Tunceli’de 2020 yılında kaybolduktan sonra cansız bedeni baraj gölünde bulunan Esma Kılıçarslan hakkında Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sunulan soru önergesi, yalnızca bir ölüm dosyasını değil, yıllardır kamuoyunun gündeminden düşmeyen Gülistan Doku tartışmalarını da yeniden alevlendirdi.
Osmaniye Milletvekili Asu Kaya tarafından İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi’nın yanıtlaması istemiyle verilen önergedeki ifadeler dikkat çekti.
Önergede; arama çalışmalarındaki gecikme iddiaları, aileye yönelik “fazla dillendirmeyin” telkinleri, otopsi sürecinin pandemi gerekçesiyle eksik yürütüldüğü iddiaları ve naaş üzerinde birden fazla erkeğe ait DNA bulunduğu yönündeki tartışmalar doğrudan TBMM kayıtlarına taşındı.
Ancak önergenin en dikkat çekici bölümü, Esma Kılıçarslan dosyası ile Gülistan Doku soruşturması arasında olası “ihmal zinciri” benzerliklerinin sorulması oldu.
“AYNI ŞEHİRDE İKİ DOSYA, BENZER TARTIŞMALAR”
Önergede yer alan:
“Esma Kılıçarslan dosyası ile Gülistan Doku dosyası arasında ortak kişi, ortak çevre, ortak idari süreç veya benzer ihmal zincirleri bulunmakta mıdır?” sorusu, kamuoyunda uzun süredir dillendirilen tartışmaları yeniden gündeme taşıdı.
Çünkü her iki dosyada da yıllardır benzer başlıklar konuşuluyor: süreç yönetimi tartışmaları, arama faaliyetlerine yönelik eleştiriler, dijital materyal ve sim kart süreçleri, kurumlar arası koordinasyon iddiaları ve kamuoyunun “şeffaflık eksikliği” eleştirileri.
Özellikle Gülistan Doku dosyasında yıllardır kamuoyunun zihninde yer eden soru işaretleri nedeniyle, Esma Kılıçarslan önergesindeki ifadeler dikkatle takip edilmeye başlandı.
MÜFETTİŞ SÜRECİ TARTIŞMALARI DA YENİDEN GÜNEMDE
Öte yandan Gülistan Doku dosyası kapsamında İçişleri Bakanlığı tarafından görevlendirilen müfettiş heyetinin Tunceli’deki incelemelerini tamamlayarak kentten ayrıldığı yönündeki bilgiler de kamuoyuna yansıdı.
Edinilen bilgilere göre süreçte; 2 mülkiye başmüfettişi, 2 polis başmüfettişi görev aldı.
Ancak kamuoyunda şimdi şu sorular daha yüksek sesle dile getiriliyor: Hazırlanan raporun kapsamı ne olacak? İdari süreçlerde hangi değerlendirmeler yapıldı? Olay döneminde süreçte adı geçen kamu görevlileriyle ilgili herhangi bir işlem tesis edildi mi?
Özellikle olay tarihinde görev yapan bazı personellerin yıllar sonra hâlen benzer veya kritik görevlerde bulunuyorlar mı? soruları kamuoyundaki tartışmaları büyüten başlıklardan biri haline geldi.
Bazı çevrelerde ayrıca, süreç içerisinde çeşitli defalar ifadeleri alınan personellerin, idari inceleme dönemindeki bilgi-belge toplama veya kurumsal koordinasyon süreçlerinde aktif rol alıp almadığı yönünde de sorular gündeme geliyor.
Bu konuda şu ana kadar kamuoyuna yapılmış ayrıntılı bir resmî açıklama bulunmuyor.
“KAMUOYU NETLİK BEKLİYOR”
TBMM’ye taşınan soru önergesiyle birlikte artık yalnızca bir adli dosya değil; idari süreçlerin işleyişi, kurumların kriz yönetimi, etkin soruşturma kapasitesi ve kamu vicdanının tatmin edilip edilmediği de tartışılıyor.
Özellikle yıllardır sonuçlanmayan veya kamuoyunda soru işaretleri bırakan dosyalarda, toplumun beklentisinin artık sadece “soruşturma yürütülmesi” değil, aynı zamanda açık ve şeffaf bilgilendirme olduğu değerlendiriliyor.
DOSYALAR KAPANMIYOR, SORULAR BÜYÜYOR
Aradan geçen yıllara rağmen hem Gülistan Doku hem de Esma Kılıçarslan dosyaları kamuoyunun gündemindeki yerini koruyor.
TBMM’ye sunulan önerge ve müfettiş incelemeleri sonrasında gözler şimdi hazırlanacak olası raporlara ve yetkili kurumlardan gelecek resmî açıklamalara çevrilmiş durumda.
Çünkü kamuoyunda artık tek bir soru öne çıkıyor: “Gerçekten tüm yönleriyle aydınlatılmış dosyalardan mı söz ediyoruz, yoksa yıllardır cevabı verilmeyen sorularla mı?”
“Gülistan Doku Vakası 2 Mi?”
Tunceli’de yıllardır konuşulan karanlık dosya yeniden gündemde:
“Deliller mi susturuldu, sorular mı cevapsız bırakıldı?”
Tunceli’de 2020 yılında kaybolduktan sonra cansız bedeni baraj gölünde bulunan Esma Kılıçarslan dosyası, yıllar sonra yeniden Türkiye gündemine taşındı.
