ATATÜRKÇÜ DÜŞÜNCE

30 Ağustos Zafer Bayramının 100'üncü Yıldönümü, Önemi Ve Alınan Dersler

1.  Giriş ve genel hususlar

      a.   Değerli dostlarım ve ülkemin yüreği güzel, insan sevgisi odaklı, sağduyulu, ülke sorunlarına duyarlı Atatürk sevdalısı yurtsever insanları hepinize merhaba. Herkese selam, sevgi ve saygılarımı sunuyorum. Ulusumuzun 30 Ağustos Zafer Bayramının 100‘üncü yıl dönümünü yürekten kutluyorum. Bugün büyük bir özveri ile canlarını gözünü kırpmadan feda eden ve bunun yanında çok büyük yokluklar ve zorluklar içerisinde mücadele eden atalarımız sayesinde bugünkü Cumhuriyetimizin bir asırlık çınar olmasını kutlayacağız.  Cumhuriyetimizin kurulmasına neden olan Kuvvay-ı Milliye ruhuna sahip, mensubu olmaktan büyük gurur ve onur duyduğum TSK’nin bir askeri ve bu milletin duyarlı yurtsever bir yurttaşı olarak başta Atatürk ve silah arkadaşları ile kahraman Mehmetçikleri ve Aziz şehitlerimiz ile tüm gazilerimizi minnet ve şükranla anıyorum. Bu zafer sayesinde yüce önder Atatürk’ün eşsiz askeri dehası ve komutanlık yeteneği sayesinde Dumlupınar Baş komutanlık meydan muharebesi ile “ORDULAR İLK HEDEFİNİZ AKDENİZDİR. İLERİ “ emri ile düşmanın denize dökülmesi ve takip harekâtının bitiminde İzmir’in işgalden kurtarılması sonucunda bugünkü Cumhuriyetimizin kurulmasını ve devrimlerin yapılmasını sağlamıştır. Atatürk ve silah arkadaşları ile kahraman Mehmetçiklerimizle ne kadar gurur duysak azdır. Şehitlerimizin ruhu şad olsun.

        b.  Ben bir asker olarak, 30 Ağustos Zafer Bayramı kutlamaları nedeniyle bu zaferimizin meydana geldiği yerlere yapılan kutlama gezilerine katıldığımda o zamanki ortamı ve araziyi hayal ederek canlandırmaya çalışırım. Benim kendimce bir ana düşüncem vardır ki, hiçbir onurlu ulus, genelde Kurtuluş savaşlarını kaybetmemiştir. Örneğin Rusya-Ukrayna savaşında da büyük bir olasılıkla Ukrayna halkı zaferi ve tam bağımsızlığını kazanacaktır. Çünkü yüce önder Atatürk’ün de söylediği gibi      “ Savaş zaruri olmadıkça bir cinayettir “ demiştir. Bizler gerçekten çok şanslıyız ki Kurtuluş savaşımızda askerlik mesleğinin eşsiz önderlerinden ve Komutanlık bir sanattır diyen, barışçılığı ilke olarak savunan bir askeri deha olan Gazi Mustafa Kemal Atatürk, bizim baş Komutanımız ve önderimizdi. O zamanki Osmanlı Ordusundaki tüm üst düzey askerlerin takdirini kazanmış ve doğal olarak muharebe meydanlarında kazandığı askeri başarılar onun Kurtuluş savaşının baş komutanı olmasını sağlamıştı. Beni bu zaferin kazanılmasında en çok etkileyen olay, Atatürk’ün milli Stratejinin en önemli unsuru olan milli gücümüzü, Başkomutanlık meydan muharebesi öncesinde çıkardığı “ Tekâlifi Milliye “ yasası ile özellikle milli gücün de en önemli unsuru olan Askeri gücümüzü bir çeşit Lojistik Seferlik planlama sayesinde çok üst bir seviyeye çıkarmıştır. Atatürk bu yasa ile milletin elinde avucunda kalan son olanakları birleştirip düşmana büyük bir üstünlük ve moral gücü sağlamıştır.

