YURTTAN HABERLER

“Bizim Emanetimiz Savunmadır”: Prof. Dr. Osman Korkut Kanadoğlu İstanbul Barosu Başkanlığına Aday

Anayasa hukukçusu Av. Prof. Dr. Osman Korkut Kanadoğlu, Avukat Hakları Grubu’nun İstanbul Barosu Başkan adayı olarak seçim yarışına katıldı. Kanadoğlu’nun ortaya koyduğu çizgide güçlü ve etkin bir baro, bağımsız savunma, avukatların ekonomik ve mesleki sorunlarına çözüm, genç ve stajyer avukatların.

Anayasa hukukçusu Av. Prof. Dr. Osman Korkut Kanadoğlu, Avukat Hakları Grubu’nun İstanbul Barosu Başkan adayı olarak seçim yarışına katıldı. Kanadoğlu’nun ortaya koyduğu çizgide güçlü ve etkin bir baro, bağımsız savunma, avukatların ekonomik ve mesleki sorunlarına çözüm, genç ve stajyer avukatların geleceği, meslek etiği ve hukuk devleti öne çıkıyor.

ANTALYA BUGÜN – ÖZEL HABER- Tahsin Babat

Türkiye’nin en büyük barosu İstanbul Barosu, ekim ayında yapılacak genel kurul öncesinde yeni bir seçim dönemine girerken, yarışın dikkat çeken isimlerinden biri anayasa hukukçusu Av. Prof. Dr. Osman Korkut Kanadoğlu oldu.

Avukat Hakları Grubu (AHG), 16 Eylül’de İstanbul Barosu’nda düzenlenen toplantıyla Kanadoğlu’nun başkan adaylığını açıkladı. Kanadoğlu da adaylığını kendi kamuoyu açıklamasıyla duyurarak, seçime yalnızca bir yönetim veya makam değişikliği olarak bakmadığını ortaya koydu.

Kanadoğlu’nun adaylığında öne çıkan temel yaklaşım, baronun merkezine yeniden avukatı, savunmayı ve mesleğin sorunlarını yerleştirmek.

Bu yaklaşımın özünü ise adaylık açıklamasındaki şu sözleri oluşturuyor:

“Bizim emanetimiz savunmadır. Bizim sözümüz avukattır.”

Kanadoğlu'nun kendi açıklamasında da baronun yalnızca bir yönetim makamı olmadığı; gözaltına alınan, mahkeme salonunda sorun yaşayan veya mesleğini icra ederken kendisini yalnız hisseden avukatın arkasında durması gereken büyük bir meslek ailesi olduğu vurgulanıyor.

KANADOĞLU: “GÜÇLÜ İSTANBUL BAROSU, GÜÇLÜ SAVUNMA…”

Kanadoğlu’nun seçim mesajlarının ana eksenlerinden biri “güçlü baro” anlayışı.

Buradaki güç, yalnızca üye sayısının büyüklüğünden veya İstanbul Barosu’nun tarihsel ağırlığından ibaret değil. Kanadoğlu'nun açıklamalarında güçlü baro; meslektaşının yanında duran, sorunu yalnızca kayda geçirmekle yetinmeyen, çözüm geliştiren ve gerektiğinde harekete geçen kurumsal bir yapı olarak tarif ediliyor.

Kanadoğlu, son açıklamasında bu yaklaşımı oldukça açık ortaya koydu:

“Mesleki sorunlarımızı sadece tespit etmek yetmez.”

Ardından çözüm üretecek ve aktif çalışacak bir kurumsal güce ihtiyaç bulunduğunu belirterek İstanbul Barosu’nu bu iradenin merkezi haline getirmeyi hedeflediklerini açıkladı.

Bu nedenle Kanadoğlu’nun ortaya koyduğu çizginin temel sorusu aslında oldukça net:

Bir avukat sorun yaşadığında İstanbul Barosu nerede olacak?

