İş Güvenliği Günlüğü

Pembe Yalanlar ve Tazminatsız Fesih

Atalarımız, "Yalanın ipiyle kuyuya inilmez" diyerek dürüstlüğün çekilmez bir yük değil, insanı ayakta tutan en temel sütun olduğunu söylerler.

Atalarımız, "Yalanın ipiyle kuyuya inilmez" diyerek dürüstlüğün çekilmez bir yük değil, insanı ayakta tutan en temel sütun olduğunu söylerler.

İş hayatının o yoğun çarkları arasında taraflar arasındaki bağı kuran şey sadece imzalanan sayfalar veya ödenen maaşlar değildir; asıl harç, karşılıklı sadakat ve güvendir.

Ancak ne var ki, zaman zaman bir anlık hevesler veya masum görünen mazeretler, yılların emeğini bir kalemde silebilen birer yıkım kararına dönüşebilmektedir.

Son dönemde emsal yargı kararlarına yansıyan çarpıcı bir olay, bu dürüstlük sınavının ne kadar hassas bir çizgide yürüdüğünü gözler önüne seriyor.

Uzun yıllardır bir şirkette ter döküp ekmeğini kazanan bir işçi, "Annem hasta, yanında kalmam gerekiyor" diyerek işvereninden mazeret izni talep eder. İşveren de insanilik ve ailevi hassasiyet karinesine dayanarak çalışanına kapıyı açar. Ancak acı gerçek sonradan gün yüzüne çıkar: İşçinin izin gününde hastane koridorlarında değil, kız arkadaşıyla keyifli bir buluşmada olduğu belgelenir.

İnsana "Bunu yapan bunu da yapar" dedirten bu durum karşısında işveren, iş akdini tazminatsız ve haklı nedenle fesheder.

İş mahkemesindeki yargılama safhası ise adeta bir hukuki nitelendirme dersine dönüşür. İlk Derece Mahkemesi olayı "geçerli fesih" sayarak kıdem tazminatına kapı aralasa da, Bölge Adliye Mahkemesi (İstanbul BAM 8. Hukuk Dairesi, E. 2023/1842) teraziye müdahale ederek durumu düzeltir.

Mahkeme; yalan söyleyerek izin almanın sıradan bir disiplin ihlali değil, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 25/II-e maddesi uyarınca "doğruluk ve bağlılığa uymayan davranış" olduğunu tesciller. Yani yüksek yargı işverene şunu söyler: "Sana yalan söyleyerek güvenini kötüye kullanan çalışanla yoluna devam etmek zorunda değilsin; bu fesih haklıdır, tazminatsızdır!"

Toplumda sıklıkla düşülen en büyük yanılgılardan biri de "Bunca yıllık kıdemim var, bir kereden bir şey olmaz" düşüncesidir.

Oysa yargı içtihatları açıkça koymaktadır ki; bir çalışanın kıdemi ne kadar yüksekse, sadakat ve dürüstlük beklentisi de o nispette büyüktür. Yılların emeği, yalan üzerine kurulu tek bir mazeret dilekçesiyle tazminat havuzunda eriyip gidebilir.

Fransız yazar Victor Hugo’nun dediği gibi; "Bir yalan, hangi amaçla söylenirse söylensin, güveni yok eder ve güvenin olmadığı yerde hiçbir ilişki ayakta kalamaz."

Sonuç olarak; izin kağıdına yazılan bir cümle sadece bir mazeret bildirimi değil, çalışanın işverene sunduğu bir vicdan beyanıdır. Masum görünen "pembe yalanlar", çalışma hayatında simsiyah bir tazminatsız fesih kararı olarak geri dönebilir.

Zira ticaret de iş ilişkisi de güvenden beslenir; güvenin bittiği yerde ise ne kıdemin hatırı kalır ne de geçmiş yılların emeği.

Yayın Tarihi
05.10.2026
Bu makale 134 kişi tarafından okunmuştur.
Bu Haber İçin Yorum Yapın
NOT: E-Mail adresiniz web sitemiz üzerinde yayınlanmayacaktır.
CAPTCHA Image
Bu makaleye ilk yorumu yazan siz olun.

ÇOK OKUNAN

Arama Yap!