İşini doğru dürüst yapan kırtasiyeciler hariç kanaatsiz ve fırsatçıları lanetleyerek yaptıkları vurgunu bakın nasıl teşhir ediyorum.
Çinliler ülkelerinde ne kadar atık malzeme varsa toplayıp ürüne dönüştürüyor. Bunlarla ülke ekonomilerine katma değer yaratırken çevre kirliliğini de önlemiş oluyorlar. Sağlığa zararlı bu maddelerden yapılan kırtasiye ürünlerini de bizim gibi gelişmekte olan ülkeler ithal ediyor. Bazı uyanık kırtasiyeciler bu zararlı ürünleri de ucuza alıp fahiş fiyatlarla fırsata çeviriyorlar.
Başta eğitim olmak üzere tüm hizmet sektörünün olmazsa olmazı olan bu kırtasiye ürünleri sağlığımızı kanserojen etkisiyle olumsuz etkilemektedir. Tam 30 kalem kırtasiye malzemesi; kreşe yeni kaydolan bir öğrencinin velisinin eline tutuşturuluyor. Malzemelerin sayıları da oldukça yüksek; sanki yıl boyunca bunların hepsini kullanacaklarmış gibi. Sıkıysa almayın çocuk okulun kapısından içeri giremez.
Merak ettim ve üşenmedim kabaca bir hesap yaptım sadece bir çocuğun kırtasiye harcaması 10.000 Tl. İki çocuğunuz varsa İki katı. Bu malzemeler evde dursun da ihtiyaç olduğu günler çocuğuma vereyim de diyemiyorsunuz. Bunların eksiksiz bir şekilde okula teslim edilmesi şartı var. Şeytan da bana diyor ki; bu işte bir bit yeniği var.
Nasıl mı?
Alın size; bana şeytanın dedikleri:
*6 Yaşında bir çocuk okul döneminin üçte birisini mevsimlik hastalıklar ve hava muhalefeti nedeniyle Okuluna gidemezken; bunca yüklü malzemeyi nasıl tüketir?
*Okul idaresi aynı çocuktan her yıl aldığı malzemelerin artanlarını nasıl değerlendirmektedir? Kırtasiyecilere satarak nakde mi çevirmektedir?
*Bazı okulların kantincileri; öğrencileri potansiyel bir müşteri mi görmektedir?
*Ucuz diye sağlığa son derece zararlı bu ürünlerin zararlılık etkilerini okul idareleri hiç mi dikkate almıyorlar? Yoksa liste tam gelsin de nasıl gelirse gelsin mi diyorlar?
Neden ne olursa olsun bu aşırı renkli eğitim hem sağlık hem de ekonomik açıdan hiç de doğru değil. Ben çocukların bu doymuşluktan mutlu olduklarına da inanmıyorum.
Bizlerin; bir kurşun kalemi, silgisi, kalemtıraşı, bir kırmızı kalemi, ana renklerden oluşan sulu boyası vardı; ara renkleri de kendimiz yaratırdık. Patates baskısından yaptığımız sulu boya baskısı sağlığımıza hiçbir zararı olmadığı gibi yaratıcılığımızı da geliştirirdi.
Buradan okul yöneticilerine sesleniyorum; elinizi vicdanınıza koyun; kendi çocuklarınızı göz önüne getirin ve bu uygulamanızı lütfen bir gözden geçiriniz. Velilere de bir tavsiyem kırtasiye ürünlerini alırken kalite özelliklerini iyi araştırın, ürün sayılarında aşırıya kaçmayın ve bittikçe alın.
Sevgi ve Saygılarımla