Adaylık açıklamasında verilen cevap da aynı ölçüde açık: Baro, meslektaşının yanında olacak.

AVUKATIN GERÇEK SORUNLARI MASADA

Kanadoğlu’nun açıklamalarında soyut hukuk tartışmalarının yanında avukatların günlük meslek hayatında karşılaştıkları somut sorunlara özellikle yer veriliyor.

Avukatlara yönelik şiddet, stajyer avukatların ekonomik ve sosyal güvencesizliği, CMK ve adli yardım kapsamında yaşanan tahsilat sorunları ile bağlı çalışan avukatların koşulları Kanadoğlu’nun doğrudan sıraladığı yapısal problemler arasında.

Kendisinin paylaşımlarını içeren dosyada da bu başlıkların aynı şekilde öne çıkarıldığı görülüyor.

Buradaki yaklaşım yalnızca “sorun var” demek değil.

Kanadoğlu, bu sorunların avukatlık mesleğinin bağımsızlığı üzerinde doğrudan etkisi bulunduğunu savunuyor ve baronun tespit makamından çözüm üreten aktif bir meslek örgütüne dönüşması gerektiğini ifade ediyor.

STAJYER VE GENÇ AVUKATLAR: MESLEĞİN GELECEĞİ

Seçim sürecinin önemli başlıklarından biri de mesleğe yeni adım atan avukatlar.

Kanadoğlu, stajyer avukatların ekonomik ve sosyal güvencesizliğini açık biçimde yapısal sorunlar arasında sayıyor.

Bu vurgu önemli. Çünkü güçlü bir baronun yalnızca yıllardır mesleğini sürdüren avukatların değil, daha mesleğin başlangıcında ekonomik ve mesleki güçlüklerle karşılaşan genç hukukçuların da kurumsal güvencesi olması gerektiği anlayışını ortaya koyuyor.

Kanadoğlu ayrıca akademisyen kimliği üzerinden kendisine ve benzer durumdaki adaylara yöneltilen “Avukatlık yapmadınız, koridorları bilmiyorsunuz” eleştirisine de doğrudan cevap verdi.

Eleştiriyi dikkate aldığını söyleyen Kanadoğlu, mesleğe yeni başlayan bir avukatın adliyede karşılaştığı engelleri bizzat yaşayarak tecrübe ettiğini belirtti.

CMK VE ADLİ YARDIM: EMEĞİN KARŞILIĞI

Kanadoğlu'nun özel olarak dikkat çektiği alanlardan biri CMK ve adli yardım kapsamındaki tahsilat krizleri.

Bu konu, yalnızca ekonomik bir mesele olarak değerlendirilmiyor. Savunma görevinin gereği gibi sürdürülebilmesi, avukatın emeğinin karşılığını zamanında alabilmesi ve adalete erişim mekanizmasının sağlıklı işlemesi bakımından da mesleğin temel tartışma alanlarından birini oluşturuyor.

İstanbul Barosu'nun mevcut sisteminde CMK görevlendirmeleri ve adli yardım görevlendirmeleri ayrı usullerle yürütülüyor. Baro'nun kendi bilgilendirmesinde de bu sistemlerin çalışma esasları ayrıntılı biçimde açıklanıyor.

Kanadoğlu’nun kampanyası ise bu alanlardaki tahsilat sorunlarını doğrudan seçim gündemine taşıyor.

BAĞLI ÇALIŞAN AVUKATLAR DA GÜNDEMDE

Bir başka önemli başlık, başka bir avukat veya hukuk bürosu yanında çalışan meslektaşların durumu.

Kanadoğlu, bağlı çalışan avukatların sorunlarını da mesleğin yapısal meseleleri arasında açıkça sayıyor.

Dolayısıyla ortaya konulan baro anlayışı yalnızca serbest çalışan veya kendi bürosunu işleten avukata değil; mesleğin farklı çalışma biçimlerinde karşılaşılan sorunlara da odaklanmayı amaçlıyor.