2.  30 Ağustos Zaferinin önemi ve yaşanan gelişmeler.

      a.  Bu büyük zaferimizin önemini belirtmesi bakımından yazacaklarımıza sayfalar yetmez. Burada yapılan muharebeleri safha safha anlatsak her biri özveri, vatan sevgisi ve kahramanlıklarla doludur. Beni bu savaşlarda bir asker olarak etkileyen olaylardan biri de gelişen muharebeler esnasında telefonda “ Niçin hedefinize ulaşamadınız? sorusuna karşılık, Atatürk’e “ yarım saate kadar “ hedefini ele geçireceğini söyleyen alay komutanı olan Yb. Reşat Çiğiltepe’nin verdiği sözü tutamadığı için alnına tabancasını dayayarak intihar etmesidir. Bu nasıl bir yüce duygudur ki Türk ordusunun komutanlarının bu muharebelerde bulunduğu yüce duygu ve kurtuluşumuza verdiği önemi gözler önüne sermektedir. İşte Kurtuluş savaşımız bu nedenle bir destandır ve bu destanı yazan Türk ulusu ve onun bağrından çıkan kahraman Türk ordusudur. Falih Rıfkı Atay, 30 Ağustos zaferi hakkında şunları söylerdi: ‘’Nemiz varsa, eğer bağımsız bir devlet kurmuşsak, hür vatandaşlar olmuşsak, şerefli insanlar gibi dolaşıyorsak, yurdumuzu Batının pençesinden, vicdanımızı ve düşüncemizi Doğunun pençesinden kurtarmışsak, şu denizlere bizim diye bakıyor, bu topraklarda ana bağrının sıcaklığını duyuyorsak, belki nefes alıyorsak, hepsini her şeyi 30 Ağustos zaferine borçluyuz. ‘’  Bizler bu yapılan fedakârlıkları tüm halkımıza aktarmalıyız ki bu zaferin değeri bilinsin.

      b.  Büyük Taarruz ’un mimarı Atatürk, Büyük Nutuk’ta 30 Ağustos’u şöyle anlatırdı: “...30 Ağustos’ta yaptığımız savaş sonunda düşmanın ana kuvvetlerini yok ettik ve esir aldık. Düşman ordusunun başkomutanlığını yapan General Trikopis de esirler arasına girdi.  31 Ağustos 1922 günü ordularımız ana kuvvetleriyle İzmir’e doğru yol alırken diğer birlikleriyle de düşmanın Eskişehir’in kuzeyinde bulunan kuvvetlerini yenmek üzere ilerliyorlardı. Doğrudan doğruya bana gönderilen bir telsiz telgrafta da İzmir’deki İtilaf Devletleri konsoloslarına benimle görüşmelerde bulunma yetkisinin verildiği bildirilerek onlarla hangi gün ve nerede buluşabileceğim soruluyordu. Buna verdiğim cevapta da 9 Eylül 1922’de Kemalpaşa’da görüşebileceğimizi bildirmiştim. Söz verdiğim gün, ben Kemalpaşa’da bulundum. Fakat görüşme isteyenler orada değildi. Çünkü ordularımız, İzmir rıhtımında ilk verdiğim hedefe, Akdeniz’e ulaşmış bulunuyorlardı.

     c.   Atatürk diyor ki, “Saygıdeğer efendiler, Afyonkarahisar-Dumlupınar Meydan Muharebesi’ni ve ondan sonra düşman ordusunu tamamıyla yok eden veya esir eden ve kılıç artıklarını Akdeniz’e, Marmara’ya döken harekâtımızı açıklayıcı ve vasıflandırıcı söz söylemeyi gereksiz sayarım. Her safhasıyla düşünülmüş, hazırlanmış, idare edilmiş ve zaferle sonuçlandırılmış olan bu harekât Türk ordusunun, Türk subay ve komuta heyetinin yüksek kudret ve kahramanlığını tarihe bir kere daha geçiren muazzam bir eserdir. Bu eser, Türk milletinin hürriyet ve istiklal düşüncesinin ölümsüz bir abidesidir. Bu eseri yaratan bir milletin evladı, bir ordunun başkomutanı olduğumdan, mutluluk ve bahtiyarlığım sonsuzdur.”

     d.  Baş Komutan Mustafa Kemal’in bu muharebelerde bize ders verecek özelliklerinden en önemlilerini saymak istersek, yüce önderin harp prensiplerini eksiksiz olarak uygulamasıdır. Bunlardan Hedef, Taarruz, Baskın ve aldatma, Sıklet merkezi ve emir-komuta vb. harp prensiplerini yerinde ve eksiksiz uygulayarak muharebelerin başarılı olmasını sağlamıştır. Ben de bir topçu subayı olarak bu muharebelerde Atatürk’ün Türk topçusu için söylediği “ Büyük takdirler ve hürmetle buradan belirtmek isterim ki, topçularımızın o gün göstermiş olduğu maharet ve vukuf (beceri ve bilgi) bütün dünya topçuları için örnek olacak mahiyette idi. Askerlik hayatımda bu kadar mükemmel bir topçu ve bu kadar mükemmel idare edilmiş bir topçu ateşi nadiren gördüm “ sözlerini askerlik yaşantım boyunca hiç unutmadım.

