Dolunayda Şiir ve Müzik geceleri 12 yıldır devam etmekte. Kar, kış, yağmur, çamur demeden sürdürürüz bu etkinliği. Çok sayıda takipçinin özleyerek takip ettikleri bir etkinliktir.
Şiir seven herkese açık olan bu etkinliğimize Firdevs 2007 Kasım ayında ilk kez konuk oldu. 11 yaşında sincap bakışlı pırıl pırıl bir gelecekti o. Ama bilgi birikimi, davranışları, hayalleri hiçte öyle 11 yaşında olması gereken bir kız çocuğunun ki gibi değildi.
O farklı biri idi.
En son Nisan etkinliğinde birlikteydik. Yaşıtı birçok çocuk daha şiirin ne olduğunu bilmezken o bu ay Nazım Hikmet’in “O mavi gözlü bir devdi” şiirini okumak için hazırlık yapmıştı. Bir de Edip Cansever şiiri okuyacağım Faik Amca, eğer çok olmamışsam ve söz verirseniz bir de Özdemir Asaf şiiri okuyacağım dediğinde ben dahil herkes şaşkınlıktan suskunlaşmıştık.
Bebeklerle oynamak istemiyordu o. Yada bebeklerle evde oynayıp burada da bizlerle büyük olmak istiyordu. Ya da onun bebekleri şiirlerdi. Şiirleri beleyip onlara ninni söylüyordu oyunlarında.
Sunay Akın bir şiirinde der ki “Ben büyüklerle olmak istemiyorum, küçükler de beni oyunlarına almıyorlar”. Biz onu bizim oyunumuza almıştık ve de o da bizi yüreğine.
Bana “Amca” diyordu. Israrlarıma rağmen “abi” demedi. Ben yaş olarak onun dedesine yakındım. Ama aklen aslında Firdevs’le yaşıttık. Yaşım büyük olduğu için değil, onunla yaşıt olduğum için bana amca demesini istemiyordum. Ya da yaşlılığımı kabul etmemek için.
Firdevs Dolunay Gecelerinin mumlarının yandığı küçük kum tepelerinden birindeki mumu söndürdü ve oraya kendi bayrağını dikti. Hatta bayrağın üstüne “Ben, Etna Yanardağıyım. Tüm gençleri de Etna Yanardağı gibi görmek istiyorum” yazmıştı.
Bayrak yırtanların olduğu bir yerde bir genç kalkıp bayrak dikiyordu. Bu ülkenin değerlerine ve cumhuriyete adanmışlık içinde. Ben sadece onu alkışladım. Hatta sevgili dostum Deniz Keskin’e dönerek, “Deniz, dikkat et bu kaza. O gelecek ve senin de benimde yerimi alacak” dediğimde Deniz “kesinlikle haklısın abi” diye beni onayladı .
23 Nisan kutlamalarında okulundaki programın sunuculuğunu yapacaktı. Sorumluluk üstlenmişti. “Büyü Dolunay gecelerinin sunuculuğunu da verelim” dediğimde, “Ben zaten büyüdüm ki” cevabı hiçbir tereddüde mahal vermeyecek şekilde geliyordu. Etkilendim. Onu yetiştiren, içindeki Firdevs’i keşfetmesi için fırsat veren veya bu isteği yok etmeyen ailesiyle gurur duydum. Annesini ve dedesini çekiştire çekiştire dolunaya getiriyordu çünkü.
Etrafımızdaki neredeyse her çocuk bir Firdevs’ti aslında. Fırsat verildiğinde müthiş başarılara imza atacaklarına inandığımız ve bu ülkenin ve bizlerin geleceği olan Firdevsler, Attilalar, Orhanlar, Nazımlar geliyordu bizim arkamızdan.
Cesaret sahibi, özgür karakterli, lider, demokrat, laik, geleceği şekillendiren, umut dolu, merak eden. Atatürk’te bu cumhuriyeti Firdevs gibi gençlere emanet etmişti. Cumhuriyet onların omuzlarında yükselecekti.
Lütfen çabuk büyü Firdevs. Sana, arkadaşlarına ve desteğinize çok ihtiyacımız var. Bu ülkenin değiştirilmesi gerek. Şakülü kaymış halde. Topla takımı. Çağır. Bu iş boynumuzun borcu artık.