Asıl Sorun Olmayan Derin Devlet Değil, Devletin İçine Sızan Derin Yapılardır
Yıllardır aynı cümleyi duyuyoruz.
"Derin devlet istedi."
"Derin devlet karar verdi."
"Derin devlet müdahale etti."
Peki gerçekten öyle mi?
Türkiye'de her şeyi gören, her şeyi bilen, onlarca yıl sonrasını hesaplayan, devletin kaderini perde arkasından yöneten kusursuz bir "derin devlet" gerçekten var mı?
Buna inanacak kadar saf olduğunuzu sanmıyorum...
Çünkü eğer böyle bir yapı olsaydı, Türkiye'nin son yarım asırlık tarihine baktığımızda çok farklı bir tablo görmemiz gerekirdi.
Eğer her şeyi kontrol eden kusursuz bir derin devlet olsaydı;
Eğer Türkiye'de her şeyi yöneten, onlarca yıl sonrasını görebilen, devletin bekasını kusursuz şekilde koruyan bir "derin devlet" olsaydı;
- PKK 40 küsür yıllıdır varlığını sürdürüp bu kadar yayılmazdı,
- FETÖ devletin kalbine kadar sızamazdı, “kılcallarına kadar”
- 15 Temmuz kalkışması yaşanmazdı,
- ekonomik krizler sürekli tekrarlanmazdı,
- sınırlarımızın hemen ötesinde oluşan tehditler yıllarca büyümeden önlenirdi,
- devlet kurumları zaman zaman birbirleriyle çelişen refleksler göstermezdi.
PKK kırk yılı aşkın süre boyunca binlerce insanın hayatına mal olan bir terör sorununa dönüşmezdi.
FETÖ devletin en kritik kurumlarına kadar sızamazdı.
15 Temmuz gibi bir kalkışma yaşanmazdı.
Ekonomik krizler belirli aralıklarla tekrar tekrar ülkenin kapısını çalmazdı.
Sınırlarımızın hemen ötesinde oluşan tehditler yıllarca büyüyerek bugünkü boyutlarına ulaşmazdı.
Komşu ülkelerde yaşanan savaşların Türkiye'ye etkileri çok daha önceden öngörülür ve buna uygun refleksler geliştirilirdi.
Devlet kurumları zaman zaman birbirleriyle çelişen politikalar üretmezdi.
Demek ki ortada her şeyi önceden gören ve her şeyi kontrol eden kusursuz bir mekanizma yok.
"Derin devlet değil, devlet içine sızan derin yapılar, klikler, çeteler ve dış bağlantılı nüfuz ağları vardır."
Çünkü "derin devlet" kavramı ile "devlet içindeki örgütlü çıkar grupları" aynı şey değildir.
Mesela;
- İtalya'da mafya-devlet ilişkileri,
- ABD'de bazı dönemlerde tartışılan "güvenlik bürokrasisi etkisi",
- Soğuk Savaş dönemindeki Gladyo yapılanmaları,
- Latin Amerika'daki askeri klikler, bunlar "her şeyi bilen kusursuz devlet aklı" değil, devlet içinde etkili olmaya çalışan güç odakları olarak değerlendirilmiştir.
- 1960, 1971, 1980 darbeleri ve Soğuk Savaş bağlamı,
- NATO'nun Soğuk Savaş yapılanmaları,
- Gladyo tartışmaları,
- ABD'nin dünyanın çeşitli ülkelerindeki rejim değişikliği operasyonları,
- Ortadoğu'daki vekâlet savaşları, bunlar akademik ve siyasi literatürde uzun yıllardır tartışılan konulardır.
Bu konuda çeşitli araştırmacılar, gazeteciler ve siyaset bilimciler tarafından dış etki iddiaları haklı olarak gündeme getirilmiştir.
- Devlet aklı başka şeydir.
- Devlet içine sızan çıkar ağları başka şeydir.
- Devlet aklı milletin çıkarını korur.
- Derin çeteler ise kendi çıkarlarını korur.
