Ne zaman ortamda bir karmaşa, kavga, gürültü görsem, hep aklıma
Bilgesu Erenus'un dizelerini besteleyen, Timur Selçuk'un "Nereye
Payidar" şarkısı gelir ve içim sızlar.
Dahası da var.
Ankara'da üniversite öğrencisiyiz, 1975-1976 yılları, herkes
Ankara Sanat Tiyatrosundaki (AST) Bilgesu Erenus tarafından yazılan
Rutkay Aziz'in hem oynadığı hem de yönettiği bir "Nereye Payidar" adlı
tiyatro oyunundan söz ediyor.
Timur Selçuk'un şarkısı ise dillerde. Başrolde Yeşim Dorman,
diğer oyuncular ile birlikte inanılmaz bir performans sergiliyorlar,
oyuna bilet bulabilen bir daha gidiyor.
Ya oyunun konusu nedir?
Hem şarkı sözleri, hem de oyunun içeriği o günlerde herkesin bir
yerine dokunuyor ve yüreğine oturuyordu. 1970'li yılların toplumsal
yapısını, işçi hareketleri, direnişleri, örgütlenmeleri, mücadelenin
gerekliliği, işçi sınıfı ve karakteri gözünden bir direniş çadırında
öyle güzel işlenmiş, anlatılmıştı ki, inanılmaz!...
Peki şarkının sözleri neydi:
"Nereye payidar nereye/ Yokuş bayır demesen de/ Dere tepe düz
gitsen de/ Çıkmaz bu yol bir yere/ Nereye payidar nereye
Birgün gelip evlensen de/ Kurtulmayı düşlesen de/ Çıkmaz bu yol
bir yere/ Nereye payidar nereye
Şefle iyi geçinsen de/ Bugun için sevilsen de/ Çıkmaz bu yol bir
yere/ Nereye payidar nereye
Seninkiler direnişte/ Bir sen yoksun içlerinde/ Çıkmaz bu yol bir
yere/ Nereye payidar nereye
Gönlün yoksa ezilmeye/ Sen de katıl direnişe/ İşçilerle,işçilerle
,işçilerle elele/ Nereye payidar nereye."
Peki durup dururken nerden aklıma geldi şarkının sözleri ve oyunun konusu.
Elbette ki ülkemin gündeminden, siyasetin nerede ve kimin için
nasıl gerekliliğinden geldi ve ülke gündemi bir bir gözümün önünden
geçti.
Benim yaşama doğru ya da yanlışın yerinden çok, kimin nerede ve
nasıl bulunduğu konusu açısından bakarım.
Aynı yaşam koşullarını taşıyan, aynı acı ve sıkıntıları çeken
insanlar neden hem sosyal hem de siyasi yaşamda neden farklı
yerlerdedirler, hatta farklı çatışmalı kutuplardadırlar.
Ben iktidarda olanları, ister geenel yönetim, ister yerel
yönetimde olsunlar eleştirmem. Yanlış anlaşılmasın, yönetimleri
elbette ki eleştiririm ama yönetenleri eleştirmem. Neden mi, gayet
basit, bu insanların (adam ya da kadın fark etmez) kafalarında
kendileri için bir çıkar yol haritaları vardır ve yoldan kendileri ve
ilişkileri ile birlikte giderler.
Sorun, onları orada tutan, seçen seçmen, halk kitlesindedir.
Kişinin özlemleri vardır, görgüsüzlüğü zirvededir, elbette ki
bunu tatmin etmek için elinden geleni yapacaktır. Ar, namus, ahlak
falan hak getire. Onlar için her şey artık mübahtır.
Hani bir fıkra vardır, anlatılır, yoksul bir şey çalar ise
HIRSIZDIR, olay hırsızlıktır. Kelli felli, çevresi, makamı, malı mülkü
olan bir şey çalar ise, onunki YOLSUZLUKTUR!...
Yerseniz.
Kapitalizm muhteşem bir organizasyondur, "Minareyi çalar ve
kılıfınıda uydurur". Evet, yerseniz.
