Aramak İstediğiniz Kelimeyi Yazn!

close
ONUR NUGAY
DÜN-BUGÜN-YARIN
mail_outline : onurnugay@gmail.com- onurnugay@hotmail.com
Dinle

Yayın Tarihi

28.09.2020

Okunma Sayısı

4392

Makaleyi Paylaş

Diğer Makaleler

Anadolu Arkeolojisi ve TRT 2

Arkeoloji mesleğini seçmem de çok büyük etkisi olmuştur, ortaokuldaki tarih hocamızın bir arkeoloji kulubü kurması...

 

Daha öncesinde de, başrollerini Tarık Akan'la Ayşegül Aldinç'in oynadığı Taşların Sırrı isimli televizyon dizisi...

 

Altı ile on yaşlarımın da küçük bir sahil ilçesinde geçmesinden kaynaklı olabilir, doğayla barışık bir çocukluğum oldu...

 

Bunun ne kadar değerli olduğunu ve bu konuda ne kadar şanslı bir çocuk olduğumu söylemeden geçemem.

 

Çocuk yaşlarda tadına vardığım özgürlük duygusunun, bir ömre bedelleneceğini nereden bilebilirdim o zamanlar.

 

Dünyaya gelen her canlının büyüdüğü gibi, ben de büyüyordum işte...

 

Büyüdükçe okullarım değişiyordu...

 

Okulların derecesi büyüdükçe sanki okulların duvarları da yükseliyordu...

 

Sokaklarda koşturup top oynamam gerekirken, bitmez tükenmez bir yarışın içerisinde, daha küçücükken ben, önceden tasarlanmış ve o mesleği yaparsam çok mutlu ve garanti bir hayatım olacağı yönünde bir yığın telkine maruz kalıyordum...

 

Bir de bizim memlekette şu vardır...

 

Bir şey yapacaksan, en iyisi olacaksın...

 

Ben bu cümleyi de, çok sınırlayıcı ,sıkıcı ve tehlikeli bulmuşumdur.

 

Birşey yapacağım mesela, hoşuma gidiyor, dur bir dakika yapma, en iyisi olacaksan öyle yap..

 

Bırak bırak vazgeç...

 

Kim bu en iyiyi belirleyenler, ne yaparlar, nerede yaşarlar hiç bilemedim...

 

Ne yerler ne içerler, nasıl yaşarlar o konuda da hiç bir fikrim yok...

 

Mesela insan bir şey yapar bundan keyif alır, mutlu olur.

 

Bu onun bireysel tatminiyle ilgili bir şeydir..

 

Bırak yapsın işte, hemen böyle bir zümre, hemen böyle bir jüri...

 

Hımm iyi yapmış...Hımmm yapamamış...

 

Bir bakıyorum koskoca sanata, bir bakıyorum edebiyata...

 

Aaaa...Olmamış, yapamazsın diyenlere inat üretmekten vazgeçmeyenlerle dolu...

 

Zamanında Babıalideki, bu olmamışcıları, öyle olmaz böyle olurcuları, dinleseydi mesela Sait Faik, bugün olur muydu ?

 

Vazgeçmeyip yaratanları izliyor ve okuyoruz hala...

 

Resimle ilgilenen bir kişi neden müzik yapamasın mesela, ya da bir doktor neden şarkı söylemesin, Hem Fotoğrafçı hem de bankacı olamaz mı insan, Kimya mühendisi olup Ebru sanatıyla ugraşamazmıyız ? İyi bir sporcu olup aynı zamanda neden muhasebecilik yapmayalım. Eczacı olup beste yapamaz mıyız biricik hayatımızda...

 

İşte hem bu soruları sorarken hem de okula giderken , bir yandan da arkeoloji kulubünde belgeseller izletiyordu bize Türker Hoca...

 

Üşenmiyordu, TRT 2 deki arkeoloji belgesellerini evde beta kasede kaydediyor, arkeoloji kulubünde bize izletiyordu.

 

Charles Fellows'u orta iki de biliyordum ben mesela..

 

Efendim uzun lafımın kısası;

 

Şimdi de yine TRT 2 de aynı şeyi yapan Ümit Işın beyfendinin sunduğu Anadolu Arkeolojisi programı var...

 

Ortaokul sıralarında bana arkeolojiyi öğreten Tarih öğretmenime benzetiyorum onu...

 

Anadolu Arkeolojisi Programını sunuyor Ümit Işın Hoca...

 

Kimbilir kaç eve giriyor kimbilir kaç tane çocuğun hayallerini değiştiriyor...

 

"Arkeolojinin halka inmesi gerekir diyordum hep...

 

Bana kızıyorlardı...

 

Çok kopuğuz halktan, halk evet korumak istiyor ama neyi koruyacağını bilmiyor diyordum..."

 

Arkeoloji zengin mesleği olarak görünüyor, bundan kurtulmalı diyordum...

 

İngiliz Aristokrasisinin gezebilen seyyahlarının; siz anlamazsınız bunun ne olduğunu, çekilin ben biliriminden, herkesin anladığı ve anlayarak sahiplendiği bir şey olmalı diyordum...

 

Koruduğunun ne olduğunu bilmezse insan, korumacılığın sürekliliği nasıl sağlanabilirdi ki ?

 

Ya kızıyordun ya da umursanmıyordum.

 

Gerçi hoş bu kızanlar ve umursamayanlar da, bir şey yapıyorsan en iyisini yapçılardan farklı değillerdi...

 

İzlemeye doyamıyorum programı,

 

Ümit Hocanın yalın ve akıcı dili, tarihi bir eseri, mimari bir öğeyi ya da sosyal bir etkinliği tanıtırken günümüzle kurduğu bağlarla izleyiciye sıkıcı olmadan yaptığı geçişleri, tarihsel dönemler arasındaki benzetmeleri, antik çağ coğrafyasını anlatırken güncel yer tarifleri, yapılan kazılar da emek verenlere teşekkür ederek vefa göstergesi...

 

Yıllar önce bir TV programına katılıp sorunlarımızı anlatmıştım, şaşırmıştım kaç tane soru gelmişti, Bir lise son sınıf öğrencisi sosyal medya hesaplarımdan ulaşmıştı mesela, hepsini cevaplamıştım....

 

Şimdi bu programı tüm ülke izliyor, dönüşü aynı suya atılan bir taşın halkaları gibi olacak...

 

Taşların Sırrı' nın ve Türker Hocanın bana dokunduğu gibi, o halkalar tekrar birer halka olacak, kim bilir nerelere kimlere dokunacak...

 

Bu anlamda bir çok programıyla takip ettiğim TRT 2 yi de tebrik etmek gerekir...

 

Yine bizim memlekette diye başlayacağım ama gerçek bunlar...

 

Yapılan iyi bir şeyi tebrik etmek zor geliyor bizim topluma...

 

Hâlbuki ki; Tebrik etmek, teşekkür etmek ne güzeldir...

 

Tebrik edelim ki daha da güzel şeyler çıksın değil mi ortaya, teşekkür edelim ki daha da mutlu olalım hepimiz...

 

Sadece iki cümleyle bitirmek istiyorum yazımı;

 

"Teşekkür ederim, tebrik ederim..."

 

MAKALE Yorumları