Anlatacağım olaylar gerçek hayattan alınmış ve yaşanmış olaylardır. Bunlardan bir kısmı şahsımı ilgilendiren; bir kısmı da yakın tanığı olduğum olaylardır.
Olayların kahramanlarının kimlikleri; her ne kadar yaşıyor veya ölmüş olsalar da yakınlarını deşifre ve rencide etmemek adına gizli tutulmuştur.
OLAY ÜÇ:
Genç yaşta kocasını kaybetti; İki erkek ve İki ikiz kız çocuğu ile birlikte damı akan kerpiç evlerinde kalakaldılar. İki taraf akrabaların da yoksul olması nedeniyle maddi destek göremediler.
Yaz aylarında evinin bahçesinde sebze yetiştirip sırtında pazarlara götürüp satarak ev geçindirmeye çalıştı. Kış aylarında ise; mahallesindeki varlıklı ailelerin yaşlılarına bakıcılık ve ev temizlikleri yaptı. Duyarlı komşuların verdiği zekat ve fitreler az da olsa yaralarına merhem oluyordu.
Eşinin genç yaşta ölmüş olası nedeniyle; kalan emekli maaşı da yoktu. Çocuklar büyüdükçe masraflar da büyüyordu. İkiz olan İki kız çocuğu anne sütünün kesilmesi sonucu yeterli beslenemedi.
Sürekli un maması ile beslenen bebeklerin ikisi de yetersiz beslenme nedeniyle hayatlarını kaybettiler. Kalan İki erkek çocuklarını Bin türlü zorluklara rağmen büyüttü, okuttu ve meslek edinmelerini sağladı. Ne yazık ki her iki oğlunun da mutlu bir evliliği olmadığı gibi annelerine de maddi ve manevi bir hayırları dokunmadı.
Annelerini giderek eskiyen evlerinde kaderine terk ettiler annenin yaşı da hayli ilerlediği için çalışamaz hale geldi ve konu komşunun yemek desteği ile hayata tutunmaya çalıştı. Büyük oğlu bir süre evine aldı ancak gelinin tepkisine dayanamadı ve tekrar evine döndü.
Daha sonraları küçük oğlan evine aldı burada da huzur bulamadı ve tekrar evine döndü ve sefalet içerisinde yaşama direniyordu. Kendisinden İki gündür haber alamayan komşuları evinden kötü kokular geldiğini fark edince kapıyı açıp içeriye girdiklerinde ölmüş olduğunu gördüler.
Yaz mevsimi olduğundan dolayı; İki günde ceset kokmuştu. Komşuların ilgi ve yardımlarıyla defnedildi. Eşyaları olduğu gibi çöpe atıldı; ev çok geçmeden satıldı ve paylaşıldı.
Sonra ne mi oldu?
BÜYÜK OĞUL: Anneden kalan evin parasıyla alınan arabayla geçirdikleri trafik kazasında öldü.
Eşi ise ayaklarını kaybetti, psikolojisi bozuldu ve elektrikli sandalye ile hastane, hastane geziyor.
Sağ kurtulan oğulları ise ne tahsil yapabildi ne de bir meslek sahibi oldu. Madde bağımlısı arkadaş gurubuyla her gün bir suça bulaşıyor.
KÜÇÜK OĞUL:
Üç kez evlenmesine rağmen Üçüyle de maddi ve manevi darbeler yiyerek boşandı, ruh ve sinir hastalıları hastanesinde tedavi görüyor.
“ALMA MAZLUMUN AHINI, ÇIKAR AHESTE, AHESTE.”
(Devam Edecek)