O yüzden bu düzende ister genel yönetimde, ister yerel yönetimde
olan yöneticileri, onun yardakçı ve şakşakçılarını eleştirmem ama
onları bulup, seçip oralara getirip, hala onlardan bir tepit, yal
bekleyenlere kızarım. Kardeşim işin başında değil isen, "Bayramda
köpek canlanmaz" der, atalar.
Genel iktidar artık ülkede her şeyi elinin altına almıştır.
Dünyada bunun o kadar çok örnekleri vardır ki, okur yazar bir takım
seçmediğiniz için, onu gören yok ya da üç kuruşa satılacak kişileri
nerden bulursunuz ki, onlar hemencecik, gidip bir yere kapıkulu
oluveriyorlar.
Bu aralar ülkenin genel siyasetinde ANA MUHALEFET partisi,
Yerel yönetimlerde /Belediyelerde de en çok Başkan bulunduran parti
CHP'de bir kavgadır gidiyor. Siyasi bir partide kavga, çatışma olmaz
değil, elbette ki olur ama bu kişisel değil, İLKESEL ve İDEOLOJİK
olmalıdır.
Günümüz Türkiye'sinde iktidardaki parti, lider, hükümet tam yirmi
beş yıldan fazla zamandır ülke dahil her şeyi yönetiyor. Tercihini de
ilkesel ve ideolojik olarak belli etmiştir, kendisince de haklıdır.
Fakat, muhalefet olanlara ne demeli.
Sokakta, pazarda halk yoksulluktan isyanda, üniversitelerde
öğrenciler her yönden perişan, pat desen hemen patlayıp sokaklara
dökülüyorlar. Ülkenin ana muhalefet partisi ise kendi iktidar derdine
düşmüş.
KK mı, ÖÖ mü!.. Yersen.
Belediyelere seçilen başkanlar ise bir alem, "Mühür bende,
Süleyman da benim" derdindeler. Onlardan yerel, güncel, kazanırsa bana
da ne düşer derdinde olanlar da arayıp, sorup sorgulamdan onları
alkışlama derdindeler.
Ağzı olan konuşuyor da, İktidarın bir ideolojisi, yol haritası ve
uluslararası ilişkileri var, her şeyi yoluna koya koya gidiyor. Bazen
muhalefeti de "tıpış, tıpış" peşinden ve istediği gibi götürüyor.
Hikayesi ve beklentisi belli, zaafları olan kişileri özellikle
ana muhalefet partisi nereden buluyor Allah aşkına, bunu bir
sorgulayan kitle yok mu?
Dünya yepyeni bir ekonomik ve siyasal sisteme yol almaktadır.
Üretim araçları ve ilişkileri değişmektedir. Eğer bu ülkenin
yurttaşlarının çoğu, bu kafa ile gider ise ya bataklıkta boğulacak, ya
da kurda kuşa yem olacaktır. Bunu görmesi gerekenler görmezlikten
geliyorlar ama birisin artık EY AHALİ UYANIN demesi gerekecek.
Ben, 1976'lardaki Nereye Payidar tiyatrosuna yeniden gider, aynı
oyunu izliyor gibiyim. CHP'nin bugünkü ne "Genel Başkanlarına", ne
siyasilerine, ne de belediye başkanlarına bir sözün yok, Allah
yollarını açık etsin. Makam, mevki ve keselerini dolu ve tok tutsun
da, benim sözüm, bir umut gördükleri partinin gidişatından pek de
haberi olmayanlara.
Siz bakmayın sanal ortama, herkesin karşı tarafa attığı laflara
ve taşlara.
Bu ülkenin yurttaşlarına da, ana muhalefetten medet uman
katmanlara da tek sözüm olacak, başka şarkılar dineleyeceklerine,
açsınlar Timur Selcuk'un NEREYE PAYİDAR şarkını, dinlesinler , derim.
O zaman SİYASETİN NEREYE gittiğini belki anlarlar.
İyi bayramlar.
Hoş, "deliye her gün bayram imiş ama"!..