulunmuştur.
Tek parti döneminden sonra CHP'yi bu kez de, 37'inci, 40'ıncı ve 42'inci hükümetlerde görüyoruz.
Ülke, ekonomik, sosyal ve siyasal bir kargaşanın içine günden güne sürükleniyor; Süleyman Demirel Başbakanlığındaki Milliyetçi Cephe Hükûmeti, 24 Ocak 1980'de uygulamaya konulacak ekonomik istikrar ve yapısal programı için, İMF ve Uluslararası sermayenin isteği ile 1979'da Başbakanlık Müsteşarlığına Turgut Özal'ı atıyor ve program 24 Ocak 1980'de kamuoyuna açıklanıyordu.
(Cumhuriyet rejiminde Demokrasinin zorlu yolu ile devam)