Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren trafikte yapılan ihlaller sonucunda yeni trafik cezaları, kamuoyunda bu gün itibariyle hararetli bir tartışmayı beraberinde getirdi.
Rakamlar yüksek.
Yaptırımlar sert.
Ehliyete el koymalar, araç bağlamalar, kalıcı iptaller…
Devlet, “trafikte sıfır tolerans” mesajı veriyor.
Peki soru şu: bu düzenlemeler gerçekten caydırıcı mı, yoksa suç ile ceza arasındaki dengeyi mi zedeliyor?
Adalet duygusunda ve orantı meselesinde hukukun temel ilkelerinden biri şudur: Ceza, suçla orantılı olmalıdır.
Eğer toplum, verilen cezayı işlenen fiille kıyasladığında “bu fazla” diyorsa, orada adalet duygusu yara alır.
Elbette; uyuşturucu etkisiyle araç kullanmak,
Sahte plaka takmak,
Polisin “dur” ihtarına uymamak,
Makas atarak insanların hayatını tehlikeye atmak,
bunlar hafife alınacak fiiller değildir.
Trafik bir kamu güvenliği meselesidir.
Her yıl binlerce insan hız, alkol ve kural ihlali nedeniyle hayatını kaybediyor.
Ancak kasıt unsuru taşımayan, tehlike doğurmamış tekrar işlenen bazı ihlallerde astronomik para cezaları uygulanması, özellikle sabit gelirli vatandaş için bu ekonomik dar boğazda ve asgari ücretin alım gücünün düşük olduğu bu dönemde ağır bir ekonomik yıkıma dönüşebilir.
Ekonomik gerçeklik ile yaptırım dengesi bugün şehir içinde hız limitleri bazı bölgelerde 30 km/saat.
50–60 km hızla geçen bir sürücü, zincirleme tekrarlar sonucu bir yıl içinde:
Yüksek para cezası,
Ehliyete el koyma,
Aracın trafikten men edilmesi gibi sonuçlarla yeni düzenlemeyle karşılaşabiliyor/karşılabilir.
Bu noktada mesele sadece trafik güvenliği değil; aynı zamanda ölçülülük ve ekonomik gerçeklik meselesi haline geliyor.
Asgari ücretle geçinen bir vatandaş için tekrar eden trafik suçlarında 80 bin TL, 150 bin TL, 200 bin TL gibi cezalar fiilen “hayat düzeninin çökmesi” anlamına gelir.
Ceza caydırıcı olmalıdır; ancak bireyi sistem dışına itecek kadar yıkıcı olduğunda sosyal sonuçları da düşünülmelidir.
Umarım yasa yapıcılar ve politika üreticiler bu düzenlemeleri yaparken konunun sosyal ve ekonomik yönlerinin topluma gelecekte yansımalarını da düşünmüşlerdir!
Caydırıcılık mı, tepki mi?
Devletin amacı intikam değil, düzen sağlamaktır.
Cezanın amacı buradan bir gelir elde etmek değil, kural ihlalini önlemektir.Eğer gelir elde etmek amaçlanırsa ,buda kollukla ,vatandaş arasında kavgalara ve tartışmalara dönüşmeye başlar.
Şu sorular önemlidir: bu cezalar trafik kültürü henüz oturmamış Türkiye'de ki sürücülerin karıştığı kazaları azaltacak mı?
Yoksa vatandaş ile kamu otoritesi arasındaki mesafeyi mi büyütecek?
Denetim adil ve şeffaf mı olacak?
Vatandaş huku ki olarak itiraz mekanizmalarına kolay, hızlı erişilebilecek mi ve burada adil yargılama prosüdürü işleyecek mi?
Eğer uygulama adil olmazsa, en haklı ceza bile haksız algılanır.
Kasıt ile hata arasındaki çizgi, bir başka kritik nokta da şudur: kasıtla yapılan tehlikeli eylem ile anlık dalgınlık sonucu oluşan ihlal aynı kefeye konulmamalıdır.
Avrupa'daki trafik cezaları, ülkelere göre büyük farklılıklar gösteriyor.
Genel olarak İskandinav ülkeleri (Norveç, Danimarka, İsveç), İsviçre ve bazı Batı Avrupa ülkeleri en katı ve en yüksek cezaları uygularken, Doğu ve Güney Avrupa'da cezalar daha düşük kalıyor.
Türkiye'de 2026'da yürürlüğe giren yeni düzenlemeler (özellikle ağır ihlallerde 100-280 bin TL bandına ulaşan cezalar), bazı yönlerden Avrupa'daki en ağır rejimlerle kıyaslanabilir hale geldi ,hatta bazı suçlarda aşıyor.
Ama dikkat: Avrupa'da cezalar genellikle gelire göre orantılı (day fines sistemi) uygulanıyor. Örneğin Norveç veya Finlandiya'da zengin biri aynı ihlal için on binlerce euro ödeyebiliyor. Türkiye'de ise sabit TL tutarları var ve asgari ücret/orta gelir düzeyi düşünüldüğünde orantısızlık daha fazla hissediliyor.
