İstanbul Barosu Başkan Adayı Prof. Dr. Osman Korkut Kanadoğlu, Antalya Bugün'e verdiği özel söyleşide Ayvalık'ta dava vekilliği yapan dedesinden kızı İdil Kanadoğlu'na uzanan dört kuşaklık hukuk geleneğini anlattı. Kanadoğlu; anayasa yargısı, hukuk devleti, yapay zekâ ve avukatlık mesleğinin geleceğine ilişkin dikkat çekici değerlendirmelerde bulundu.
Özel Söyleşi: Tahsin Babat | Antalya Bugün
Bir ailenin dört kuşağa yayılan hukuk yolculuğu…
Ayvalık'ta uzun yıllar dava vekilliği yapan bir dededen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı görevinde bulunan Sabih Kanadoğlu'na; anayasa hukukçusu Prof. Dr. Osman Korkut Kanadoğlu'ndan avukatlık mesleğine adım atan İdil Kanadoğlu'na uzanan bir hukuk geleneği.
İstanbul Barosu Başkan Adayı Prof. Dr. Osman Korkut Kanadoğlu, Antalya Bugün'e verdiği özel söyleşide ailesinin hukuk geçmişini, babasından devraldığı mesleki ilkeleri ve gelecek kuşaklara bırakmak istediği hukuk mirasını anlattı.
Kanadoğlu, söyleşide anayasa yargısından bireysel başvuru mekanizmasına, avukatların ekonomik sorunlarından yapay zekânın hukuk mesleğine etkilerine kadar birçok konuda görüşlerini paylaştı.
Özellikle Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru yolunda açıkça iptal yetkisi tanınması gerektiğine ilişkin değerlendirmesi dikkat çekti.
HUKUKLA İÇ İÇE BİR ÇOCUKLUK
Antalya Bugün: Hocam, söyleşimize biraz çocukluk ve aile ortamınızdan başlayalım. Nasıl bir ailede büyüdünüz? Çocukluk ve gençlik yıllarınızda hukuk, adalet ve toplumsal meseleler evinizde ne ölçüde konuşulurdu?
Kanadoğlu: Hukukun ve yargının içinde olan bir ailede büyüdüm. Aslında ailemizin hukuk mesleğiyle olan bağı daha eski kuşaklara dayanmaktadır. Dedem uzun seneler Ayvalık’ta dava vekili olarak avukatlık yaptı. Çeşitli illerde mesleklerini icra ettiler. Dolayısıyla adalet, hukuk ve kamu sorumluluğu hayatımızın doğal bir parçasıydı. Çocukluğuma dair anılarımın bir bölümü mahkeme koridorlarında şekillendi. Çocukluğumdan itibaren hukuka ve toplumsal meselelere yabancı olmayan bir ortamda yetiştim diyebilirim.
ANAYASA HUKUKUNA UZANAN YOL
Antalya Bugün: Babanız merhum Sabih Kanadoğlu uzun yıllar yargının farklı kademelerinde görev yaptı ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı görevinde bulundu. Siz de hukuk eğitimini tercih ettiniz, bu tercihinizde size en büyük ilham kaynağı ya da yol gösteren kim oldu? Hukuk mesleğinde mesleki yolunuzu ağırlıklı olarak anayasa hukuku ve akademi üzerinden şekillendirdiniz. Hukukçu olma kararınız nasıl oluştu ve anayasa hukukuna yönelmenizde hangi etkenler belirleyici oldu?
Kanadoğlu: Hukukçu olmamda elbette ailemin mesleklerinin bir etkisi oldu. Hukuk eğitimi sırasında özellikle anayasa hukukunun devlet, özgürlük ve birey arasındaki ilişkiyi ele alması ilgimi çekti. Akademik hayatta ilk adımı daha farklı bir alanda atmayı düşünmüştüm. Fakat hem tesadüfler hem de anayasa hukukuna dair duyduğum ilginin artması bu yönde bir tercih yapmaya itti. Zamanla anayasa hukuku benim için bir meslekten öte, hukuk devleti mücadelesinin bir parçası haline geldi.
