ANKARA'DAN

Kültürel Yozlaşma

Sabah erkenden kalkıp, yatak odasından oturma odasına geçseniz ve anlamsız ve amaçsız bir şekilde televizyonu açıp, abuk subuk programlardan geçerken bir türkü kanalına denk gelseniz ve çalan türkü de bir hanım sanatçıdan "harcanıp gidiyor ömür dediğn" olsa ne düşünürdünüz?

Dünden kalma bayat yemek programı yinelemeleri, abuk subuk tartışmalar ve kimliği, sebebi belli olmayan cinayetler.

Gerçekten bu programlar bir şeyleri yansıtıyor ise, bu yol nereye gidiyor Allah aşkına.

Bütün bu abuk subuk şeylerin arasında birden aklıma Hacettepe Beytepe'de bir çok fakülte öğrencisinin seçerek aldığı "Sosyal Antopolojiye Giriş" dersinin ilk saatleri geldi.

Sempatik ve özgüvenli halleri ile Prof Dr Bozkurt Güvenç, anfinin kürsüsüne çıktı, kitapları masanın ucuna yerleştirdi, sonra da ağır adımlarla sıraların ortasında bir tur attıktan sonra;

Herkese sordu:

Arkadaşlar bu dersi neden seçtiniz, ardından da bu ders konusunda neler biliyorsunuz diye yakın çevresindeki birkaç öğrenciye sorular yönelttikten sonra tüm öğrencilere dönüp, KÜLTÜR NEDİR, dedi.

Ne cevaplar çıktı ne cevaplar, derken konu "kültürlü, az kültürlü, çok kültürlü" olunurmuya kadar gitti.

Tabi anfi bir uğulduyor, bir sessizliğe bürünüyor.

En sonunda hepimizi şoke eden yanıtları kendisi sıralama başadı.

Arkadaşlar, az kültürlü, çok kültürlü, kültürsüz gibi bir şey olmaz. Sebebi de, bilgi kişiseldir ama kültür toplumsaldır. Kültürü hep birlikte, zaman içinde üretir ve yaşatırız, deyince hepimiz bir şok daha yaşadık.

Anfiden ses çıkmıyor, kürsüde hoca hayran hayran dinleniyordu.

Genellikle anfilerde yapılan dersler çok kalabalık olduğundan, bir iki dersten sonra kaytarmalar başlar sayı düşerdi. Bu derslerden sonra yemekhanelerde, koridorlarda, ders konuşulmaya başlayınca, dersi o dönem seçmeyen öğrenciler bile gelip dersi dinlerlerdi.

Evet, Kültür, bir toplumun tarihsel süreç içinde ürettiği, kuşaktan kuşağa aktardığı, yaşam tarzını oluşturan maddi ve manevi değerlerin bütünü idi ve bu topluma kimlik kazandıran, bireyleri birbirine bağlayan ortak bir yaşam biçimi ve birikimi olarak karşımıza çıkıyordu.

Bu açıdan bakınca, bayram sürecinde gördüklerim ve yaşadıklarım, ne yalan söyleyeyim beni derinden etkiledi ve üzdü.

Anadolu'da bir sözcük vardır, "YOZ" diye. Bu bir yerde ve şeyde kendini gösterir ise de ona YOZLAŞMA denilir.

Yoz, özünden uzaklaşmış, bozulmuş, kaba, bayağı, işlenmemiş veya hayvanlarda ise kısır, yavru vermeyen anlamında kullanılır.

Yozlaşma ise,bir toplumun, bireylerin ahlaki, kültürel ve sosyal değerlerini kaybederek özünden uzaklaşması, değerler erezyonu, bozulması ve daha kötüye gitmesi sürecidir.

Şimdi bütün bunlardan sonra herkes çevresine bir de bu gözle baksa mı, ne dersiniz.

Bu kadar yozlaşma ve değer kaybı ile bu toplum ve millet nereye varacak.

Herkes kendini önemsemek için etnisitesini öne çıkarmaya çalışacağına, kültürel, toplumsal, kişisel yozlaşma ve bozulmalar için farkındalıklar yaratsa ne güzel olmaz mı!..

Yayın Tarihi
27.03.2026
Bu makale 34 kişi tarafından okunmuştur.
Bu Haber İçin Yorum Yapın
NOT: E-Mail adresiniz web sitemiz üzerinde yayınlanmayacaktır.
CAPTCHA Image
Bu makaleye ilk yorumu yazan siz olun.

Yazara Ait Diğer Makaleler

Çerez Kullanımı

Kullandığımız çerezler hakkında bilgi almak ve haklarınızı öğrenmek için Çerez Politikamıza bakabilirsiniz.

Daha Fazla

Arama Yap!