
“Kalbi her zaman cömert, şefkat ve sevecen duygularla dolu olan tüm babaların Babalar Gününü kutlarım.”
Canım babam damı akan kerpiç bir evde dünyaya geldi. Dört yaşında annesini kaybetti ve On Sekiz yaşına kadar dedemin tekrar evliliğinde analık elinde ve Üç üvey kardeşleri arasında ite kakıla büyüdü.
İlkokul tahsilini fakirlikten dolayı ancak Üçüncü sınıfa kadar yapabildi. Çalışma hayatın da bu yaşlarda çeşitli mesleklerde çırak olarak devam etti. Askerlik görevini yaptıktan sonra eş ve dostun yardım ve önerisi ile annemle evlendi.
Devlet hastanesinde hastabakıcı olarak güzel bir işi vardı. Annem de bayan terzisi olduğundan kimseye muhtaç olmadan hayatlarını sürdürdüler. İki kız kardeşim daha oldu. Bizler büyüdükçe aile bütçesi zorlandı. Ben de yaz tatillerinde çalışarak en azından eğitim masraflarımı çıkartıyordum.
Canım babamın tek talihsizliği sakin, saf ve düzgün bir yapıda olmasındandır. Halk dilinde “Allah’ın adamı vur boynuna ekmeğini al.” Hangi işte çalışsa işinde gözü olanlar ayağını kaydırıp kendileri girerdi. Bunca yaşam zorluğuna rağmen bana defalarca söylediği söz halen kulağımda: “Oğlum sen oku ben ceketimi satar yine okuturum.”
Bu söz O yıllarda her fukara babanın bir umut ve çıkış yoluydu. Babam belki yıllardır giydiği eski ceketini satmadı ama beni okuttu ve eğitim camiamıza bir Akademisyen kazandırdı. Mürüvvetimi de fazlasıyla gördü.
“Hayatta ve vefat eden tüm babalardan Allah razı olsun.”
Sevgi ve Saygılarımla