"HUKUK POLİTİKASI TARTIŞMASI"
Ceza soruşturmalarının sonunda verilen Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Kararlar (KYOK), aynı hukuki niteliğe sahip kararlardır.
Ancak şu soruyu sormanın artık faydalı olacağı kanaatindeyim:
Her KYOK'a karşı yapılan yargısal denetimin aynı yoğunlukta yürütülmesi, günümüz hukuk devleti anlayışı bakımından hâlâ en uygun yöntem midir?
Mesela;
- Basit bir tehdit iddiası,
- Bir hakaret suçu,
- Bir komşu kavgası,
- Bir trafik olayı,
- Yaşam hakkını ilgilendiren soruşturmalar,
- İşkence iddiaları,
- Meydana gelen ağır hak ihlali iddiaları,
- Kadın cinayetleri,
- Çocuğa karşı işlenen ağır suçlar,
- Organize suçlar,
- Terör suçları...
Bu kadar farklı nitelik ve ağırlıktaki soruşturmaların, KYOK kararlarına karşı aynı usul ve aynı denetim modeli içerisinde incelenmesi gerçekten en uygun yöntem midir?
Kuşkusuz her dosya kendi bağlamında önemlidir ve adil bir yargısal denetimi hak eder. Ancak temel haklara müdahale riski, soruşturmanın kapsamı ve olayın toplumsal etkisi bakımından birbirinden oldukça farklı dosyaların aynı standart denetim mekanizmasına tabi tutulmasının; iş yükü, uzmanlaşma ve denetimin derinliği açısından yeniden değerlendirilmesi gerektiği kanaatindeyim.
Denetim Yoğunluğu Tartışılabilir mi?
Modern hukuk sistemlerinde, temel haklara müdahale riski arttıkça denetim mekanizmalarının da daha yoğun ve daha uzmanlaşmış hâle gelmesi yönünde önemli gelişmeler yaşanmaktadır.
Basit bir örnek vermek gerekirse;
Bir marketten sakız çalma iddiası ile bir insanın yaşamını kaybettiği bir soruşturma aynı derinlikte yürütülmez.
Peki, soruşturmanın sonunda verilen KYOK kararının yargısal denetimi neden her durumda aynı usul ve aynı yoğunlukta gerçekleştirilmektedir?
Mevcut sistem, yürürlükteki mevzuat bakımından doğal ve hukuken geçerli görülebilir. Ancak hukuk politikası açısından şu sorunun tartışılmasının faydalı olacağı kanaatindeyim:
Hak ihlali riski ve soruşturmanın ağırlığı arttıkça, yargısal denetimin de daha yoğun ve daha uzmanlaşmış bir yapıya kavuşması gerekir mi?
Belki de artık "vakanın önem derecesine göre denetim yoğunluğu" yaklaşımı hukuk politikası bakımından tartışmaya açılabilir.
Tartışmaya Açık Örnek Bir Model
Burada amaç, belirli bir yargısal kurumu tartışmak değil; denetim modeline ilişkin alternatif bir düşünce geliştirmektir.
Bu kapsamda, yalnızca fikir üretmek ve tartışmaya katkı sunmak amacıyla aşağıdaki gibi kademeli bir denetim modeli değerlendirilebilir.
1. Denetim Düzeyi
Görece daha düşük ağırlıklı soruşturmalar için temel yargısal denetim.
2. Denetim Düzeyi
Yaşam hakkını ilgilendiren soruşturmalar, işkence iddiaları, kadın cinayetleri, çocuğa karşı ağır suçlar, organize suçlar ve benzeri ağır hak ihlali riski taşıyan soruşturmalar için daha yoğun ve uzmanlaşmış bir denetim.
3. Denetim Düzeyi
Anayasal hak ihlali riski en yüksek soruşturmalar bakımından daha kapsamlı ve çok katmanlı bir inceleme modeli.
Bu elbette tek çözüm değildir.
Belki daha farklı ve daha isabetli modeller de geliştirilebilir.
Buradaki amaç, kesin bir model önermek değil; farklı ağırlıktaki soruşturmaların aynı yargısal denetim modeli içerisinde değerlendirilmesinin yeniden tartışılmasına katkı sunmaktır.
Bu denetim düzeylerinin hangi yargısal merci tarafından yerine getirileceği ise, anayasal ve yasal çerçeve içerisinde kanun koyucunun takdirinde olan ayrı bir tartışma konusudur.
Böyle Bir Yaklaşım Ne Sağlayabilir?
Böyle bir yaklaşım;
- denetimin niteliğini artırabilir,
- uzmanlaşmayı güçlendirebilir,
- benzer nitelikteki dosyalarda daha tutarlı kararların verilmesine katkı sağlayabilir,
- yargısal iş yükünün daha dengeli dağıtılmasına yardımcı olabilir,
- özellikle ağır hak ihlali iddialarında daha derin ve etkili bir yargısal denetim sağlayabilir.
Günümüzde, KYOK kararlarına karşı öngörülen yargısal denetimin tamamlanmasının ardından olağan kanun yolları büyük ölçüde tükenmektedir. Temel hak ihlali iddiası bulunan dosyalarda bireysel başvuru yolu gündeme gelebilse de, Anayasa Mahkemesi bir temyiz mercii değil; anayasal hak ihlallerini inceleyen istisnai bir başvuru yoludur.
Bu nedenle soruşturma evresindeki yargısal denetimin kendi içerisinde daha kademeli, daha uzmanlaşmış ve denetim yoğunluğu bakımından farklılaştırılmış modellerinin tartışılması, hukuk devleti ilkesinin güçlendirilmesine katkı sağlayabilir kanaatindeyim.
Sonuç
Belki de artık tartışmamız gereken konu, belirli bir mahkemenin görev alanı değildir.
Asıl tartışılması gereken husus şudur:
Farklı hak ihlali riskleri ve farklı ağırlıktaki soruşturmalar için tek tip yargısal denetim modeli, günümüz hukuk devleti anlayışı bakımından hâlâ en uygun yöntem midir?
Burada paylaşılan düşünceler, mevcut kurumların görev veya yetkilerine yönelik bir eleştiri değil; denetim modelinin geleceğine ilişkin bir hukuk politikası tartışması niteliğindedir.
Çünkü hukuk, yalnızca mevcut kuralları uygulayan bir disiplin değildir.
Aynı zamanda değişen toplumsal ihtiyaçlar ve teknolojik gelişmeler karşısında, mevcut kurum ve mekanizmaların nasıl geliştirilebileceğini de tartışabilen yaşayan bir bilim dalıdır.
Belki de bugün sormamız gereken asıl soru şudur:
Her KYOK aynı usulle denetlenebilir mi; yoksa farklı hak ihlali riskleri taşıyan soruşturmalar için farklı denetim yoğunluklarını esas alan yeni modelleri tartışmanın zamanı mı gelmiştir?
Not: Bu paylaşım, yürürlükteki hukuk kurallarını veya mevcut yargısal kurumları eleştirmekten ziyade; soruşturma evresindeki yargısal denetimin geliştirilmesine ilişkin bir hukuk politikası tartışmasına katkı sunmayı amaçlamaktadır.