Bazen sıradanmış gibi söylenen öyle sözler vardır ki, yaşadıkça anlam kazanır. Bir çok kez yaşadığım bu gerçeği bir kez daha yaşayınca ben de güldüm, bu kez. Hepimiz duymuşuzdur, "Kul plan yapar, Tanrı gülermiş" sözünü. Orijinali de "İnsan plan yapar, Tanrı güler" (Men plan, God laughs) şeklinde bir çok yazılı kaynakta geçer.
Ben de her yaz gibi, Ankara'da yaşayan bir Antalyalı olarak, pılıyı pırtıyı toplayıp güney sahillerine gideceğim derken, Ankara'da kalmak zorunda kaldım. Üstelik NATO'NUN 7-8 Temmuz Toplantıları sebebiyle, yerde insanın ayak bastıramadığı, göktede kuşun uçurulmadığı Ankara'da.
Olanları ara sıra da olsa TV'lerden izliyor, sanal ortamdan gelen iletilerden takip ederek.
Bir zamanlar Devletin en tepesinde görev yaparken, bu işlerin nasıl yapıldığını yaşayan, kimlerin neler yaptığını gören birisi olarak bir çok şeye çok farklı bir gözle bakıp, tebessüm ettiğim çok şey oldu. Sanal ortamda paylaşılmaya başlanan yaşananların çoğu artık herkesin tebessüm edeceği şekilde yayılmaya başladı.
Madem yazı NATO ile ilgili, herkes bir şeyler biliyordur ama yinede bazı notlar düşelim derim. Önce NATO nedir ve bu toplantıya kimler katıldı.
Türkçesi "Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü ya da Kuzey Atlantik Antlaşması Teşkilatı" olan NATO (North Atlantic Treaty Organization), 1949 yılında Amerika Birleşik Devletleri, Kanada ve bazı Avrupa ülkeleri tarafından kurulan siyasi ve askeri bir ittifaktır.
Günümüzde ise ABD, Almanya, Arnavutluk, Belçika, Birleşik Krallık (İngiltere), Bulgaristan, Çek Cumhuriyeti, Danimarka, Estonya, Finlandiya, Fransa, Hırvatistan, Hollanda, İspanya, İsveç, İtalya, İzlanda, Kanada, Karadağ, Kuzey Makedonya, Letonya, Litvanya, Lüksemburg, Macaristan, Norveç, Polonya, Portekiz, Romanya, Slovakya, Slovenya, TÜRKİYE ve Yunanistan bu ittifakın içindedir.
Peki NATO'nun yanında yer alan OTAN ne demek dersek, o da o yıllar ABD'nin güçlü ittifakı Fransa'nın, Fransızcası olan OTAN( Organisation du Traité de l'Atlantique Nord)dur.
Resmi olarak böyle bir örgütün, amacına uygun olarak mevcut dünya düzeni içinde yerini ve uluslararası gelişmeleri ve önümüzdeki dönem için strateji ve planlamaları yapması ve benzer konuları tartışması beklenir.
Ancak görünen o ki, burada iki figür öne çıktı. İlki Türkiye ve Cumhurbaşkanı ile ABD Başkanı Donald Trump.
Donald Trump, bir devlet adamından ziyade bir tüccar edası ile toplantıyı etkiledi ve yönetti. Biz de varımız yoğumuz ile elimizden gelen her şeyi ortaya döktük ve sergiledik.
Türkiye ve Cumhurbaşkanı Erdoğan için konunun tartışılması bir yana ama ben konunun bir başka boyutunu ele almak isterim.
Ankara'da bürokraside çalıştığım konum ve bu gibi katıldığım toplantılarda toplantılarda yaşadığım bazı şeyler, bu toplantıda da nasıl oluyor gözü ile baktım ama yaşananlardan dolayı üzgünüm.
Toplantıya her ülke Cumhurbaşkanı ve Başbakan düzeyinde en üst temsiliyet ile katıldı, bu hem toplantının önemi hem de Ülke tanıtımı ve temsiliyeti açısından çok önemliydi.
Bu tür toplantıların iki boyutu olur, ilki formel/ resmi boyutu, bir de informel/ resmi olmayan boyutu. Resmi boyutu tanımlanan boyutudur ama yaşanan süreçelerden dolayı resmi olmayan boyutu da çok önemlidir.
Bir ülkede resmiyet sadece hükümet ve resmi temsilden ibaret değildir. Burada resmi olmayan ilişkiler de vardır, o da ülkelerin siyasilerinin kendi düşüncelerine, ideolojilerine yakın, hatta başka platformlarda birlikte oldukları ülke yetkilileri ile de görüşmeler yapılır, ilişkiler güncellenir.
NATO'nun Ankara'da yapılan toplantısına katılan bazı ülkelerin Sosyal Demokrat, Sosyalist Başbakan ve temsilcileri de vardı, bunlar genelde resmi toplantıları ve programları dışında, gidilen ülkenin siyasi paydaş temsilcileri ile de gayri resmi görüşmeleri, paylaşımları da olurdu; ne yazık ki bu süreçte bazı ülkelerin muhatap bulmaları konusunda bir sorun yaşadıkları da ortada.
Ülkenin yönetimine aday muhalefet partisi CHP, ama hangi CHP ve bu kesimi temsil eden kim, soruları kafalarda karışıklık yaratmış gibi görünüyor.
Konu Kemal Kılıçdaroğlu ya da Ekrem İmamoğlu bağlantılı Özgür Özel meselesinden öte, gelen bu liderler görüşecek muhatap bulamamışlar ya da gerek görmemişler ise, önümüzdeki süreçte CHP için bir iktidar beklentisi üzgünüm ki hayal gibidir.
Uluslararası ilişkiler hesap, kitap üzerine yapılır, ülkeler muhataplarını bu bağlamda belirler ve seçerler.
Bunu söylemek çok acı ve zor ama maalesef CHP, tüm yöneticileri sayesinde sol, sosyal demokrat seçmenin bir iktidar umudunu daha bataklığa gömmüştür.
Konu artık KK, Eİ, ÖÖ özelinden çıkartılmalı ve CHP'NİN hayatta olan Genel Başkanları, Başkanları, İl başkanları, Belediye Başkanları ve ileri gelenlerince yeniden derrlenip toplarlanmalı, olay bir sonraki döneme milletvekili, belediye başkanı olacakların güdümünden çıkartılmalıdır.
Bu NATO toplantısı ve Katılımcıların CHP tabanına ve yöneticilerine verdikleri çok önemli mesajlar vardır, umarım alırlar.