     e.  Bu muharebelerin kazanılmasında diğer önemli olaylardan biri de hava hakimiyetin Türk tarafına geçmesidir. Bu sayede Yunan uçaklarının keşif yapmasına izin verilmemiş ve bir Yunan uçağı düşürülmüş, ayrıca dört Yunan uçağı Türk av uçaklarının engellemesi neticesinde görev yapamayacak hale getirilmiştir. Diğer bir askeri başarı da Türk süvari Kolordusunun baskın tesiri yaratmak amacıyla hareket kabiliyetinin artırılması sayesinde süratle hareket ederek Yunan birliklerinin kuşatılması gerçekleştirilmiş ve Yunan ordusunun azami zayiat verdirilmesi sağlanmıştır. Ayrıca Yunan lojistik unsurları tahrip edilerek, dünyada hiçbir orduya ve komutana nasip olmayan “ Takip Harekâtı “ ‘nın yapılmasına olanak sağlamıştır.

3.  30 Ağustos Zaferine ilişkin sonuçlar ve alınması gereken dersler

      a.  Ancak yaklaşık 100 yıl sonra yaşadıklarımızı görünce ve Atatürk’ün Cumhuriyeti koruyup kollaması için görev verdiği Kuvvay-ı Milliye ruhuyla kurulmuş kahraman ordumuzun ve devletimizin düşürüldüğü durumu görünce kahrımdan her geçen gün eriyorum ve üzülüyorum. Bunun yanında hiç bir şey yapamamak ve bazı yurttaşlarımızın gaflet ve dalalet içinde bulunması ve özellikle bu son derece üzücü gelişmelere karşı duyarsızlığı bizleri kahrediyor. Şimdi soruyorum ben de Atatürk sevdalısıyım diyen dostlarım atalarımızın yaklaşık 100 yıl önce yaptıklarını bugün yapabilir misiniz? Sadece günlük kutlamalar yaparak ve sosyal medyada ATATÜRK ile ilgili paylaşımlar yaparak bu sorumluluktan kurtulamayız.

 

      b.  İktidar genelde her yıl 30 Ağustos Zafer Bayramı ve diğer milli bayram kutlamalarımıza sınırlama getirdi. Hatta Antalya’da 2016 yılında yapılan bir 30 Ağustos bayramına gitmiştim. Üzülerek söylemeliyim ki bayramı izleyen kişi sayısı protokolle birlikte yaklaşık 200 kişi civarındaydı. Çünkü milli bayramlarda sabotaj ve bombalama söylentileri de yayarak halkın bayramı coşkulu bir şekilde kutlanması engelleniyordu. Bundan 20 yıl öncesinde halkımız Türk Ordusunun disiplinli ve güçlü ordusunu izleyerek gurur duymak ve geleceğe güvenle bakmak için bayramlara binlerce yurttaşımız katılırdı. Antalya Lisesinde okurken 30 Ağustos Zafer Bayramı’nı ordumuzun ulaştığı seviyeyi ve disiplinini gururla ve büyük bir izleyici kitlesiyle ve ebeynlerin çocuklarıyla birlikte kutladığını hatırlıyorum. Bu yıl da çelenk koyma ve bayram kutlamasında kaç kişi olacak merak ediyorum. Benim Atatürkçü Düşünce Sistemi konulu konferanslarıma bile gelmekten çekinen Atatürkçü olduğunu belirten bazı yoldaşlarımın olduğu bir ortamda ve durumda kendimi düşünmekten alıkoyamıyorum. Eğer biz Atatürk Sevdalısı yurtseverler durumdan vazife çıkarıp, duruma müdahale etmezsek ve tüm ulus olarak kendi kişisel çıkarlarımızı düşünmeden akıl ve bilimi kullanarak ve de birlik ve beraberlik içinde kenetlenerek bu duruma engel olmazsak ve kısaca Atatürk’ün yaptıklarını yapmazsak korkarım ki tüm kazanımlarımızı kaybedeceğiz. Özellikle emperyalist devletlerin kendi çıkarları için yaptığı sinsi planlar doğrultusunda çevremizdeki Irak, Suriye, İran ve Afganistan vb. İslam ülkelerinde yaşananlar bize büyük bir ibretlik ders olmalıdır. Bu ülkedeki insanlar onurlu bir şekilde istiklal ve bağımsızlık mücadelesi vermek yerine ailelerini, çocuklarını ve vatanlarını bırakıp kaçmayı seçmişlerdir. Kendi atalarımızla ne kadar gurur duysak azdır. Yüce önder Atatürk bize nutuk eserinde görevlerimizi verdi. “ Ey Türk istikbalinin evladı! İşte, bu ahval ve şerait içinde dahi vazifen, Türk İstiklal ve Cumhuriyeti’ni kurtarmaktır. Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur.