YARGI PRATİĞİ VE AKADEMİ
Antalya Bugün: Merhum babanız yargı pratiğinin, siz ise ağırlıklı olarak akademik hukuk dünyasının içinde yer aldınız. Aynı ailede iki farklı hukuk tecrübesinin bulunması sizin hukuk anlayışınıza nasıl yansıdı? Sizin hukuk anlayışınız üzerindeki katkısı veya etkisi nasıl şekillendi?
Kanadoğlu: Babamın yargı pratiği, benim ise akademik hukuk alanında ilerlemem, hukuka iki farklı açıdan bakabilme imkanı verdi. Yargının somut olaylarla, akademinin ise hukukun temel ilkeleri ve kavramlarıyla kurduğu ilişkiyi yakından görmüş oldum. Bu farklı deneyimlerin hukuk anlayışımı zenginleştirdiğini düşünüyorum. Bir bakıma bu, teori ile pratiğin sürekli birbirini sınadığı; eksiklerini görünür kılarak birbirini tamamladığı bir etkileşim alanı oluşturuyor.
BİR BABADAN KALAN İLKE
Antalya Bugün: Babanızdan yalnızca bir hukukçu olarak değil, bir baba olarak öğrendiğiniz ve meslek hayatınız boyunca yanınızda taşıdığınız bir ilke ya da öğüt var mı?
Kanadoğlu: Babamdan öğrendiğim en önemli şeylerden biri, hukukçunun her koşulda hukukun üstünlüğünü ve mesleki bağımsızlığını koruması gerektiğiydi. Görevin ve makamın geçici, hukuk karşısındaki sorumluluğun ise kalıcı olduğunu düşünüyorum. Bu anlayışı meslek hayatım boyunca korumaya çalıştım.
DEĞİŞEN KOŞULLAR, DEĞİŞMEYEN İLKELER
Antalya Bugün: İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi'ndeki öğrencilik yıllarınızdan bugüne otuz yılı aşan bir hukuk ve akademi yolculuğunuz var. Geriye baktığınızda genç bir hukuk öğrencisi olan Korkut Kanadoğlu ile bugünkü Prof. Dr. Korkut Kanadoğlu'nun hukuka ve adalete bakışında neler değişti, neler değişmeden kaldı?
Kanadoğlu: Gençlik yıllarımdan bugüne değişen çok şey oldu, özellikle hukukun toplumsal ve siyasal koşullarla ilişkisinde büyük kırılmalar yaşandı. Fakat değişmeyen temel düşüncem, hukukun üstünlüğünün ve temel hak ve özgürlüklerin vazgeçilmez olduğuna ilişkin inancım oldu. Üstelik içerisinde bulunduğumuz anayasasızlaştırma süreci, tüm bu ilkelerin daha değerli bir hale gelmesine yol açtı.
HUKUK İLE ADALETİN BAĞI
Antalya Bugün: Akademik çalışmalarınızda anayasa yargısı, temel hak ve özgürlükler, siyasi partiler hukuku ve laiklik gibi alanlar öne çıkıyor. Bütün bu akademik birikimin ardından sizin hukuk anlayışınızda hukuk ile adalet arasındaki ilişkiyi nasıl tanımlarsınız?
Kanadoğlu: Hukuk ile adalet birbirinden ayrı düşünülemez. Hukuk, adaleti gerçekleştirmeye yönelik temel araçlardan biridir. Fakat bir hukuk kuralının varlığı tek başına adaletin gerçekleştiği anlamına gelmez. Hukukun temel hak ve özgürlükleri güvence altına alması ve herkes için eşit uygulanması gerekir. Örneğin yasama organından çıkan bir kanun, sırf parlamento iradesine dayanıyor diye adil ya da meşru sayılamaz. Anayasa yargısının temel amacı da burada yatmaktadır. Biz bugün ne yazık ki kanun devleti anlayışından dahi uzaklaşmış bulunmaktayız.