Bu yaklaşımın ortak paydasını ise avukatın ekonomik ve mesleki bağımsızlığının korunması oluşturuyor.

MESLEK ETİĞİ VE İLKELER: BARONUN PUSULASI AVUKAT

Avukat Hakları Grubu’nun seçim açıklamalarındaki dikkat çekici unsurlardan biri de baronun günlük siyasi ve ideolojik kutuplaşmaların bir uzantısına dönüşmemesi gerektiği yönündeki yaklaşımı.

Grup, kendisini seçim yarışında mevcut kutuplaşmalar dışında “üçüncü yol” olarak tanımlıyor ve on yıllık faaliyetinin merkezine avukatın haklarını yerleştirdiğini belirtiyor.

AHG'nin kendi açıklamasındaki ifade daha da net:

“Bizim pusulamız başından beri aynı yeri gösterdi: Avukatı.”

Bu çerçevede güçlü baro anlayışı; kişisel ilişkilerden, dar grup çıkarlarından veya geçici seçim hesaplarından ziyade mesleğin etik değerlerinin, kurallarının ve kurumsal ilkelerinin belirleyici olduğu bir yönetim anlayışı iddiasıyla ortaya konuluyor.

Kanadoğlu da son açıklamalarından birinde İstanbul Barosu'nu “kişisel ilişkilere ve dar grupçu anlayışlara” teslim etmeyeceklerini söyledi.

“YALNIZ DEĞİLSİN”

Avukat Hakları Grubu'nun yaklaşık on yıllık geçmişi de kampanyanın önemli dayanaklarından biri olarak sunuluyor.

Grup, 2016'dan bu yana adliye koridorlarında, karakollarda, haciz mahallerinde ve duruşma salonlarında mesleki sorunlarla karşılaşan avukatların yanında bulunduğunu belirtiyor.

AHG'nin baroya yüklediği anlam ise dikkat çekici:

“Yalnız değilsin.”

Grup, baroyu yalnızca bina, makam veya unvandan ibaret görmediğini; avukatların birbirlerine verdikleri kurumsal güvence olarak değerlendirdiğini açıklıyor. Kanadoğlu'nun adaylık metninde de aynı anlayış, baronun meslektaşının yanında “Buradayız” diyebilen büyük bir meslek ailesi olması gerektiği sözleriyle ifade ediliyor.

AKADEMİK BİRİKİM İLE AVUKATLIK PRATİĞİ AYNI MASADA

Kanadoğlu’nun seçim yarışındaki ayırt edici özelliklerinden biri, uzun yıllara dayanan anayasa hukuku birikimini avukatlık mesleğinin güncel sorunlarıyla aynı zeminde ele alması.

Kamuya açık mesleki profilinde kendisini “Anayasa Hukuku Profesörü, Avukat” olarak tanımlıyor.

Akademik çalışmalarını da sürdüren Kanadoğlu, yakın dönemde yayımlanan “Anayasa Mahkemesinin Temel Kararları Cilt 3” çalışmasının editörleri arasında bulunuyor.

Ancak seçim kampanyasının ağırlık merkezini akademik unvanlardan çok, bu hukuk birikiminin avukatın günlük sorunlarına nasıl yansıyacağı sorusu oluşturuyor.

SAVUNMANIN BAĞIMSIZLIĞI VE HUKUK DEVLETİ

Kanadoğlu’nun güçlü baro anlayışının diğer ayağını savunmanın bağımsızlığı oluşturuyor.

Adaylık açıklamasında hukukun üstünlüğünün nasıl savunulacağı, savunmanın ne kadar bağımsız kalacağı ve Cumhuriyet'in hukuk devleti idealinin İstanbul Barosu'nda yaşayan bir irade olarak sürdürülüp sürdürülemeyeceği sorularını gündeme taşıdı.

