Suçun İzi

İç Kaleyi Tahkim Etmeden Güçlü Devlet Olunur mu?

Güvenlik Mimarisinde Acil Reform...

Türkiye zor bir eşikten geçiyor. Çok katmanlı krizler artık yalnızca sınır hattında ya da dış politikada değil; kurumların içinde, veri merkezlerinde, personel psikolojisinde ve dijital altyapılarda yaşanıyor. Futbol dünyasındaki yasa dışı bahis ağlarından kolluk personelinde görülen çevrim içi kumar bağımlılığına, organize suç örgütleriyle kurulan menfaat ilişkilerinden operasyonel veri sızıntılarına kadar uzanan tablo; münferit disiplin vakalarıyla açıklanamaz.

Bu, yapısal bir güvenlik mimarisi sorunudur.

Yeşilay'ın 2025 raporuna göre kumar bağımlılığı başvuruları rekor kırarken (alkol+maddeyi geçip başlama yaşı 15'e indi), emniyet personeli intiharları her 4 günde bir yaşanıyor (2025'te 93 vaka, 2026 başından beri 10+).

Sorulması gereken soru şudur; devlet reaktif mi kalacak, yoksa proaktif bir güvenlik reformuna mı geçecek?

Dijital Kale; Yetkiyi Daraltmadan Risk Azalmaz...

Modern güvenlik ortamında veri, fiziki sınır kadar kritiktir. Eğer bir organize suç ağı operasyonel kayıtlara erişebiliyorsa, sorun bireyden önce sistemdedir. "Genel yetki" anlayışı artık sürdürülebilir değildir. Görev temelli erişim modeli (RBAC) kurumsal zorunluluk haline gelmelidir. Personel yalnızca yürüttüğü operasyon kapsamında ve süreli erişim yetkisine sahip olmalıdır; operasyon bittiğinde erişim otomatik düşmelidir.

Kritik işlemler (dinleme kararları, mali sorgular, hassas veri indirmeleri) tek bir imzaya bırakılmamalıdır. Çift onay mekanizması, hem caydırıcılık hem de kurumsal emniyet sağlar. Gelişmiş istihbarat kurumlarında (örneğin NSA ve Mossad) erişim matrisleri daraltılmış, log sistemleri sıkı denetime bağlanmıştır. Türkiye’nin de KVKK çerçevesinde benzer bir dijital tahkimata yönelmesi kaçınılmazdır.

Yapay zekâ destekli anomali tespiti ise artık bir lüks değil, zorunluluktur. Olağandışı veri çekme davranışı, mesai dışı yoğun sorgu veya ani erişim artışı gibi sinyaller gerçek zamanlı izlenmeli ve otomatik bayraklanmalıdır.

İç Kale: En Zayıf Halka İnsan mı?

Teknoloji ne kadar gelişmiş olursa olsun, en kırılgan alan insandır. Ekonomik baskı altındaki, borç yükü artmış, bağımlılık riski taşıyan personel; organize suç örgütleri için en kolay nüfuz alanıdır. Kumar bağımlılığı vakalarındaki artış, güvenlik mimarisi açısından bir alarmdır.

Bu nedenle psikolojik dayanıklılık testleri, finansal risk analizleri ve etik eğilim ölçümleri sistematik hale getirilmelidir. Terfi sistemi sadakat değil liyakat ve etik endeks üzerinden yürümelidir. Dünya örneklerinden Norveç ve Singapur'un uyguladığı sürekli personel sağlık/etik denetim programları, kurumsal dayanıklılığı artırdığı görülüyor.Türkiye’nin de bu örneklerden yola çıkarak kendi modelini üretmesi mümkündür.

Gri Alanlar; organize suç ve dış bağlantılar...

En tehlikeli zemin, organize suç ağları ile dış istihbarat servislerinin temas ettiği gri alanlardır. Bu alanlar daraltılmadıkça, sızıntı riski büyür. Güvenli ihbar kanalları, hiyerarşiden bağımsız iç denetim mekanizmaları ve veri analitiğiyle çalışan erken uyarı sistemleri kurulmalıdır. Kurum içindeki çürümeyi kriz haline gelmeden tespit eden bir model inşa edilmelidir. Adliye ve kolluk koridorundaki bir sızıntı ile sınır hattındaki bir güvenlik açığı arasında stratejik fark yoktur; ikisi de milli güvenlik meselesidir.

Reform Bir Tercih Değil, Zorunluluktur...

Bugün yaşananlar bir çöküş değil; doğru yönetilirse bir yeniden yapılanma fırsatı olabilir. İçişleri Bakanlığı ve Adalet Bakanlığına acil çağrı; pilot uygulamalarla bu kötü gidişatı değiştirmek için hemen harekete geçin.

Örneğin belirli KOM birimlerinde (İstanbul gibi) daraltılmış erişim matrisi, çift onay sistemi ve yapay zekâ destekli log denetimi devreye alınabilir. Altı aylık sonuçlar ölçülür, eksikler giderilir, model yaygınlaştırılır.

Güçlü devlet; sadece dış tehditlere karşı sert olan değil, kendi içini denetleyebilen devlettir. İç kale tahkim edilmeden, dış cephede sürdürülebilir güç üretilemez. Türkiye için mesele teknik bir yazılım güncellemesi değildir; kurumsal dayanıklılığı yeniden inşa etmektir.

Kırılganlıktan sarsılmazlığa geçiş; ancak veri güvenliği, insan güvenliği ve etik güvenliği aynı anda güçlendirildiğinde mümkündür.

Yayın Tarihi
21.02.2026
Bu makale 113 kişi tarafından okunmuştur.
Bu Haber İçin Yorum Yapın
NOT: E-Mail adresiniz web sitemiz üzerinde yayınlanmayacaktır.
CAPTCHA Image
Bu makaleye ilk yorumu yazan siz olun.

ÇOK OKUNAN

Çerez Kullanımı

Kullandığımız çerezler hakkında bilgi almak ve haklarınızı öğrenmek için Çerez Politikamıza bakabilirsiniz.

Daha Fazla

Arama Yap!