DÖRT KUŞAĞIN GÖZÜNDEN HUKUK
Antalya Bugün: Dedenizin dava vekilliği yaptığı, babanızın mesleğe başladığı dönem, sizin akademik kariyerinizin geliştiği yıllar ve bugün kızınız İdil Kanadoğlu'nun hukuk alanında yer aldığı dönem birbirinden oldukça farklı koşullara sahip. Bu dört kuşağın deneyimi üzerinden baktığınızda hukuk mesleğindeki en belirgin değişimi nerede görüyorsunuz? Buna karşılık bir hukukçuda değişmemesi gerektiğini düşündüğünüz temel değer nedir?
Kanadoğlu: Dört kuşağın deneyimine baktığımda, hukuk mesleğinin çalışma koşullarının ve teknolojik imkânlarının çok değiştiğini görüyorum. Dedem, dava vekilliği yaptığı yıllarda, hukuk mesleğini bugünkünden oldukça farklı koşullar altında icra ediyordu. Babamın meslek hayatı da yargının işleyişi, çalışma koşulları ve mesleki uygulamalar bakımından günümüzden farklıydı.
Bugün ise yapay zekanın da geldiği nokta akılda tutulursa hukuk mesleğinin icrasında usulen de olsa önemli değişiklikler yaşandı. Buna karşılık hukukçunun değişmemesi gereken temel değeri, hukuka ve adalete olan bağlılığıdır. Mesleğin hangi dönemde yapıldığı değişebilir ama hukukçunun bağımsızlığı, dürüstlüğü ve sorumluluğu değişmemelidir.
DİJİTAL ÇAĞDA TEMEL HAKLAR
Antalya Bugün: Yapay zekâ, büyük veri, sosyal medya, biyometrik sistemler ve dijital gözetim; özel hayatın korunmasından kişisel verilere ve ifade özgürlüğüne kadar pek çok alanda yeni hukuki tartışmalar doğuruyor. Mevcut anayasal güvenceler dijital çağın ortaya çıkardığı sorunlara cevap vermekte yeterli mi? Önümüzdeki yıllarda anayasa hukukunu hangi yeni meselelerin beklediğini düşünüyorsunuz?
Kanadoğlu: Anayasada yer alan güvencelerin temel hakları koruma bakımından hala önemli bir koruma sağladığını düşünüyorum. Fakat teknolojinin gelişme hızı, bu güvencelerin nasıl uygulanacağı konusunda yeni sorunlar ortaya çıkarıyor. Yapay zekânın karar alma süreçlerinde kullanılması, kişisel verilerin işlenmesi, ayrımcılık, dijital gözetim ve ifade özgürlüğünün sosyal medya platformlarında korunması önümüzdeki dönemin önemli anayasa hukuku meseleleri olacak. Burada temel mesele, teknolojik gelişmeler karşısında temel hakların ve bireyin özerkliğinin nasıl korunacağıdır. Barolar bu konuda da öncü rolü üstlenmelidir.
HUKUK EĞİTİMİ VE ELEŞTİREL DÜŞÜNCE
Antalya Bugün: Uzun yıllardır hukuk öğrencileriyle birliktesiniz. Bugünün hukuk eğitimini nasıl değerlendiriyorsunuz? Genç hukukçuların mesleğe daha donanımlı hazırlanabilmesi için hukuk eğitiminde hangi alanların güçlendirilmesi gerektiğini düşünüyorsunuz?
Kanadoğlu: Genç hukukçuların özellikle teknolojik gelişmeler, yapay zekâ, hukuk etiği ve meslek kuralları konusunda da donanımlı olmaları önemli. Bunun yanında eleştirel düşünme ve hukuki muhakeme yeteneğinin geliştirilmesi hukuk eğitiminin temel unsurlarından biri olmalı. Avukat sayısında yaşanan artış sebebiyle getirilen zorunlu sınavlar, sırf test ve ezbere dayalı bir eğitim anlayışını kalıcı hale getirmemelidir.
