Bu aralar herşeye şaşar oldum. Şaşkınlığım kendimden kaynaklanmıyor, şaşkınlığım çevremden, insanlardan, Ülkemden, daha öteye gider isem de Dünyadan.
Sonra da düşünüyorum, iyi de herkesin akıllısı sen misin de bu kadar kaygılanıyorsun.
Evet ya, bizde derler ki "kardeşim yediğin önünde, yemediğin ardından, sana ne oluyor ki", evet ya bana ne oluyor ki!..
Ailene, çevrene, arkadaşlıklarına ve de Ülkene, Devletine karşı her zaman borcunu ödeme konusunda bonkör olduğun güvendiğin yerlerce hep takdir edilmiştir.
Eeee daha da ne istiyorsun. Evet ya, ne istiyorum.
Bu durumlarda hep aklıma Cem Karaca'nın "Entel Demokrat" şarkısı gelir, hoş o şarkıda bir eleştiri yapar ama ben o şarkının bir dizisini sever söylerim.
"Bu yaz yine güneydeydiniz"!...
Gerisine ben de katılıyorum ama kimsenin umurunda değil ki.
Evet ya, bu yaz güneye geliş de, Ankara'da kalış da azıcık sorunluydu ama olsun, yine de güneye evimize, Anamızın/ Babamızın evine geldik, balığı yerken onu yalnız, öksüz bıraktık ama olsun.
Şimdi gelelim asıl mevzuya. Baharın geldim yakıt için bin beşyüz saydığım para, şimdi üç bin oldu.
Yolda lokantalar artık "sundan ucuz değil", en küçük su bile yirmi otuz lira.
Konaklamaya para vermiyorum ama verebilecek helal olsun.
Okullar açıldı, marketlerde çocukların isteklerine olumlu yanıt veremeyen anne/ babaların sözleri, tavırları ayrı bir yürek yarası.
Üniversitesini ekonomik sebeplerden dolayı bırakmış, kargocuların dramı ise başka bir dram.
Köylerde çiftçinin, üretiminin hali bir başka. Her aile reisinin vefatı, tarlaların bölünmesi ama paya düşen tarlalarda tarım yapanın ekonomik/ mümkün olmadığı ortaya çıkmıştır.
Siyasilere bakıyorum, köyde kasabada halka /seçmeni dinliyorum, artık oy verdiği, seçtiği vekilin çoğunun yüzünü görmediği gibi adını bile unutmuşlar.
Ben en iyisi en kısa zamanda Angara'ya dönsem iyi olur.
Anadolu perişan mış gibi de haberi yok, en iyisi ben boşuna kaygılanmayayım.
Aklıma geldi o şarkı dizisi "çayır çimen geze geze, oldum ben bir geveze"!...
Hadi bana bu günlük, eyvallah