Ana İhlallerde Karşılaştırma (Yaklaşık 2025-2026 Güncel Değerler, Euro Cinsinden Yaklaşık Dönüşümle) bakıldığında;
Hız Aşımı (Şehir İçi, 20-30 km/s Aşım)
Almanya: 70-150 € (hafif aşımda), 21+ km/s için 80 € ve ehliyetten puan düşümü.
Fransa: 135 € civarı
Norveç: 200-700 € ve (en yükseklerden)
Danimarka: 135 €
İtalya/İspanya: 100-200 €
Türkiye'de (2026): hafif aşım için 2.700 TL (65-70 €), ama %30+ aşımda 5-11 bin TL (120-270 €) ve ehliyet men cezası.
Avrupa ortalaması düşük ve orta seviyede başlıyor, ama tekrar veya ağır aşımda ehliyet kaybı ile yüksek ceza geliyor.
Kırmızı Işık İhlali,
Almanya: 200 € ve 1 ay men (tekrarda daha ağır)
Fransa: 135-200 €
Norveç: 300-750 €
İspanya: 200 €
Türkiye'de (2026): tek sefer 2.700 TL (65 €), ama 6. ihlalde 80 bin TL (2.000 €) ve ehliyet iptali.
Türkiye'deki kademeli sistem (özellikle 6. ihlalde) Avrupa'da nadir görülen bir sertlikte.
Alkollü Araç Kullanma (0.5 Promil Üstü veya Yakın)
Norveç: 0.02% limit, ilk ihlal 5.000-6.000 € ve ehliyet kaybı.
Danimarka: 670 € ve puan/men
Fransa: 4.500 € (ağır vakalarda)
Almanya: 500 € + 1 ay men ve puan cezası.
İspanya/İtalya: 500-1.000 €
Türkiye'de (2026): İlk 25 bin TL (600 €), ikinci 50 bin TL, üçüncü 150 bin TL (3.700 €) ve men/iptal.
Uyuşturucu etkisi 150 bin TL ve ehliyet kalıcı iptal.
Türkiye'deki alkol/uyuşturucu cezaları (özellikle tekrar ve test reddi 150 bin TL ve 5 yıl men), Avrupa'nın en ağırlarından (Fransa ve Norveç hariç) daha yüksek hale gelmiş.
Diğer Ağır İhlaller (Polise Durmama, Makas Atma, Sahte Plaka vb.)
Avrupa'da bunlar genellikle 200-1.000 € ,ehliyet men , hapis riski taşıyor.
Norveç'te telefon kullanımı bile 800 €
Türkiye'de polise durmama 200 bin TL (5.000 €) ve 60 gün men, plakayı okunmaz yapma (tekrar) 280 bin TL (7.000 €) gibi tutarlar, Avrupa standartlarının çok üstünde özellikle sabit gelirli sürücü için yıkıcı.
Uyuşturucu etkisinde direksiyon başına geçmek ile, boş bir yolda hız sınırını 10–15 km aşmak arasında ahlaki ve hukuki fark vardır. Hukuk, bu farkı görmediği anda toplumsal meşruiyet zedelenir.
Avrupa'da cezalar caydırıcı ama genellikle gelire endeksli veya kademeli; ilk ihlalde düşük, tekrarda ağırlaşıyor. Türkiye'deki 2026 reformu ise bazı ihlallerde (özellikle pervasız/plakasız/kaçma gibi) Avrupa'nın en katı ülkelerini (Norveç, Danimarka) bile geride bırakıyor. Amaç trafik ölümlerini yarıya indirmek (6.000'den 3.000'e) olsa da, ekonomik orantısızlık eleştirisi haklı: bir kırmızı ışık veya hafif hız aşımı, Avrupa'da 100-200 € iken Türkiye'de yeni düzenlemeyle binlerce TL'ye mal olabiliyor; ağır ihlallerde ise on binlerce euro seviyesine çıkıyor.
Sonuçta Avrupa'da "orantılı ceza" anlayışı daha yaygın;Türkiye'deki yeni sistem ise caydırıcılığı maksimize etmeye odaklanmış ama adalet algısını zedeleme riski taşıyor. Eğer yurtdışında araç kullanıyorsanız, her ülkenin kendi kurallarını (ve gelir bazlı cezaları) kontrol etmek şart!
Sonuç; Trafikte disiplin şart.
Caydırıcılık şart.
Ancak adalet hissi her şeyden önce gelir.
Cezalar yüksek olabilir. Sert olabilir.
Ama mutlaka ölçülü, orantılı ve ekonomik gerçeklerle uyumlu olmalıdır.
Aksi halde yaptırım gücü kâğıt üzerinde kalır; vatandaşın zihninde ise şu soru büyür:
“Bu gerçekten adalet mi, yoksa aşırı tepki mi?”