İyi bir hukukçu, yalnızca mevzuatı bilen değil, hukukun temel ilkelerini kavrayabilen, farklı görüşleri değerlendirebilen ve karşılaştığı somut uyuşmazlıkta bağımsız bir hukuki muhakeme yürütebilen kişidir. Bu nedenle hukuk fakültelerinde sınava hazırlık yerine düşünmeyi, tartışmayı, araştırmayı ve hukuki argüman geliştirmeyi teşvik eden bir eğitim anlayışını güçlendirmemiz gerektiğini düşünüyorum.
TEORİ İLE UYGULAMANIN BULUŞMASI
Antalya Bugün: Akademik çalışmalarınızın yanında avukatlık pratiğinin de içerisindesiniz. Akademik hukuk bilgisi ile günlük hukuk uygulaması birbirini hangi noktalarda tamamlıyor, hangi noktalarda farklılaşıyor? Uygulamanın içerisinde bulunmak, akademisyen olarak baktığınız bazı meseleleri yeniden değerlendirmenize neden oldu mu?
Kanadoğlu: Akademi ile uygulama birbirini tamamlıyor. Akademi hukukun kavramsal ve teorik çerçevesini ortaya koyarken, uygulama bu bilgilerin somut olaylarda nasıl karşılık bulduğunu gösteriyor. Avukatlık pratiği de bazı meseleleri yalnızca teorik açıdan değil, doğrudan mesleğin ihtiyaçları ve gerçek sorunları üzerinden değerlendirmemi sağladı. Teori ve pratik ikilisinden birinde yaşanan eksiklik, hukuku bütün olarak kavrama konusunda da önemli sorunlar yaratıyor.
AKADEMİK BİRİKİMİN BARO YÖNETİMİNE KATKISI
Antalya Bugün: Akademisyenlik, avukatlık ve baro yönetimi birbirinden farklı tecrübe ve sorumluluklar gerektiriyor. Akademik birikiminizin İstanbul Barosu yönetimine ne tür katkılar sağlayabileceğini, uygulama tecrübesinin ise bu birikimi nasıl tamamladığını düşünüyorsunuz?
Kanadoğlu: Akademik birikimimin özellikle temel haklar, anayasa hukuku ve hukuk devleti konularında baro yönetimine katkı sağlayabileceğini düşünüyorum. Uygulama tecrübesi ise bu ilkelerin meslektaşların günlük çalışma hayatında nasıl karşılık bulduğunu görmeyi sağlıyor. İkisini birlikte değerlendirmek, daha somut ve uygulanabilir politikalar geliştirmeye imkân veriyor.
İSTANBUL BAROSU İÇİN ÖNCELİKLER
BARO YÖNETİMİ | Kanadoğlu’nun yanıtlarında avukatların mesleki bağımsızlığı ve ekonomik güvencesi, adliyelerdeki çalışma koşulları, savunma hakkının etkin kullanılması ve güvenli çalışma ortamı öne çıkıyor. Genç ve stajyer avukatlar, bağlı çalışan avukatların hakları, CMK ve adli yardım uygulamaları ile avukata yönelik şiddet ise bir sonraki soruda ayrıntılı biçimde ele alınıyor. Bu başlıklar söyleşide dile getirilen önceliklerdir; burada açıklanmamış yeni bir proje veya takvim taahhüdü anlamına gelmez.
Antalya Bugün: İstanbul Barosu'nun bugün öncelikle ele alması gerektiğini düşündüğünüz mesleki sorunlar nelerdir? Başkan seçilmeniz hâlinde yönetiminizin ilk döneminde hangi somut konulara öncelik vermeyi planlıyorsunuz?