"Türkiye'de Derin Devlet Yoktur"
· Osmanlı’dan Cumhuriyet'e devlet geleneği,
· devlet aklı kavramı,
· derin devlet efsanesi,
· Askeri darbeler, PKK, Hizbullah ve diğer terör örgütleri örneği,
· FETÖ örneği,
· iktisadi ve ekonomik krizler,
· 15 Temmuz kalkışması,
· bölgesel savaşlar, sınır güvenliği sorunları vb...
Eğer her şeyi kontrol eden kusursuz bir derin devlet olsaydı, bu kadar stratejik hata üst üste yaşanmazdı.
Türkiye'nin sorunu görünmez şekilde her şeyi yöneten bir "süper akıl" değil; tam tersine, zaman zaman devlet kurumlarına nüfuz etmeyi başaran çıkar grupları, ideolojik yapılanmalar, dış etkilere açık ağlar ve bürokratik kliklerdir.
Ayrıca Türkiye'nin asıl ihtiyacı derin devlet değildir.
Tam tersine; hukukun üstünlüğü, güçlü kurumlar, şeffaf denetim, hesap verebilir bürokrasi ve milli çıkarı esas alan gerçek bir devlet aklıdır.
Çünkü devlet gizemle değil, kurallarla güçlenir.
"Derin Devlet Masalı: Eğer Varsa Neden Askeri Darbeler, PKK, FETÖ ve 15 Temmuz Yaşandı?"
Peki insanlar neden "derin devlet" kavramına sarılıyor?
Çünkü karmaşık olayları açıklamanın en kolay yolu budur.
Bir görünmez güç vardır.
Her şeyi o yönetir.
Her şeyi o planlar.
Her şey onun kontrolündedir.
Oysa devletler böyle işlemez.
Devletler milyonlarca insanın görev yaptığı devasa organizmalardır.
İçinde farklı görüşler vardır.
Farklı kurumlar vardır.
Farklı öncelikler vardır.
Bazen uyum vardır.
Bazen çatışma vardır.
Bazen başarı vardır.
Bazen de büyük hatalar.
Asıl tehlike olmayan "derin devlet" değildir.
Asıl tehlike devletin içerisine nüfuz etmeye çalışan yapılardır.
Tarih boyunca birçok ülkede bunun örnekleri görülmüştür.
İdeolojik örgütler...
Çıkar ağları...
Yabancı istihbarat servislerinin etki operasyonları...
Ekonomik nüfuz grupları...
Küresel güç mücadelelerinin uzantıları...
Bunlar yeni şeyler değildir.
Devletlerin tarihi kadar eskidir.
Türkiye de bu mücadelelerden bağımsız değildir.
Özellikle Soğuk Savaş döneminden itibaren Türkiye'nin jeopolitik konumu nedeniyle birçok küresel gücün ilgi alanında olduğu bilinen bir gerçektir.
Asya ile Avrupa'nın kesişim noktasında bulunan, boğazlara sahip olan, enerji yollarının merkezinde yer alan bir ülkenin uluslararası güç mücadelelerinden etkilenmemesi zaten düşünülemez.
Türkiye'nin yakın siyasi tarihinde yaşanan darbeler, muhtıralar, terör olayları, toplumsal kutuplaşmalar ve siyasi krizler hakkında yıllardır çeşitli değerlendirmeler yapılmaktadır.
Bazı araştırmacılar ve siyaset bilimciler, Soğuk Savaş döneminden itibaren büyük güçlerin kendi jeopolitik çıkarları doğrultusunda birçok ülkede olduğu gibi Türkiye üzerinde de etki oluşturmaya çalıştıklarını savunmaktadır.
Bu tartışmalar yeni değildir.
Dünyanın birçok ülkesinde benzer örnekler üzerinden yıllardır sürmektedir.
Ancak burada önemli olan nokta şudur:
Dış etki iddiaları, içerideki zafiyetleri ortadan kaldırmaz.
Tam tersine, dış müdahaleler ancak içeride uygun zemin bulduklarında etkili olabilir.
