Anlatacağım olaylar gerçek hayattan alınmış ve yaşanmış olaylardır. Bunlardan bir kısmı şahsımı ilgilendiren; bir kısmı da yakın tanığı olduğum olaylardır.
Olayların kahramanlarının kimlikleri; her ne kadar ölmüş olsalar da yakınlarını deşifre ve rencide etmemek adına gizli tutulmuştur.
OLAY BİR:
Kurum amiriydi; makamından aldığı yetkiyle adeta terör estiriyordu. Çalışanları arasında kendi çıkarlarına boyun eğenleri el üstünde tutuyor; karşı çıkanlara olmadık zulmü yapıyordu.
Kurumunda öyle bir hakimiyet kurdu ki; kimse cesaret edip de kurumun bir üst makamına şikayette bulunamıyordu. Bu zat zamanla o kadar azdı ki kurum içerisinde dayanılmaz bir hal aldı. Üstelik kurum döner sermayesini de babasının malı gibi hem tırtıklıyor hem de yakınlarına peşkeş çekiyordu. Kimliğini gizleyen bir personelin yazılı ihbarı ile soruşturma açıldı.
Kurumun bir üst makamınca ciddi bir soruşturma süreci başlatıldı. Soruşturma sürecinde kurumun İki cesur kişisi hariç tüm personel soruşturma yeminine rağmen gerçekleri anlatmadılar.
Soruşturmacı; görevinin inancında ve bilincinde olan iyi bir insanmış ki; O iki cesur tanığın verdiği ifadeyle zat- ı muhtereme kademe durdurma ve maaşından ¼ oranında para kesme cezası verdi. Maalesef daha sonra bu zat-ı muhterem kurumun daha üst makamınca İl dışında daha üst bir makama tayin edilerek adeta ödüllendirildi.
Sonunda ne mi oldu? Bu zat uzun bir amansız hastalık sürecinde acılar içerisinde can verdi. “BİR ZALİM ÖLÜR BİN MASUMUN YÜZÜ GÜLER.”
OLAY İKİ:
İlk Okul 5. Sınıfındaydı ve yılsonunda listelerde mezun olduğunu gördü. Orta Okula kayıt yaptırmak için mezuniyet belgesini almaya okuluna gittiğinde kendisine mezun olmadığı söylendi.
Her ne kadar listelerde mezun olduğunu gördüğünü söylese de ikna edemedi. Ağlayarak evine gitti ailesine anlattı annenin okuma yazma bilmediği, babanın da dışarıdan İlk Okul mezunu olduğu bir ailesi vardı yani; aile hak arayacak bir düzeyde değildi.
Sonuç da 5. Sınıfı Bir yıl daha okumak zorunda kaldı. Hayatı boyunca bu yapılanın bir nedeni olmalıydı sorusuyla yaşadı ve sonunda aradığı yanıtı buldu. “Ev sınır koşuları öğretmeninin halasıydı; bu komşuyla bir tartışma yaşamış O da gitmiş yeğenine şikayette bulunmuş.”
Maalesef O yıllarda komşular birbirleriyle kavga edince karakola değil okula şikayete gelinirdi. Mağdurumuz nihayet 6. Yılında mezun olur ancak bu olayı aklından bir türlü atamadı. Nihayet üniversiteden mezun olup akademisyen olarak hayata atıldığında; emekliye ayırılmış hocasını yerleştiği ayrı bir ilde üyesi olduğu bir dernekte bulur.
Elini öper kendisini tanıtır ama hoca hatırlayamaz ta ki, “Hocam beni 5. Sınıfta İki kez okutmuştunuz (…..) halanızın komşusu (…..)amca var ya” der. Hoca bunu duyar duymaz gözleri yaşarır ve sarılarak ağlar.
Sonra ne mi olur?
MAĞDUR:
Hayatının temel taşları hep Bir yıl geç oturur.
Fakirliğin dibinde olan aileye O artı bir yıl ek bir yük getirir.
Orta Okulda aynı şubeye düşme hayali kurduğu çocukluk kız arkadaşından ayrı kalır.
HOCA VE HALASI:
Her ikisi de uzun bir süre yatağa bağlı kalarak amansız bir hastalık sonucu can verirler. “ALMA MAZLUMUN AHINI ÇIKAR AHESTE, AHESTE.”
(Devam Edecek)
Sevgi ve Saygılarımla