Kanadoğlu: Öncelikle avukatların mesleki bağımsızlığını, ekonomik güvencesini ve çalışma koşullarını güçlendirmemiz gerektiğini düşünüyorum. Genç avukatların mesleğe tutunabilmesi, adliyelerdeki çalışma koşullarının iyileştirilmesi, savunma hakkının etkin biçimde kullanılabilmesi ve meslektaşlarımızın görevlerini güven içinde yapabilmesi ilk dönemimizin temel öncelikleri olacak.
GENÇ AVUKATLAR, CMK, ADLİ YARDIM VE ŞİDDET
Antalya Bugün: Genç ve stajyer avukatların çalışma koşulları, bağlı çalışan avukatların sorunları, CMK ve adli yardım uygulamaları ile avukata yönelik şiddet gibi başlıkları siz de gündeme getiriyorsunuz. Baronun mevcut yetki ve imkânları içerisinde bu alanlarda hangi somut mekanizmaların geliştirilebileceğini düşünüyorsunuz?
Kanadoğlu: Baronun imkânları içerisinde öncelikle genç ve stajyer avukatlara yönelik ekonomik ve mesleki destek mekanizmalarının güçlendirilmesi gerektiğini düşünüyorum. CMK ve adli yardım sisteminde emeğin karşılığının daha adil biçimde belirlenmesi, bağlı çalışan avukatların haklarının korunması ve avukata yönelik şiddet karşısında hızlı hukuki destek sağlanması için etkin başvuru ve takip mekanizmaları oluşturulabilir. Bunların düzenli olarak izlenmesi ve sonuçlarının kamuoyuyla paylaşılması da önemli.
MESLEK ETİĞİ VE ŞEFFAFLIK
Antalya Bugün: Meslek etiğinin baro yönetimindeki yerini nasıl tanımlıyorsunuz? Avukatların haklarının korunması ile mesleki etik, meslek ilkeleri ve mesleki sorumlulukların gözetilmesi arasında nasıl bir denge kurulmalıdır?
Kanadoğlu: Meslek etiği, avukatlık mesleğinin güvenilirliğinin temel unsurlarından biridir. Avukatların haklarını savunurken mesleğin bağımsızlığı, dürüstlük ve özen gibi temel ilkeleri de gözetilmelidir. Baro yönetiminin görevi, meslektaşların haklarını korurken meslek kurallarının uygulanmasını da adil, şeffaf ve objektif biçimde sağlamaktır.
MESLEK ÖRGÜTÜ OLARAK BARONUN SORUMLULUĞU
Antalya Bugün: İstanbul Barosu bir meslek örgütü olmasının yanında savunma hakkı, hukukun üstünlüğü ve temel haklar konusunda da kamuoyuna açıklamalarda bulunan bir kurum. Sizce baronun mesleki sorunlara ilişkin sorumlulukları ile hukuk devleti ve temel haklara ilişkin kurumsal tutumu arasındaki denge nasıl kurulmalıdır?
Kanadoğlu: Bu iki alanın birbirinden ayrılabileceğini düşünmüyorum. Savunma hakkının etkili biçimde kullanılabilmesi ve avukatın mesleğini bağımsız olarak yapabilmesi, hukuk devletinin temel unsurlarındandır. Dolayısıyla baro, meslektaşlarının somut sorunlarını takip ederken aynı zamanda savunma hakkını, temel hakları ve hukukun üstünlüğünü koruyan kurumsal bir tutum sergilemelidir.
ANAYASA MAHKEMESİNE İPTAL YETKİSİ ÖNERİSİ
Antalya Bugün: Anayasa Mahkemesi ve anayasa yargısı uzun yıllardır akademik çalışma alanlarınız arasında. Türkiye'de anayasa yargısının bugünkü işleyişini ve bireysel başvuru mekanizmasının geleceğini nasıl değerlendiriyorsunuz? Geliştirilmesi gerektiğini düşündüğünüz yönler nelerdir?