İşte tam da bu nedenle Türkiye'nin yaşadığı birçok sorunu açıklarken "derin devlet yaptı" demek kolaydır ama yeterli değildir.
Asıl soru şudur:
Devletin içine kimler sızdı?
Hangi yapılar kurumları etkiledi?
Kimler devlet adına hareket ettiğini söyleyerek devlete zarar verdi?
Kimler kendi ideolojik veya örgütsel hedeflerini devletin hedeflerinin önüne koydu?
Yakın tarihimiz bu soruların önemini açıkça göstermektedir.
FETÖ örneği bunun en somut göstergelerinden biridir.
Yıllarca devletin eğitim, emniyet, yargı ve askerî yapıları içerisinde örgütlenen bir yapı, sonunda doğrudan devletin varlığını hedef alan bir kalkışmaya dönüşmüştür.
Eğer her şeyi yöneten kusursuz bir derin devlet gerçekten olsaydı, böylesine büyük bir sızma ve örgütlenme mümkün olabilir miydi?
Bu soru hâlâ cevap beklemektedir.
Benim kanaatime göre Türkiye'nin sorunu hiçbir zaman çok güçlü bir derin devlet olmadı, ki böyle bir ütopik bir varlığına inanmıyorum...
Tam tersine...
Sorun zaman zaman devlet kurumlarına sızmayı başaran yapılar oldu.
Sorun milli çıkar yerine grup çıkarını önceleyen anlayışlar oldu.
Sorun kurumsal reflekslerin zayıfladığı dönemler oldu.
Sorun devlet adına hareket ettiğini söyleyen ama devlete zarar veren yapılar oldu.
Belki de Türkiye'de "derin devlet" diye adlandırılan şeyin önemli bir kısmı aslında derin devlet değil, devlet içine sızmış derin yapılardır.
Derin çetelerdir.
Derin çıkar ağlarıdır.
Devletin gücünü kendi amaçları için kullanmaya çalışan örgütlü yapılardır.
Çünkü gerçek devlet aklı milletin çıkarını korur.
Gerçek devlet aklı devleti zayıflatmaz.
Gerçek devlet aklı terör örgütlerinin, vesayet odaklarının veya dış etkilere açık yapıların devlet içinde kök salmasına izin vermez.
Bugün ihtiyaç duyulan şey yeni bir derin devlet safsatası değildir.
Yeni bir gizli yapı hiç değildir.
Türkiye'nin ihtiyacı; güçlü kurumlar, şeffaf yönetim, hesap verebilir bürokrasi, liyakat, hukukun üstünlüğü ve milletin çıkarını her türlü ideolojik veya kişisel hesabın üzerinde tutan gerçek bir devlet aklıdır.
Çünkü devletler sırlarla değil kurumlarla ayakta kalır.
Milletler komplolarla değil ortak akılla güçlenir.
Ve gerçek devlet aklı, millete rağmen değil, millet için çalışır.
Belki de yıllardır yanlış soruyu soruyoruz.
Belki soru "Türkiye'de derin devlet var mı?" değildir.
Belki asıl soru şudur:
Türkiye'nin kurumlarına sızmaya çalışan derin yapılarla mücadele edecek kadar güçlü bir devlet aklı var mı?
"Türkiye'nin sorunu görünmez şekilde her şeyi yöneten bir süper akıl değil; zaman zaman devlet kurumlarına nüfuz etmeyi başaran örgütlü yapılar, çıkar ağları ve stratejik zafiyetlerdir."
"Derin devlet var mı?" sorusunu bırakıp, "Devlet kurumlarını koruyacak kadar güçlü bir devlet aklı var mı?" sorusunun acilen cevap bulması gerekmektedir.
İşte tartışılması gereken konu tam da budur.
Bir soralım kendimize; günümüzde olumsuz olan tüm yaşanmışlıkların yaşanmış olması mümkün müydü?
Saygılarımla..
https://www.youtube.com/watch?v=ZYboTuuXcSk&list=RDZYboTuuXcSk&start_radio=1