Suçun İzi

Çürüme, Çöküş ve Çifte Standart Düzeni, Bu Ülke Yaşanmaz Hale Geldi

Tek tırnaklı kesiminde ve piyasaya sürülmesinde artış…
Sahte zeytinyağı imalatlarında patlama…
Süt ve süt ürünlerinde sahtekârlık…
Kuyumcu soygunları…
Banka şubesi soygunları…
Kuyumcukent para nakil noktası soygunu...
Polis ve jandarma personelinin karıştığı soygunlarda artış…
Adliye çalışanlarının, kendilerine emanet edilen devletin namusu sayılacak değerli madenleri ve paraları iç etmesi…
Savcının, hâkimi adliye binasının içinde vurması…
Ergen zorbalığı…
Sokakta ergen cinayetleri…
Öğrencinin ve velinin okulda öğretmeni darp etmesi…
Hastanede doktorun, hemşirenin, sağlık çalışanının, güvenliğin şiddete uğraması…
Doktor ve eczacı eliyle yapılan ilaç dolandırıcılıkları…
Bazı doktorların “bıçak parası” adı altında hastadan para alması…
Sahte ve imitasyon ürünlerin sokakları istila etmesi…
Esnafın fahiş fiyat uygulamaları ve göstermelik denetimler…
Akaryakıt zamları, enerji maliyetlerindeki tırmanış…
Barınma giderlerinin katlanması…
Kiracı-ev sahibi kavgaları, hatta cinayetleri…
Trafik cezaları, trafik kazaları, yol kesmeler, magandalıklar…
Büyükşehirlerde bitmeyen trafik çilesi, otopark yokluğu…
Çürük binalar, çürük evler, çürük sistem…
Sanal bahis, yasadışı kumar ve fuhuşta inanılmaz artış…
Mal ve hizmetlerde maliyetin ve satış fiyatlarının halkı ezmesi…
“Sıfır atık” adı altında büyük bir propaganda; ama ülkenin dört bir yanında çöp yığınları, moloz dağları, önümüze gelen yere atılan çöpler ve bir rezalet düzeni…
“Sıfır atık”ı sokak çöp kutularından kâğıt-plastik toplayan garibanların sırtına yükleyen bir zihniyet…
Camilerin cuma günü bile dolup taşmaması…
İnançsızlıkta her yıl artan rakamlar…
Cami bağış kasalarının dahi çalınması…
İnsanların hukuka olan güveninin her geçen gün azalması…
Aynı ülkede, aynı kanunda, aynı dosyada bile iki ayrı hukuk uygulanması…
Bütün bunlar tesadüf değildir.
Bunların hepsi,
“3 Y ile mücadele edeceğiz” diye iktidara gelenlerin eseridir.
Yolsuzluk, yasaklar, yoksulluk ile mücadele vaadiyle gelenler;
24 yılın sonunda bu üç başlığı bitirmek bir yana,
ülkeyi bunların daha derin, daha örgütlü, daha sistematik hâline mahkûm etmiştir.
“Çıraklık, kalfalık, ustalık” dediler…
Evet, bugün geldiğimiz yer gerçekten bir “ustalık” dönemidir:
çürümenin ustalığı, çifte standardın ustalığı, algı yönetiminin ustalığı, sorumluluktan kaçmanın ustalığı.
İyi olan her şeyi kendilerine yazdılar.
Kötü olan her şeyi “dış güçler”, “lobiler”, “operasyonlar”, “sosyal medya”, “muhalefet”, “küresel sistem” diyerek başkasına yıktılar.
Peki soralım:
24 yıldır iktidarda kim var?
Devletin kadrolarını kim doldurdu?
Yargıyı kim şekillendirdi?
Emniyeti kim yönetti?
Eğitim sistemini kim bozdu?
Sağlık sistemini kim ticarileştirdi?
Şehirleri kim betonlaştırdı?
Ahlakı kim siyasete kurban etti?
2016 sonrası bu tablo daha da ağırlaştı.
Çünkü o tarihten sonra,
iktidar sadece kendi tercihleriyle değil,
küçük ortağı MHP ile birlikte kurduğu yeni siyasal ve bürokratik düzenle
devleti tamamen başka bir iklime soktu.
Bu iklimde;
Sadakat, liyakatin önüne geçti.
Korku, hukukun önüne geçti.
Propaganda, gerçeğin önüne geçti.
Gösteri, devlet ciddiyetinin önüne geçti.
Cezasızlık, suçu besleyen ana damar hâline geldi.
Bugün yaşadığımız şey sadece ekonomik kriz değildir.
Bugün yaşadığımız şey sadece güvenlik sorunu değildir.
Bugün yaşadığımız şey sadece ahlaki aşınma da değildir.
Bugün yaşadığımız şey,
bir medeniyet yorgunluğu değil; bir siyasal çürümenin topluma sirayet etmiş hâlidir.
Ve artık mesele sadece bir parti meselesi değildir.
Mesele, çocuklarımızın hangi ülkede yaşayacağı meselesidir.
Mesele, adliyeye güvenip güvenmeyeceğimiz meselesidir.
Mesele, hastaneye giderken korkup korkmayacağımız meselesidir.
Mesele, okulun, caminin, sokağın, pazarın, mahallenin neye dönüştüğü meselesidir.
Karar milletindir.
Halkımız ya bu gidişata “dur” diyecek…
Ya da bu çürümüşlükle yaşamaya mahkûm olmaya devam edecek.
Çünkü çürüme, karşı çıkılmadıkça normalleşir.
Hukuksuzluk, hesap sorulmadıkça düzen hâline gelir.
Ahlaksızlık, cezasız kaldıkça kültüre dönüşür.
Ve unutmayalım:
Bir ülkeyi dış düşmanlar değil,
içeride normalleşen çürüme yıkar.

Yayın Tarihi
11.04.2026
Bu makale 288 kişi tarafından okunmuştur.
Bu Haber İçin Yorum Yapın
NOT: E-Mail adresiniz web sitemiz üzerinde yayınlanmayacaktır.
CAPTCHA Image
Kayıtlı Yorumlar
Kalemine yüreğine sağlık,ne diyelim inşallah düzelecek.

Ahmet Ertürk 11.04.2026

Çerez Kullanımı

Kullandığımız çerezler hakkında bilgi almak ve haklarınızı öğrenmek için Çerez Politikamıza bakabilirsiniz.

Daha Fazla

Arama Yap!