Kanadoğlu: Anayasa yargısının temel işlevi, anayasal güvencelerin somut ve etkili biçimde korunmasını sağlamaktır. Bireysel başvuru da bu açıdan son derece önemli bir mekanizmadır. Bunun etkili olabilmesi için verilen kararların zamanında uygulanması, gerekçelerin dikkate alınması ve ihlalin sonuçlarını gerçekten ortadan kaldıracak bir yaklaşımın benimsenmesi gerekir. Anayasa yargısının gücü, yalnızca karar vermesinden değil, bu kararların hukuk düzeninde etkili olmasından kaynaklanır.
Buna karşılık ülkemizde AYM kararlarına uyulmaması yönünde artan bir eğilim mevcut. Bu, bireysel başvuru hakkının olduğu kadar hukuk devleti açısından da büyük bir sorun olarak durmaktadır. Zira yine bireysel başvuru kararlarında tespit edilen kanundan kaynaklı hak ihlallerinde TBMM’nin devreye girmekten imtina ettiğini görüyoruz. Bu açıdan AYM’ye bireysel başvuru yolunda da açıkça iptal yetkisinin tanınması gerekmektedir.
ANAYASAL DEMOKRASİNİN GELECEĞİ
Antalya Bugün: Anayasa hukuku alanındaki uzun yıllara dayanan çalışmalarınızdan hareketle, Türkiye'de anayasal demokrasi ve hukuk devleti açısından önümüzdeki dönemde üzerinde en fazla düşünülmesi gerektiğine inandığınız meseleler nelerdir?
Kanadoğlu: Önümüzdeki dönemde üzerinde en fazla durmamız gereken konuların başında hukuk devletinin kurumsal güvencelerinin korunması geliyor. Temel hak ve özgürlüklerin etkili biçimde korunması, kuvvetler ayrılığı, yargı bağımsızlığı ve anayasa yargısı bu çerçevede büyük önem taşıyor. Anayasanın yalnızca bir metin değil, bütün kamu makamlarını bağlayan temel kurallar demeti olduğunu tekrar yerleştirmemiz gerekiyor.
GENÇ HUKUKÇULARA MESAJ
Antalya Bugün: Yıllarca hukuk öğrencileri yetiştirdiniz ve bugün yeni kuşak hukukçuları yakından gözlemlemeye devam ediyorsunuz. Yeni kuşak hukukçularda sizi umutlandıran özellikler nelerdir? Onlara özellikle aktarmak istediğiniz mesleki veya akademik ilkeler var mı?
Kanadoğlu: Yeni kuşak hukukçularda beni en çok umutlandıran özellik, değişen dünyayı takip etmeleri ve hukuku farklı disiplinlerle birlikte değerlendirebilmeleri. Genç meslektaşlarımızdan bu bağlamda öğreneceğimiz çok şey var. Onlara özellikle hukuki muhakemeden ve eleştirel düşünceden vazgeçmemelerini, mesleki bağımsızlıklarını korumalarını ve her şeyden önce hukukçu olmanın bir sorumluluk taşıdığını unutmamalarını tavsiye ederim.
İDİL KANADOĞLU’NUN CÜBBE GÜNÜ
Antalya Bugün: Bu yıl kızınız İdil Kanadoğlu'nun hukuk alanındaki yolculuğuyla ailenizde hukuk geleneği dördüncü kuşağa ulaştı. Yıllarca hukuk öğrencileri yetiştirmiş bir akademisyen ve aynı zamanda bir baba olarak kızınızın avukatlık cübbesini giydiği gün sizin için nasıl bir anlam taşıdı?