TBMM’ye sunulan resmi soru önergesi ise kamuoyunda adeta yeni bir tartışma dalgası başlattı:
“Esma Kılıçarslan dosyası da Gülistan Doku dosyası gibi karanlıkta mı bırakıldı?”
Osmaniye Milletvekili Asu Kaya tarafından Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanlığı’na sunulan soru önergesinde yer alan ifadeler, yalnızca bir ölüm dosyasını değil, yıllardır Tunceli’de tartışılan ihmaller zincirini de yeniden gündeme taşıdı.
“ÖRTBAS” İDDİASI RESMİ BELGEYE GİRDİ
TBMM’ye sunulan önergede şu ifadeler dikkat çekti:
“Bazı olayların örtbas edildiği, delillerin yeterince araştırılmadığı ve bazı dosyaların bilinçli şekilde kapatıldığı yönünde iddialar bulunmaktadır.”
Bu ifade, özellikle yıllardır Türkiye’nin en tartışmalı kayıp dosyalarından biri olan Gülistan Doku soruşturmasını yeniden akıllara getirdi.
Çünkü kamuoyunda uzun süredir aynı sorular konuşuluyor:
- Neden bazı kritik dosyalar yıllarca sonuçsuz kalıyor?
- Neden bazı soruşturmalarda kamu vicdanını rahatlatacak şeffaf açıklamalar yapılmıyor?
- Ve en önemlisi…
- Yapılan idari soruşturmaların akıbeti neden kamuoyuyla paylaşılmıyor?
“DNA İDDİASI” YENİDEN GÜNDEMDE
Soru önergesindeki en çarpıcı başlıklardan biri ise şu oldu:
“Naaş üzerinde birden fazla erkeğe ait DNA izleri bulunduğu iddiası doğru mudur?”
Önergede ayrıca şu soru da yöneltildi:
“Doğru ise bu DNA örnekleri kime aittir ve neden bugüne kadar kamuoyu ile paylaşılmamıştır?”
Bu ifadeler sosyal medyada kısa sürede gündem olurken, dosyanın yeniden tartışılmasına yol açtı.
GÜLİSTAN DOKU DOSYASIYLA BENZERLİKLER DİKKAT ÇEKİYOR
Kamuoyunda şimdi en çok konuşulan başlıklardan biri de şu:
Esma Kılıçarslan ve Gülistan Doku dosyaları arasında benzer bir ihmal zinciri mi var?
Çünkü her iki dosyada da yıllardır şu iddialar gündemden düşmüyor:
- Arama süreçlerinde gecikme iddiaları
- Kritik delillerin yeterince araştırılmadığı yönündeki tartışmalar
- Kamuoyunun tatmin olmadığı soruşturma süreçleri
- Ve olay döneminde görev yapan bazı kamu görevlileriyle ilgili süregelen soru işaretleri
Özellikle Gülistan Doku dosyasında yıllardır tartışılan kamera kayıtları, kayıp saatleri, soruşturma süreçleri ve idari inceleme iddiaları, şimdi Esma Kılıçarslan dosyasıyla birlikte yeniden gündeme taşındı.
“O DÖNEM GÖREV YAPANLAR BUGÜN NEREDE?”
TBMM’ye sunulan önergede dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel hakkında da dikkat çekici sorular yöneltildi.
Önergede:
- Dosya süreçlerine herhangi bir müdahale olup olmadığı,
- Herhangi bir inceleme başlatılıp başlatılmadığı,
- Olaylarla bağlantılı kişi veya çevrelerin araştırılıp araştırılmadığı soruldu.
Ancak kamuoyunda asıl tartışılan konu şu:
Olay tarihinde görev yapan bazı kamu personelleri bugün hâlâ kritik görevlerde mi bulunuyor?
Ve yine kamuoyunun cevabını beklediği başka bir soru:
Yapıldığı iddia edilen idari soruşturmaların sonucu ne oldu?
Bugüne kadar bu konuda kamuoyunu tatmin edecek kapsamlı bir açıklama yapılmaması, tartışmaları daha da büyütüyor.
KAMUOYU ŞEFFAF AÇIKLAMA BEKLİYOR
Özellikle kadın kayıpları ve şüpheli ölüm dosyalarında yıllardır devam eden cevapsızlık hali, toplumda ciddi bir güven tartışmasını da beraberinde getiriyor.
Uzun süredir hem Gülistan Doku hem de Esma Kılıçarslan dosyalarında;
- Etkin soruşturma yürütülüp yürütülmediği,
- İdari süreçlerin nasıl sonuçlandığı,
- Delillerin eksiksiz incelenip incelenmediği,
- Ve kamu görevlileri hakkında herhangi bir işlem yapılıp yapılmadığı soruları kamu vicdanında hâlâ net bir karşılık bulmuş değil.
TBMM’ye taşınan bu yeni süreçle birlikte gözler şimdi İçişleri Bakanlığı’ndan gelecek resmi yanıta çevrilmiş durumda.
Çünkü artık yalnızca bir dosya değil…
Bir şehrin hafızası, bir toplumun adalet duygusu ve yıllardır cevap bekleyen sorular konuşuluyor.
#GülistanDoku #EsmaKılıçarslan #TBMM #SoruÖnergesi #İçişleriBakanlığı