      c.   Kurtuluş savaşımızdan çıkarılması gereken önemli derslerden biri de Türk Ordusunun komuta heyetinin vatansever ruhla yetişmiş ve iyi eğitimli olmaları, yaşamları boyunca muharebe meydanlarında yaşadıkları deneyimlerdir. Ancak Kurtuluş savaşımızda ders alınacak derslerden biri de muharebelerde çok subay şehit vermemizdir. Yine yüce önder Atatürk’ün söylediği gibi “ Bir ordunun kıymeti zabıtan ve kumanda heyetinin kıymetiyle ölçülür “ ve “ Ordumuz, Türk birliğinin, Türk kudret ve kabiliyetinin, Türk vatanseverliğinin çelikleşmiş bir ifadesidir “ demiştir. Diğer bir önemli özdeyişlerinden biri de “ Askerine düşmanlık yapan, Düşmana askerlik yapar ve Türk milletine taarruz eden düşman, önce Türk subayını aşağılar demiştir.“  Günümüzde Türk ordusuna yapılan kumpaslarla siyasetçiler verdikleri demeçlerinde utanmadan ve hiçbir şekilde çekinmeden ne yazık ki bilinçli bir şekilde bu aşağılamayı özellikle yapmaktadırlar. Bu bağlamda “ Türkiye’nin coğrafi konumunu özellikleri ve komşularımızın ülkemiz üzerindeki anlamsız ve sonuçsuz kalacak tahrik ve oyunları dikkate alındığında, Silahlı kuvvetlerimizin her zaman güçlü ve caydırıcı nitelikte olması gerekmektedir.” Diğer bir önemli hususta Türk ordusunun geleneksel yapısı ile oynanmasıdır. Bedelli askerlik gibi eşitlikten ve askerlik gibi vatan savunmasını içeren kutsal değerlerden uzaklaşmak, Askeri okulların kapatılmasının ve özellikle Türk Ordusunun vazifelerini kısıtlamak ileride düşmanlarımızla yapılacak bir çatışma durumunda çok büyük olumsuz gelişmelere neden olacaktır. Ne yazık ki halkımız bu olumsuz senaryoların farkında değildir. Gaflet uykusundadır. Umarım bir an önce Halkımızın ordusunu ve güvenlik kuvvetlerini bağrına basacak uygulamalara geçmesi sağlanmalıdır. 

      d.   Ben tüm dostlarımı gelecek kuşaklarımızı düşünerek Atalarımız gibi duyarlı olmaya davet ediyorum. Ayrıca Atatürk sevdalısı duyarlı ve yurtsever herkesin okullarda eğitim programlarından çıkarılsa bile çocuklarını ve torunlarını bilinçlendirme bağlamında onlara doğum günü vb. önemli milli bayram günlerinde bu konularda yazılmış resimli kitap ile Turgut Özakman’ın Kurtuluş ve Cumhuriyet filmlerinin CD. lerini hediye etmelerini veya birlikte izlemelerini öneriyorum. Anıtkabir ve Kurtuluş savaşımızla ilgili diğer tarihi yerlere düzenlenen gezilere katılmalarını öneriyorum. Onlarla bu konularda sohbet etmelerini özellikle istiyorum. Artık çocuklarımız ve gençlerimizin okulda değil, ailede ve sosyal çevrede eğitileceğini düşünüyorum. Artık ülkemizdeki tüm Atatürkçü düşünce sistemi ve ilkelerini benimsemiş tüm parti, dernek ve sivil toplum örgütleri bu doğrultuda projeler üretmelidir. Ancak bu şekilde Cumhuriyetimizin bekasına sahip çıkabiliriz. Saygılarımla sağlıcakla kalınız.

Yayın Tarihi
29.08.2022
Bu makale 588 kişi tarafından okunmuştur.
Bu Haber İçin Yorum Yapın
NOT: E-Mail adresiniz web sitemiz üzerinde yayınlanmayacaktır.
CAPTCHA Image
Kayıtlı Yorumlar
Kutluyorum...

Melih işcan 29.08.2023

Yazara Ait Diğer Makaleler

ÇOK OKUNAN

Çerez Kullanımı

Kullandığımız çerezler hakkında bilgi almak ve haklarınızı öğrenmek için Çerez Politikamıza bakabilirsiniz.

Daha Fazla

Arama Yap!