Kanadoğlu: Kızımın avukatlık cübbesini giydiği günü elbette büyük bir mutluluk ve gururla karşıladım. Ailemde dört kuşaktır devam eden hukuk geleneğinin onunla birlikte sürmesi benim için ayrıca anlamlı. Fakat en önemlisi, kendi yolunu çizerek bu mesleği seçmiş olması. Bir baba olarak onun mesleğinde başarılı olmasından önce, bağımsızlığını ve mesleki ilkelerini koruyan iyi bir hukukçu olmasını diliyorum
DÖRT KUŞAĞI BİRLEŞTİREN DEĞER
Antalya Bugün: Dört farklı kuşağın hukuk deneyimine yakından tanıklık etmiş bir isim olarak, geleceğin hukukçularına nasıl bir hukuk düzeni ve meslek ortamı bırakılması gerektiğini düşünüyorsunuz?
Merhum babanız Sabih Kanadoğlu'ndan size, sizden de bugün hukuk alanında kendi yolunu sürdüren kızınız İdil Kanadoğlu'na uzanan dört kuşaklık bir hukuk hikâyesi var. Dönemler, görevler ve unvanlar değişiyor. Kendi deneyimleriniz ve hatıralarınız açısından baktığınızda bu dört kuşağı birbirine bağlayan temel hukuk değeri nedir? Babanızdan size kalan ve sizin de sizden sonraki kuşağa bırakmak istediğiniz hukuk mirasını nasıl tarif edersiniz?
Kanadoğlu:
Bence bu dört kuşağı birbirine bağlayan temel değer, hukuka bağlılık ve mesleki bağımsızlık. Babamdan bana kalan en önemli miras, hangi görevde veya makamda olursa olsun hukukçunun hukukun üstünlüğünü ve adalet duygusunu koruması gerektiği anlayışı oldu. Ben de bu mirası, kızımın kendi mesleki yolunda bağımsız, ilkeli ve hukuka bağlı bir hukukçu olarak ilerlemesi şeklinde sonraki kuşağa aktarmak isterim.
Gelecek kuşak hukukçulara, hukukun üstünlüğünün ve yargı bağımsızlığının gerçekten güvence altında olduğu, avukatların mesleklerini özgür ve güven içinde yapabildiği bir düzen bırakmak gerektiğini düşünüyorum. Genç hukukçuların ekonomik kaygılarla veya mesleki baskılarla temel ilkelerinden ödün vermek zorunda kalmadığı bir çalışma ortamı oluşturmalıyız. En önemlisi de hukuka güvenin ve adalet duygusunun güçlü olduğu bir hukuk düzenini gelecek kuşaklara aktarabilmek.
Dört Kuşaklık Bir Miras, Geleceğe Uzanan Bir Sorumluluk
Ayvalık'ta dava vekilliği yapan bir dededen Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı Sabih Kanadoğlu'na, anayasa hukukçusu Prof. Dr. Osman Korkut Kanadoğlu'ndan avukatlık mesleğine adım atan İdil Kanadoğlu'na uzanan dört kuşaklık hukuk yolculuğu, yalnızca bir ailenin mesleki geçmişini değil, Türkiye'nin farklı dönemlerinden geçen bir hukuk birikimini de yansıtıyor.
Bu söyleşide dile getirilen görüşler; hukukun üstünlüğü, yargı bağımsızlığı, savunma hakkı ve mesleki etik gibi konuların yalnızca hukukçuları değil, adalet arayışındaki bütün toplumu ilgilendirdiğini bir kez daha ortaya koyuyor.
Antalya Bugün olarak, sorularımızı içtenlikle yanıtlayan, akademik birikimini ve mesleki değerlendirmelerini okuyucularımızla paylaşan Prof. Dr. Osman Korkut Kanadoğlu'na teşekkür ediyoruz.
Hukukun ve adaletin geleceğine ilişkin farklı görüşlerin özgürce tartışılabildiği bir kamusal alanın güçlenmesine katkı sunmayı, bağımsız gazeteciliğin temel sorumluluklarından biri olarak görüyoruz.
Çünkü hukuk yalnızca hukukçuların, adalet ise yalnızca mahkemelerin meselesi değildir. Her ikisi de toplumun ortak güvencesidir. Başarılar dileriz..
Özel Söyleşi: Tahsin Babat | Antalya Bugün