İş Güvenliği Günlüğü

%0 Maluliyetin Arkasındaki Soğuk Gerçek

Eskiler, "Sağlık olsun da gerisi hallolur" derler; canın sağ olmasını her türlü maddi kaybın üstünde tutan bir anlayışla.

​Eskiler, "Sağlık olsun da gerisi hallolur" derler; canın sağ olmasını her türlü maddi kaybın üstünde tutan bir anlayışla.

Bir iş kazası sonrası vücutta kalıcı bir iz, bir organ kaybı ya da sakatlık kalmaması şüphesiz en büyük tesellidir. Ancak hayatın ve matematiğin soğuk gerçeği, iyileşme sürecindeki o takvim yapraklarında gizlidir.

Bedenen tam olarak sağlığınıza kavuşsanız dahi, hastane odalarında ve raporlu geçirilen günlerde cebinizden eksilenlerin hesabını kim soracaktır?

​Tam da bu noktada, iş hukuku ve tazminat yargılamasında ezberleri altüst eden bir içtihat karşımıza çıkıyor...

Yaşadığı iş kazası sonrası tedavisi tamamlanan ve sağlık kurulundan "%0 Sürekli İş Göremezlik" (yani sıfır kalıcı maluliyet) raporu alan bir çalışan, tedavi sürecinde uğradığı maddi kayıplar için mahkemenin kapısını çalar.

Yerel mahkeme, yılların getirdiği o kalıplaşmış yaklaşımla kestirip atar: "Vücudunda kalıcı sakatlık kalmamış ki, neyin maddi tazminatı?"

Yıllardır süregelen "Sakatlık yoksa tazminat da yoktur" algısı, adeta aşılmaz bir duvar gibi çalışanın karşısına dikilir.

​Oysa Yargıtay’ın hassas terazisi bu yüzeysel bakış açısına geçit vermez (Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, E. 2023/4112, K. 2023/8954).

Yüksek Mahkeme, yerel mahkemenin kararını bozarak hukuk dersi niteliğinde bir ilkeye imza atar:

"İşçinin kalıcı maluliyeti olmasa bile, geçici iş göremezlik süresince (yani yataktan kalkamadığı, raporlu olduğu dönemde) elde edemediği kazanç ve yoksun kaldığı ücret somut bir maddi zarardır."

Yargıtay adeta şunu söyler: "Gözle görünür bir sakatlığın olmaması, o süreçte çekilen maddi darlığı ve yaşanan hak kaybını yok saymaya yetmez!"

​Eskilerin "Ateş düştüğü yeri yakar" sözü, tam da bu geçici iş göremezlik dönemlerini tarif eder. Çalışan iyileşmiştir belki ama o süre zarfında kazancından mahrum kalmış, evindeki tencerenin kaynaması zorlaşmıştır. Kanunun amacı sadece kalıcı eksilmeleri değil, sürecin tamamında ortaya çıkan ekonomik aşınmayı da onarmaktır.

Hukuk felsefecilerinin de sıkça vurguladığı gibi; adalet, sadece sonuca değil, o sonuca ulaşılırken katlanılan külfetlerin tamamına gözünü açmak zorundadır.

​Netice itibarıyla yüksek yargı, "Gözden uzak olan zarardan da uzak olur" mantığını reddetmiş; %0 maluliyet raporlarının arkasında yatan reel kazanç kayıplarını hukuki koruma altına almıştır.

Bedenen tamamen sağlığınıza kavuşmuş olsanız bile, iyileşme yolunda kaybettiğiniz her bir günün, dökülen her bir alın terinin karşılığı maddi tazminatın konusudur.

Zira adalet, sadece kalıcı hasarların değil, helal kazancın da en büyük teminatıdır.

Ümit Sedat Bayram

Yayın Tarihi
09.10.2026
Bu makale 656 kişi tarafından okunmuştur.
Bu Haber İçin Yorum Yapın
NOT: E-Mail adresiniz web sitemiz üzerinde yayınlanmayacaktır.
CAPTCHA Image
Bu makaleye ilk yorumu yazan siz olun.

Arama Yap!