Kanadoğlu'nun anayasal konulardaki yaklaşımı da açık.

Anayasa'nın ilk dört maddesine ilişkin tartışmalarda değişikliğe karşı olduğunu kamuoyuna açıklarken, Cumhuriyet'in üniter ve laik yapısına ilişkin görüşlerini de dile getirdi. Bunlar Kanadoğlu'nun kendi siyasi-hukuki değerlendirmeleri olarak seçim kampanyasının hukuk devleti eksenini oluşturuyor.

İSTANBUL BAROSU'NDA BÜYÜK SEÇİM

2026 seçimi, ölçeği bakımından da dikkat çekiyor.

Güncel verilere göre İstanbul Barosu'nda 68 bin 220 kayıtlı avukat bulunuyor. İlk genel kurul toplantısının 10-11 Ekim'de yapılması; yeterli çoğunluğun sağlanamaması halinde seçimli ikinci toplantının 24-25 Ekim 2026'da Haliç Kongre Merkezi'nde gerçekleştirilmesi planlanıyor.

Aday tablosu da hareketli. 21 Eylül itibarıyla güncel haberlerde mevcut Başkan İbrahim Özden Kaboğlu, eski Başkan Ümit Kocasakal, Osman Korkut Kanadoğlu, Hasan Kılıç, Arife Gökkaya Dinç ve Atakan Selanik'in isimleri başkanlık yarışında yer alıyor. Kaynaklar arasında aday sayısına ilişkin farklılık bulunduğundan, seçim gününe kadar adaylık tablosunun değişebileceğini de not etmek gerekiyor.

BİR MAKAMDAN DAHA FAZLASI

İstanbul Barosu seçimlerinde sandığa gidecek avukatlar yalnızca yeni başkanı ve yönetim kurulunu belirlemeyecek.

Seçim sürecinde ortaya konulan programlar; baronun mesleki sorunlara nasıl müdahale edeceği, genç avukatın ekonomik güvencesinden CMK ve adli yardım sistemine, avukata yönelik şiddetten bağlı çalışanların sorunlarına, meslek etiğinden savunmanın bağımsızlığına kadar çok sayıda başlığın nasıl ele alınacağını da tartışmaya açıyor.

Kanadoğlu ve Avukat Hakları Grubu'nun açıkladığı yaklaşımın merkezinde ise meslektaşını yalnız bırakmayan, sorunları yalnızca tespit etmek yerine çözüm üretmeye çalışan, mesleki etik ve ilkeleri gözeten, savunmanın bağımsızlığını koruyan ve kurumsal gücünü avukatın arkasına koyan bir İstanbul Barosu hedefi bulunuyor. Bu, grubun ve adayın kamuya açıkladığı programatik çerçevedir; uygulanıp uygulanmayacağı ve diğer adayların programlarıyla nasıl karşılaştırılacağı seçim sürecinde avukatların değerlendirmesine açık olacak.

Kanadoğlu'nun adaylığını açıklarken söylediği sözler ise kampanyasının ana mesajını özetliyor:

“Bazı yollar bir makam için değil, bir emanete sahip çıkmak için yürünür.”

Ve o emanetin ne olduğunu da kendisi açıklıyor:

“Bizim emanetimiz savunmadır. Bizim sözümüz avukattır.”

İstanbul Barosu'nun yeni yönetimine ve bu anlayışlardan hangisine yetki verileceğine, sandıkta avukatlar karar verecek.

ANTALYA BUGÜN – ÖZEL HABER- Tahsin Babat

Yayın Tarihi
21.09.2026
Bu haber 1016 kişi tarafından okunmuştur.
Bu Haber İçin Yorum Yapın
NOT: E-Mail adresiniz web sitemiz üzerinde yayınlanmayacaktır.
CAPTCHA Image
Bu habere ilk yorumu yazan siz olun.

Arama Yap!